Üvey Evlat Aydınlatma

    Seneler önce Light&Building, Frankfurt fuarı sırasında sohbet ettiğim uluslararası alanda çalışan, önemli bir sektör duayeni şöyle bir şey demişti: “Aydınlatma sektörü temelde bir ışık kaynağı / lamba üzerine bükülen metalden ibaretti. LED ile beraber ise her şey değişti”

    Gerçekten LED devrimi öncesi ışık kaynağı / lamba çeşitliliğinin çok olmadığı dönemde sektör profesyonelleri olarak hepimizin hayatı daha kolaydı. Işık kalitesi olarak halojen ve enkandesan lamba gibi çok iyi ışık kaynaklarımız vardı. (Hala var ancak kuzey kutbundaki ayıları kurtarmak için devlet büyüklerimiz yasakladı. Tabii yasaklamak için 4×4 cipleri değil, zavallı ampulü seçmeleri manidar.) Uygulama alanına göre flüoresan, kompakt flüoresan, metal halide veya sodyum buharlı lamba gibi alternatiflere sahiptik. Ve tüm ışık kaynaklarında hem marka adedi azdı hem de oturmuş standartlar vardı.

    LED’in ışık kaynağı olarak genel aydınlatma alanlarına girmesi ile beraber ise yepyeni bir dünyaya gözlerimizi açtık. Gerçekten LED ile yapabilecekleriniz sınırsız. Uygulamada ve verimlilik anlamında sağladığı avantajları tartışmak anlamsız. Ancak LED’in gelişimindeki hız o kadar kontrolsüz ki aynı bir toz bulutu gibi çok deneyimli sektör profesyonelleri için bile takibi zor.

    Temelde aydınlatma bir sistem çözümü. LED ile beraber driver, kontrol sistemi uyumlulukları da başka bir zorluk olarak karşımıza çıkıyor. Neyin neyle uyumlu olduğunu bilmek de takip etmek de bir o kadar yorucu. Artık 50W, 75W, 100W lamba temelinde konuya yaklaşabilen ancak ışığı çok iyi bilen aydınlatma tasarımcıları “bir teknoloji gurusu” olma yolunda ilerlemek zorunda.

    Kaldı ki haydi biz takip ettik. Peki son kullanıcıya derdimizi nasıl anlatacağız? Müşteriyi daha kaliteli ürün alması için ikna çabamızda anlatmamız gereken faktörler, standartları netleşmeyen LED’ler ile beraber katlanarak arttı. Reflektör kalitesi, üretim tekniği gibi noktalara ek olarak artık CRI (Color Rendering Index), MacAdam Ellipse, GAI (Gamut Area Index), CQS (Color Quality System) gibi eminim bir çok sektör profesyonelinin bile bilmediği kavramlardan bahsetmeliyiz.

    Zaten “üvey evlat” aydınlatma sektörü olarak bina, zaman ve para bittiğinde akla geliyoruz. Önemsenmeyen aydınlatma detayı için müşterinin tüm bu 3 harfli kavramları dinleyecek ne zamanı ne de isteği var.

    Diğer yanda ise üreticilerimizin sanayileşme çabaları var. Sanayileşmek demek standart üretim demek. Aydınlatma hali hazırda doğası gereği standartlaşmayı zorlaştırıyor. Mimar veya son kullanıcının “şunun surası şöyle olsa” istekleri bitmiyor. Üstüne bir de bu kadar değişken fiyat ve ürünün olduğu tedarik zincirini katarsanız, nasıl üretimini standartlaştıracaksınız, nasıl stok tutacaksınız ve nasıl hızlı üretim yapacaksınız? O yüzden düşen karlılıklar sebebiyle avrupalı bazı büyük üreticilerin sektörden çıkış haberlerine şaşırmamak lazım.

    Bülent Ortaçgil’in dediği gibi “Bu iş çok zor Yonca”… Hem de bugün hiç bir zaman olmadığı kadar. Kötü haber ise kısa vadede de değişecek gibi durmuyor.

    Bir sonraki sayımıza kadar ışıkla kalın…

    Emre Güneş
    PLD Türkiye


    Also published on Medium.

    TEILEN
    Önceki İçerik57. sayı – Dinamik Yorumlamalar
    Sonraki İçerikJames Turrell’in yarım yüzyıllık retrospektifi

    Emre Güneş, Ağustos Teknoloji neferi. PLD (Professional Lighting Design) Türkiye dergisi editörü. Endüstri Mühendisi. Galatasaray Üniversitesi Mezunu. Kurumsal hayatta geçirdiği 10 ay sonrası, aile şirketi içerisinde üzerine düşen görevleri yerine getirmek üzerine kariyerini çizdi. Hiç alakası olmadığı bir işe (editörlük), hiç alakası olmadığı bir sektörde (aydınlatma) girme sebebi de budur. 2006 yılından beri olan bu süreçte, sürekli olarak “aydınlatma tasarımı” ile ilgili okudu, yazdı, çizdi, gezdi, gördü, araştırdı ve etkinlikler düzenledi. 2014 yılı başında ticarete atılarak Ağustos Teknoloji’yi kurdu. İnovatif aydınlatma teknolojilerini Türkiye pazarı ile tanıştırıyor.