Yeni LRC Araştırmasının Değerlendirmesi: Katı Hal Aydınlatmasından Mavi Işık Tehlikesine

Katı hal aydınlatmasının ışık yayan diyot (LED) teknolojisinin kullanılmaya başlanması aydınlatmanın insanlara fayda sağlayan gece görüşlerin iyileştirilmesinden aydınlık ve güvenlik algılarının geliştirilmesine ve sirkadyen ritimlerin yönetimi için spektral ayarlamaları gibi yönleriyle haklı sayılır bir ilginin odağı oldu. Ancak Amerikan Tıp Birliği (AMA) tarafından yayınlanan yakın tarihli bir rapora göre, LED aydınlatmasının artan popülaritesi, ışık kaynakları, ışık kirliliği, rahatsız edici parlamalar, sirkadyen bozulmalar ve retinal dekolman gibi bu yeni ışık kaynağının istenmeyen etkileri konusunda yeni sorular ortaya atıyor ve eski kaygılar uyandırıyor.

Rensselaer Politeknik Enstitüsündeki Aydınlatma Araştırma Merkezi’nin (LRC) yeni bir çalışması, mavi ışık tehlikesini pratik ve niceliksel bir yaklaşımla değerlendiriyor. Çalışmanın sonuçları “Uluslararası İş Güvenliği ve Ergonomi” dergisinde “Katı Hal Aydınlatmasından Mavi Işık Tehlikesinin Değerlendirilmesi” başlıklı bir makalesinde yayınlandı.

Bu çalışmada LRC araştırmacıları John Bullough, Andrew Bierman ve Mark Rea, akkor lamba, floresan, LED ve gün ışığı kaynaklarının spektral ışınım enerjisi özellikleri Illuminating Engineering Society (IES) ve the Commission Internationale de l´Éclairage’ın (CIE) mevcut mavi ışık hesaplama prosedürleri açısından değerlendiriyor. Bu yazıda iç ve dış mekanlarda yaygın olarak kullanılan ışık kaynakları arasında anlamlı ve niceliksel karşılaştırmalara izin vermek için veriler sunarken mavi ışık hasarını potansiyel olarak etkileyebilecek vakalara özel dikkat çekiyor

Çalışma sonuçları gösteriyor ki kullanım durumlarının çoğunda, LED’ler akkor lambalar da dahil olmak üzere diğer ışık kaynaklarından daha fazla mavi ışık riski taşımıyor. LED’ler normal kullanım durumlarında diğer yaygın ışık kaynakları üzerinde mavi ışık tehlikesine özel problemler çıkarmıyor, çünkü bakış açımızı küçültme ve ters çevirme gibi doğal fotofobik yanıtlarımız parlak ışığa maruz kalmayı sınırlıyor. Ancak göz ameliyatı sırasında veya prematüre bebeklerde olduğu gibi fotofobik tepkilerin oluşmayacağı durumlarda dikkatli olunması gerekir.

AMA gibi bazı kuruluşlar, renk sıcaklığı (CCT) 3000K’yi aşan LED’lerin kullanılmasına karşı durduklarını belirtseler bile LRC araştırması, mavi ışık riskini önlemenin öncelikle ışık kaynaklarının parlaklığını kontrol etmekle ilgili olduğunu ve özellikle, sanılanın aksine, CCT değerinden ise spektral dağılım ile daha çok ilgili olduğunu buldu.

LRC araştırmasının yazarları, 2856K’lık şeffaf bir akkor filaman lambanın 6500K olan LED ışık kaynağına göre daha büyük bir mavi ışık riski ile ilişkili olabileceğinin altını çizerek, CCT’nin mavi ışık tehlikesinin potansiyelini belirlemek için bir metrik olarak kullanılmaması gerektiğini belirtti.

Spektral parlaklık dağılımı, özellikle fotofobik tepkilerin ortaya çıkmayabileceği durumlarda mavi ışık hasarını tahmin etmek için bilinmesi gerekenlerden. Hem bu durumlar hem de genel aydınlatma uygulamaları için, LRC araştırması yazarları, mavi ışık tehlikesi riskini düşürmek için öncelikle göz kamaşmasını azaltan mercekler, bölmeler ve difüzörlerin kullanılmasını öneriyorlar.

Daha fazlası için:
Dünya çapında 200’den fazla merkezden katılımla yapılan LRC Mart 2017 web seminerinde mavi ışık tehlikesi de dahil olmak üzere AMA raporunda gündeme getirilen konularda pratik ve bilimsel tavsiyeler sunuldu. Web seminerine ilişkin bir videoyu https://youtu.be/2BcfcONrm58 adresinde bulabilirsiniz. Ayrıca sunum slaytlarına http://www.lrc.rpi.edu/resources/newsroom/AMA_presentation.pdf adresinden ulaşılabilirsiniz.

Haberin kaynağı: http://www.lrc.rpi.edu/resources/newsroom/pr_story.asp?id=378#.WeRL7xOCzOR


Also published on Medium.