Yapay aydınlatmaya karşı “kamp” deneyi

PLDKampTarih boyunca insanlar, güneş kaybolduktan kısa bir süre sonra yatmaya giderken sabahları şafak söktüğünde uyandılar. Eski dönemlerde mumlar ve gaz lambaları vardı ancak ışık fazla parlak olmadığı için erken yatmada bir problem teşkil etmiyordu.

Sonra Thomas Edison’ın keşfiyle beraber akkor flamanlı lambalar hayatımıza girdi ve uyku alışkanlıklarımız dahil her şey tamamen değişti. Bu yüzden geceleri uyumak konusunda bir sorununuz varsa belki de Edison’ı suçlamalısınız…

Colorado Üniversitesi’ndeki bilim adamları eğer güneşin kendi saatine göre yaşarsanız en azından bir saat daha erken uyumak ve bir saat daha erken uyanmak isteyeceğinizi söylüyor. Bu araştırmacıların yaptıkları bir deneyin verilerine göre doğal ritmimize uygun şekilde yaşarsak çok daha az halsizlik hissedeceğiz ve içsel saatimizle (bio-ritim) dışsal gerçeklik birbiriyle senkron içinde olabilecek.

Dış çevre ile uyku arasındaki bağlantısızlık; neredeyse bitmeyen günlerin olduğu Arktik yaz aylarında Alaskalılar’ın neden uyku güçlüğü yaşadıklarını ve uzun kış gecelerinde neden depresyona girdiklerini kanıtlıyor.

Colorado Üniversitesi’nin deneyinde katılımcılar daha normal bir hayat sürdüler, önce günlük yaşamlarına devam ettiler. Boulder’den Psikolog Kenneth Wright deneyle ilgili şöyle konuşuyor: “Bizler uyku güçlüğü olan kişilerle çalışmadık. Normalde uyudukları uyku miktarı değişmedi. Değişen uyku ve içsel saatlerinin zamanlarıydı.”

Araştırmacılar 30 yaş civarı sekiz yetişkinle birlikte bu çalışmayı yaptılar ve bir hafta boyunca onları normal yaşamlarında takip ettiler. Katılımcılar zamanlarının çoğunu çalışırken, yemek yerken, ders yaparken ya da uyurken “iç mekânlarda” geçiriyordu. Yani karşılaştıkları “ışıkların” çoğu yapaydı. Sonrasında araştırmacılar bu sekiz katılımcıyı bir kampa gönderdi. Kamp sırasında uyku ve ışık günlük olarak, melatonin hormonunun salınımı ise her saat başı ölçülüyordu.

Pensilvanya Üniversitesi’nde Uyku Araştırmacısı Psikolog Namni Goel melatonini “karanlık hormonu” olarak nitelendiriyor. Bilim adamları bu hormonu foto-periodları ya da organizmaların gün ışığına ve karanlığa karşı döngülerinin fizyolojik olarak tepkilerini ölçmek için kullanıyor. Goel: “Melatonin geceleri doğal olarak artıyor ve gün içinde ışık tarafından baskılanarak düşüyor. Bu hormon aynı zamanda uykuya geçişi kolaylaştırmak için vücudun ısı derecesini düşürüyor. İnsanlar genellikle uykuya kolay geçiş için melatonin ilaçları kullanır.” diyor.

Bir haftalık çalışma sonrasında ise Colorado Üniversitesi deney katılımcıları Rockies’de kamp yapmaya gönderildi. Yapay aydınlatmanın yerine gün boyu sadece gün ışığına geceleri ise kamp ateşine maruz kaldılar. Güneş ışığına maruz kalış yoğunlukları ise iç mekânlarda geçirdikleri zamana kıyasla tahminen dört kat daha fazla yoğunluktaydı. Işığın doğası da gün için de değişiyordu. Örneğin gün ortasında parlak beyaz iken gün batımından hemen önce altın renginde bir hal alıyordu. Bu bir haftalık kamptan sonra katılımcıların melatonin seviyelerine tekrar bakıldı. Sonuçlara göre melatonin salgılanması iki saat önceye çekilmişti ve katılımcıların uykuya dalışları da normal zamanlarından bir saat öncesine gerilemişti. Wright’a göre vücutları adeta kendilerini yeniden kutluyordu. Deney bulgularına göre katılımcılar dışarıda oldukları zamanlarda melatonin seviyeleri ve gün ışığı döngüsü çok daha düzene girmiş durumdaydı.

Işık ve uyku arasındaki ilişki ve bir insanın ne kadar uykuya gereksinimi olduğu bugüne kadar birçok deneyin konusu oldu. Bazı deneylerde katılımcılar haftalarca tamamen karanlık mağaralarda yaşadı. Böylelikle 24 saatlik ışık ve karanlık döngümüzün vücut için ne kadar gerekli olduğuna dair sonuçlar çıkarıldı. Goel’e göre vücudumuzun “bir gün” olarak varsaydığı zaman 24.3 saate denk geliyor. Goel ve Colorada Üniversitesi araştırmacıları bu deneyin sekiz katılımcıyla gerçekleşen “küçük çaplı” bir araştırma olduğu konusunda da hemfikirler. Buna rağmen bugüne kadar yapılan deneylerle benzer sonuçları taşıdığı da aşikar.

Haber: Joel N. Shurkin and Inside Science News Service Paul Carrol/Flickr
Haber kaynağı: http://www.scientificamerican.com/article/trouble-sleeping-go-campi/