Mavi ışık gerçeği… Uykusuzluk ve kansere neden olduğu doğru mu?

Hep engin gökyüzü ve sakin denizlerle ilişkilendirilen mavi renk, tarihsel olarak daha ferahlatıcı ve doğal olamazdı.

Ancak yapay aydınlatmalı hayatlarımızdaki mavi ışık yayan LED’lerin yayılması nedeniyle mavi ışık, mahmur gözler, uykusuzluk ve sirkadiyen ritmin bozulması sonucu ortaya çıkan sağlık sorunlarıyla anılır oldu.

Gözlerimizin görebildiği ve güneş tarafından yayılan ışık dalgaları spektrumu arasında, Dünya atmosferindeki moleküller tarafından en çok yansıtılan, yani saçılan, kısa boylu “mavi” olanlardır. Gökyüzünün mavi olmasının sebebi de budur.

Peki neden mavi ışık bizler için bu kadar zararlı? Bu ayın başlarında, Lancet Psychiatry’de yayımlanan bir çalışma, 91.105 orta yaşlı insandan toplanan verileri inceledi ve uyku düzeni bozuk olanların depresyon ve bipolar bozukluğa daha yatkın olduklarını buldu. Çalışmanın yazarlarından, Glasgow Üniversitesi’nden Profesör Daniel Smith, en kötü etkilenenlerin, “çok kötü uyku hijyenine sahip olanlar olduğunu söylüyor –yani gece yarısı mobil telefonlarından Facebook’a bakanlar ya da kalkıp çay demleyenler.” Uyku uzmanlarının artık çok bilinen tavsiyesini tekrar vurguluyor: Elektronik cihazları uykudan bir saat önce kapatın.

Mart ayında kamu sağlığı idaresi başkanı Sally Davies, mavi ışığın potansiyel zararlarıyla ilgili daha fazla araştırma yapılmakta olduğunu söyleyip mavi ışık yayan cihazların dikkatli kullanılmasını tavsiye etti. Ardından Nisan ayında Barcelona Institute of Global Health’ten (Barcelona Global Sağlık Enstitüsü) araştırmacılar, meme ve prostat kanserindeki artışı, gece mavi ışığa maruz kalmakla ilişkilendirdiler (bir ilişki bulundu, ancak ışığa maruz kalmanın, sirkadiyen ritmi bozarak kansere sebep olup olmadığı tam bilinmiyor).

Bildiğimiz ise, kısılmamış LED ekranların ve lambaların, akkor flamanlı lambalar gibi geleneksel ışık kaynaklarına göre daha fazla mavi ışık yaydığı. Üstelik artık eskiden hiç olmadığı kadar çok fazla arkadan aydınlatmalı cihazlar kullanıyoruz: Işıklar sönene kadar sosyal medyaya bakıyor, banka hesabımızı kontrol ediyor, ağır iş yüküyle uğraşıyoruz.

Üreticilerin daha parlak LED lambalara geçmesinin sebebi verimlilik. Public Health England’ın radyasyon, kimyasal ve çevresel tehlikeler merkezinden John O’Hagan, geleneksel akkor flamanlı lambaların “% 95 ısı ve yalnızca % 5 ışık ürettiğini” söylüyor. Isınmamasının yanı sıra, etkileyici bir renk çözünürlüğüne sahip LED ekranların daha ince, daha hafif, daha dayanıklı olmak gibi ek faydaları var.

Mavi ışıkla ilgili tükenmez endişelerin bir göstergesi de mavi ışık engelleyici ürünlerin sayısındaki artış. Bunlara, cildi telefonlardan ve dizüstü bilgisayarlardan yayılan ışıktan koruyan güzellik ürünleriyle mavi ışık engelleyici lensler de dahil. Laboratuvar deneylerinde mavi ışığa yüksek oranda maruz kalmanın hayvan retinasına hasar verdiği kanıtlandı ancak mevcut maruz kalma seviyelerinin insan gözüne zarar verdiğine dair hiçbir kanıt yok. “Mavi ışık tehlikesi etrafında dönüp duran yanıltıcı bilgiler biraz kontrolden çıkmış durumda,” diyor O’Hagan. 2015 yılında, mavi ışık filtreleyen lenslerin tüketicileri retina hasarı ve göz yorgunluğundan koruduğuna dair Boots Opticians’ın yaptığı bir reklam, Advertising Standarts Authority (Reklam Standartları Kurumu) tarafından yasaklanmıştı. O’Hagan’ın söylediğine göre, araştırmacılar cihazlardaki mavi ışık seviyelerini test ettiğinde, uzun kullanımda dahi uluslararası maruz kalma limitlerine yaklaşmadığını, ancak bulutlu bir günde dışarıda dolaşarak maruz kalacağınızın çok altında bir seviye bulunduğunu söylüyor. “Dizüstü bilgisayarda çalışmak,” diyor, “dışarıda dolaşmak ve göğe bakmakla –güneşe değil, gökyüzüne- karşılaştırıldığında hiçbir şey.” Eğer insanlar tek başına mavi ışığa maruz kalmaktan zarar görseydi, bunu LED ekranlar hayatlarımıza hükmetmeden çok önce öğrenmiş olurduk. “Bu konuda halen bilmediğimiz çok fazla şey var,” diye kabul ediyor, “ama mavi ışığın tek başına bu tip zararlara neden olmadığına oldukça ikna olmuş durumdayım.”

Kamu sağlığı için daha büyük endişe yaratan şey, mavi ışığın sirkadiyen ritmi kontrol etmedeki görevi. “Eski zamanlarda,” diyor O’Hagan, “güneş batar batmaz uyunur ve güneş doğar doğmaz uyanılırdı. Gününüzü yapay aydınlatmayla uzatmak doğal değil. Bir de insanlar, akşamları, 20-30 yıl önce yapmadıkları faaliyetleri yapıyor ve bu uyarıcı etki de muhtemelen ışığın kendisinden daha fazla oluyor.”

“Çok da uzun bir zaman önce değildi,”diyor, “televizyonunuz, odanın bir köşesinde duran görece ufak bir cihazdı. Şimdi bütün duvarı kaplayan bir TV’niz var; her yanınızı çevrelemiş durumda. Bunun etkisini bilmiyoruz; belki de sorun oluşturmuyordur. Ama bunu araştırmamız gerekli.”

Oxford Üniversitesi uyku ve sirkadiyen nörobilim enstitüsünden (SCNi) Stuart Peirson, “Mavi ışık şeytani değil,” diyor. “Şafakta ve gün batımında özellikle spektrumun mavi bölümündeki değişiklikleri alırız. Böylece bedenlerimiz bu değişiklikleri tespit edebilecek şekilde evrilmiştir çünkü bunlar biyolojik saatlerimizi ayarlamak için önemli şeylerdir. Olan şu ki; daha sonra ışık yayan cihazlar icat ettik ve etrafımızı bunlarla doldurup bunların müptelası olduk. Gece yatağa girdiğinizde gece lambanıza 10 dakika gözünüzü dikip bakarsanız bu sizin biyolojik saatinizi değiştirecektir. Ama işte kimse bunu yapmaz.”

Mavi ışık konusuna odaklanmamız, 15 yıldan uzun bir süre önce, gözümüzde ışığı tespit eden bir fotoreseptör olduğunu ve amacının görsel tepkiden çok sirkadiyen tepki olduğunu keşfetmemizle başladı. Bunlar, sirkadiyen saati ayarlama, uyku-uyanıklık ve melatonin gibi hormonel tepkileri düzenlemeyi içeriyor.” Yani çubuk ve koniler (çubuklar gece görüşü, koniler parlak ışık ve renk görüşü için) olarak bilinen görsel fotoreseptörlerimizin yanı sıra, sirkadiyen tepki için fotoduyarlı retinal gangliyon hücrelerimiz var ve bunlar özellikle mavi ışığa duyarlı.

“Ancak peşi sıra öğrendiğimize göre, [bir ışık frekansları spektrumuna duyarlı olan] çubuklar ve koniler, aynı zamanda sirkadiyen tepkiyi düzenlemeye yardımcı olurken fotoduyarlı retinal gangliyon hücreler de ışık ölçer olarak iş görüyor. Fotoduyarlı retinal gangliyon hücreler özel olarak mavi ışığı emmez; sadece bunu, örneğin, kırmızı ışıktan daha iyi emer. “Mavi ışığı ortadan kaldırırsanız,” diyor Peirson, “sirkadiyen sistem daha az da olsa yine de aktive olur.”

Evin ışıklarını kısmaya ya da cihazlarınıza uykudan önce veda etmeye hazırlıklı değilseniz, bu sorunla başa çıkmanın daha akıllıca bir yolu “ekranın renk sıcaklığını –ne sıcaklıkta ya da soğuklukta olacağını- değiştirmektir.”

Ne yazık ki, bunu yapmanın faydasıyla ilgili Peirson’ın bildiği tek çalışma olan f.lux isimli yazılım kullanılarak yapılan çalışma yetersizdi. “Ama aslında sadece parlaklığı kısmak bile bir fark yaratacaktır,” diyor Peirson. “Çoğu cihazın sunduğu gece modu, ekran parlaklığını kısar. Gece modunuz yoksa bile LED aydınlatmayı %50 kısmak, şu gangliyon hücreleri için flüoresan ya da akkor flamanlı lambadan daha az parlaklık sağlayacaktır.”

Peirson, Harvard’dan bir arkadaşının şu tespitine bayılıyor: Işık pek çok yönden ilaç gibidir. “Hem faydalı hem de zararlı amaçlarla kullanılabilir. Önemli olan ona ne zaman ve ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu bilmektir.”

Uzun süre bilgisayar kullandıktan sonra gözlerimizin yorulmasının sebebi de mavi ışık mı? Londra Şehir Üniversitesi’nde klinik görsel bilim profesörü olan John Lawrenson buna inanmıyor.

Mavi ışığı bloke eden lenslerle ilgili sağlam bir çalışmayı incelediğinde, “mavi ışığı bloke eden lenslerle standart lensler arasında kayda değer pek az fark” buldu. Kısmen bunun nedeni, bu lenslerin mavi ışığın çok küçük bir kısmını bloke etmeseydi ama aynı zamanda, yeni bir terim olan “dijital göz yorgunluğunun” başka pek çok bileşeni olabileceğini söylüyor: yanlış gözlük kullanmak, göz kuruluğu ya da sadece bilgisayar başında çok uzun kalmak.

Çocukların gözleri mavi ışığa daha duyarlıdır, çünkü “yaşlandıkça mavi ışık görüşümüz azalır. 20’lerinize geldiğinizde mavi ışık görüşünüz işe yaramaz hale gelir,” diyor O’Hagan. Ancak genelde pek çok insan bu sorunlardan herhangi birinden etkilenmiyor. “Bazı insanlar ise etkileniyor ve bunu bildikleri için belki de uyumadan en az bir saat önce cihazlarını kapatmalılar.

Mavi ışıkla konunun hiçbir ilgisi olmayabilir de. Belki de sorun sadece ışıktır; uzun süre ışığa bakmak ve uyarılmaya devam ediyor olmaktır. Bu konuda sorun yaşayanlar; daha önce böyle sorunları var mıydı? Özel olarak ışığa mı duyarlılar? Bunu bilmiyoruz.”

Ve elbette gözler de farklılık gösterir, tıpkı sirkadiyen ritim gibi; yalnızca tarlakuşları ve baykuşlar yoktur, bu ikisi arasında kocaman bir spektrum bulunur. “İnsanların yapabileceği en iyi şey; öğle vakti dışarı çıkmak. Akşamüstü alacağınız ışığın, öğle vakti alacağınız parlak ışıktan çok daha az önemli olduğuna dair birçok kanıt mevcut.” Ve bir yandan internet son derece yararlıyken, “insanların bir süre hiçbir şey yapmadan durması da önemli. İyi bir uyku uyumak istiyorsanız, uykuya hazırlanmanız gerekir.”

Haber kaynağı: https://www.theguardian.com/lifeandstyle/2018/may/28/blue-light-led-screens-cancer-insomnia-health-issues