Bebeğin altını kim değiştirecek?

    Uzun zamandan beri bilgisayarın başına yazı yazmak için oturmuyorum. Mart 2018 itibariyle basılı olarak PLD Türkiye’ye veda ettiğimizden beri de 4 yazı yazmışım. Bazen günlerce içinden çıkamasam, kendimi ifade edebilmek için kelimeler ile boğuşsam da, daha bu ilk cümlelerden görüyorum ki yazmayı da, dergi gibi, özlemişim. 2020’nin istek listesine daha çok yazmayı şimdiden eklemiş olayım.

    Başlığı görünce şaşırmış olabilirsiniz. Aydınlatma tasarımı ile çocuk bezi arasında nasıl bir ilişki kurulabileceği ilk başta hemen akla gelmiyor. Haklısınız ama bağlantı tahmin ettiğinizden daha güçlü, lütfen izin verin, açıklayayım.

    Her ne kadar son yıllarda, azalma eğilimi gösterse de, profesyonel hayatımın çoğunu aydınlatma tasarımcısı mesleğinin neden var olması gerektiğini ve aydınlatma tasarımının neden önemli olduğunu açıklayarak geçirdim. Bazen yazılı bazen sözlü olarak tekrar tekrar kullandığım cümleler ve analojiler ise zamanla değişti ve dönüştü. Son 3 yıldır ağzımdan düşmeyen, yaratıcısı da olmadığım bir analojiyi ise yazıya dökmediğimi fark ettim. Sahibi, Türkiye’de konuşmacı olarak misafir etme şansı da bulduğum, arkadaşım, İsveç’li önemli aydınlatma tasarımcısı Kai Pippo. Türkiye’de gösterimini de gerçekleştirdiğimiz “Perfect Light” filminde rastladığım Kai’in yaklaşımı ilk duyduğumdan beri benimle yaşıyor. İşte bu yazı bununla ilgili.

    Işık mucizevi bir olgu. Her ne kadar, günlük koşturmaca içerisinde unutsak da, dış dünya ile ilişki kurmamız için olmazsa olmaz şey ışık. Beynimize ulaşan bilgi ve mesajların %80’i gözümüz aracılığıyla yani ışık sayesinde ulaşıyor. Gözünüzü kapatıp bir orman hayal edin desem ilk aklınıza gelecek görüntü, ağaçlar arasından süzülen ışık huzmeleri olacaktır. Fiziksel olarak hem parçacık hem de dalga özelliği gösteren ışık, yetmezmiş gibi kuzey ışıkları veya yağmur sonrası ortaya çıkan gökkuşağı gibi mucizevi doğa olaylarında da başrolde.

    O yüzdendir ki hepimiz ışığı severiz. Yapı sektörü de bir istisna değil. İşveren, mimar, elektrik mühendisi vb, tüm paydaşlar, ışığı, aydınlatmayı seviyor. Aynı bir bebek gibi. İstisnalar hariç olmakla beraber, neredeyse hepimiz ufak bir bebek gördüğümüzde sevinir, öpüp koklamak isteriz. Ne zaman ki bebek altına yapar, işte o zaman, aile devreye girip bebeğin altını değiştirir. Yani bebeğin bir sorumlusu vardır.

    Peki ya yapı üretim sürecinde ışığın sorumluluğunu kim alacak? Eğer işler iyi gitmez ve aydınlatmada problem çıkarsa, sorumlusu kim olacak? İşte Kai Pippo diyor ki, yapı üretim sürecinde ışığın & aydınlatmanın yani herkesin göz bebeğinin sorumluluğu, aydınlatma tasarımcısındadır. Bebeğin tüm ihtiyaçlarını belirleyen ve problem çıktığı anda da müdahale edebilecek tek kişi yine aydınlatma tasarımcısıdır. Yani gerekirse bebeğin altını da aydınlatma tasarımcısı değiştirir.

    İtiraf etmem gerekiyor ki, bu yazının yazılmasında kişisel hayatımdaki önemli bir gelişmenin de etkisi var. 20 Ekim 2019 tarihinde oğlum (Can Güneş) dünyaya geldi. Yapı sektöründe olmasa bile, o günden beri evde bebeğin altını ben değiştiriyorum.  

    Emre Güneş

    Kendisi küçük ayakları kocaman Can.