Close

02 August 2010

Uzmanlık dalı olarak aydınlatma tasarımı

Doğan Hasol’un temmuz ayında kendi kişisel web sitesinde yayınladığı “İçmimar Mimara Karşı” adlı yazısına abonesi olduğum bir e-posta grubu sayesinde ulaştım. (bakınız: http://bit.ly/9HNQEM) Hasol, yazısında İç Mimarlar Odası’nın Mimar Kerem Erginoğlu ve Mimar Hasan Çalışlar aleyhine savcılığa yaptığı suç duyurusu temelinde mimarlık mesleği ve bağlı uzmanlık dalları arasındaki ilişkiyi inceliyor. Yazının aydınlatma tasarımı çerçevesinde okumasını yaptığımda karşıma çıkan sorular ise ilginç.

Öncelikle ilk dikkatimi çeken aydınlatma tasarımı isminin bir uzmanlık dalı olarak geçmemesi. Ancak açıkcası ne bu beni şaşırtıyor ne de Doğan Hasol’u bu konuda eleştirebilirim. Meslek olarak aydınlatma tasarımcılığının kabulü ve tanınması için daha uzun yollar gitmemiz gerektiği aşikar.

Hasol yazısında şöyle bir tespitte bulunuyor. “Türkiye’de mimarlık mesleğinin kapsamı ve sınırları zorlanıyor. Mimarlık şu anda yetki sınırları belli olmayan yan ve alt uzmanlık dalları arasında sıkışıp kalma yolunda… Kentsel Planlama, Kentsel Tasarım, Peyzaj Mimarlığı, İçmimarlık… Yetki sınırları tam belirlenmemiş bütün bu dallar kendi konumlarını yasal çerçevelere oturtma çabasındalar. Ne var ki çerçeveler o kadar geniş çizilmeye çalışılıyor ki sonunda mimarlara çalışma alanı kalmayacak gibi görünüyor.”

PLDA Derneği olarak Avrupa Birliği seviyesinde Aydınlatma Tasarımcılığı mesleğinin tanınması için lobi faaliyetlerimiz bir süredir devam ediyor. Er ve geç bu mesleğin de resmi olarak tanınacağını ve çizgilerinin belirlenmesi gerektiğini görebiliyoruz. Bu noktaya geldiğimizde acaba mimarlar aynı kaygıya sahip olacaklar mı? Hatta meslek çizgisi sınırları sadece mimarlar ile çakışmıyor, elektrik mühendisleri de kendileri aynı dertten muzdarip hissedebilirler. Tabii ki bu mesleğin varlığına inanan bir insan olarak iki meslek grubunun da bir projede aydınlatma tasarımcısı olması için dua etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bilinçli profesyonellerin de bu kanıya katılacağından eminim. İmza attığınız projede kimsenin sahiplenmediği, sorumluluk almadığı ve ücretini talep edemediği işleri üstüne alan başka biri… Kim buna hayır diyebilir ki?

Hasol’un yazısına döndüğümüzde şu cümlesi beni düşündürdü: “Bugün ev kadınlarının bile profesyonelce çalıştığı bir iş ortamında iç mimarların mimarları dışlamaya kalkmaları anlaşılır bir durum değildir.” Kendisinin ifade ettiği bir durumdan şikayetçi olmaktan çok küçümser bir ifade kullanmasını yadırgadım. Bugün aynı şikayet aydınlatma tasarımcılığı mesleği için de var olabilir. Kimin aydınlatma tasarımcısı olduğu kimin “bağımsız” olarak aydınlatma tasarımı hizmeti verdiği bizim de sektör olarak tartıştığımız bir konu. Bu konudaki duruşum başından beri aynı. Ben biraz da Adam Smith’in dediği gibi (Türkiye’de bu söylemi bolca seslendiren Turgut Özal gibi) “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” diyorum. Yani bugün kim çıkıp kartının üzerine “aydınlatma tasarımcısı” yazıyor, marka bağımsız olarak bu servisi verdiğini söylüyor ise benim kabulümdür. Bu konuda ne yargıç ne de savcı olmanın gerekli olmadığını düşünüyorum. Başarı kriteri olarak ortaya çıkan projeleri ve devamlılık konusunu koymamız yeterli. Merak etmeyin, söylediği hizmeti veremeyen veya vermeyen kimsenin bu pazar şartlarında tutunabileceğini düşünmüyorum. Hele ki ülkemizde sayısı 10’a ulaşamamış bir meslek için ilk günden kim kim kavgası veya eleme mantığı işlemeyecektir.

Yazıda Hasol’un katıldığı İçmimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı Adil Öngel’in “Biz mimarla birlikte çalışırız, ama mimarların bizi tercih etmesi lazım” saptaması ise yine aydınlatma tasarımcılarının mottosu olmak zorunda. Bazı aydınlatma tasarımcılarının işverenle direkt çalışmayı tercih ettiğini biliyorum. Ancak mimarın ikna olmadığı bir projede işbirliği kapılarının da çok açık olmayacağı kesin. Mimarın işe aldığı bir aydınlatma tasarımcısı konumlamasının da çok sağlıklı olmadığını düşünüyorum. Sanki ideal durum, işverenin altında yer alan ama mimarın briefine göre çalışan bir aydınlatma tasarımcısı olacaktır.

Uzun zamandır yazmak istediğim konuları böyle bir yazı ile kaleme almamı sağladığı için Doğan Hasol’a teşekkür ederim. Şu notu düşmek lazım: Yazdıklarım benim düşüncelerimdir. Mesleğin sağlıklı gelişimi için yavaş yavaş bu konuları daha çok tartışmamız gerektiğini düşünüyorum. Lütfen yorumlarınızı paylaşmaktan çekinmeyin.

Bir sonraki sayımıza kadar ışıkla kalın…

Emre Güneş
Professional Lighting Design Türkiye

+ posts

Emre Güneş, Ağustos Teknoloji neferi. PLD (Professional Lighting Design) Türkiye dergisi editörü. Endüstri Mühendisi. Galatasaray Üniversitesi Mezunu. Kurumsal hayatta geçirdiği 10 ay sonrası, aile şirketi içerisinde üzerine düşen görevleri yerine getirmek üzerine kariyerini çizdi. Hiç alakası olmadığı bir işe (editörlük), hiç alakası olmadığı bir sektörde (aydınlatma) girme sebebi de budur. 2006 yılından beri olan bu süreçte, sürekli olarak “aydınlatma tasarımı” ile ilgili okudu, yazdı, çizdi, gezdi, gördü, araştırdı ve etkinlikler düzenledi. 2014 yılı başında ticarete atılarak Ağustos Teknoloji’yi kurdu. İnovatif aydınlatma teknolojilerini Türkiye pazarı ile tanıştırıyor.

2 Comments on “Uzmanlık dalı olarak aydınlatma tasarımı

hakan imert
30 August 2010 at 14:16

Bir İç Mimar olarak sektör dergilerini takip ediyorum yalnız sn. Doğan Hasol’un yazısını Emre bey sizin sayenizde okuyup değerlendirebilme şansı buldum. Bende bu konu ile alakalı naçizane fikrimi belirtmek isterim.

Yüksek lisansta ‘aydınlatma’ konusunu tezimde işledim. “İç Mimari”nin ve “Aydınlatma”nın genel mimari disiplin içerisinde ne kadar önemli ögeler olduğunu yaptığım araştırmalar ve aldığım eğitim sayesinde daha net görme şansına eriştim. Bu itibarla, bu konu hakkındaki kesin öngörüm şu oluyor: Bu tip uzmanlık alanlarının üremesinin nedeni, gerekli taleplere mimarların tam anlamıyla yetişemiyor olmasıdır. Dünya üzerinde hiçbirşey nedensiz varolmamıştır ve başlıca varoluş nedenide ihtiyaçtır. Sonuçta tasarım kimsenin tekelinde olan bir olgu değildir. Konu eğer ‘İç mimar Mimar’a karşı’ şeklinde sert bir dille ele alınacaksa, biz İç Mimar larında bu konuda söyleyecek çok sert sözleri bulunabilir. Binanın dış kabuğunu ya da içini kim tasarlayacak? gibi kısır tartışmalara girmek yerine, daha geniş düşünüp bundan sonra atılacak adımlara katkıda bulunmak önem arz etmektedir. İnsanlar tasarımsal zekalarını ortaya koyuyor ve çeşitli eserler ortaya çıkarıyorlarsa, bence kimse bu tip emekleri görmezlikten gelerek belli bir meslek grubunu yada gruplarını küçümseme yoluna gitmemelidir. Gerçekten itidalli ve açık fikirli olmakta yarar görüyorum. Bence en iyi mimar, iç mimar, yada aydınlatma tasarımcısı, bağnaz olmayan ve çağı yakalayabilendir. Zaman içinde öncelikle mesleğim olan ‘İç mimarlık’ın ardından da ‘Aydınlatma Tasarımcılığı’nın yasalarla korunur bir hal alması için çalışacağımı ve yanınızda olduğumu belirtmek isterim. Sevgilerimle.

Hakan İmert

Emre Güneş (PLD Türkiye)
31 August 2010 at 09:52

Hakan merhaba,

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *