TEPTA’nın “Gündüz, Işık, Gece” sergisinde ışık hikayeleri

 

TEPTA Aydınlatma, 25. yılının onuruna düzenlediği, İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde 19 Ekim tarihinden itibaren izleyicilere buluşacak olan “Gündüz, Işık, Gece” sergisi kapsamında, farklı mimar ve tasarımcıların “ışık” alanındaki yorumlarını da sunacak

Küratörlüğünü Alman tasarımcı Ulrike Brandi’nin üstlendiği ve hazırlıkları yaklaşık bir yıldır devam eden “ Gündüz, Işık, Gece “ başlıklı ışık sergisi için alanında önde gelen mimar, sanatçı ve tasarımcılar davet edildi; kendilerinden özel tasarımlar hazırlamaları istendi.

Doğal ışığın yapay mekânlardaki yorumlarını sunan sergi kapsamında özel olarak tasarlanarak üretilen her bir çalışma, ışık hakkında farklı hikayeler sunuyor.

Sergi için tasarlanan yapıtların hayata geçirilmesi adına kendi alanında önde gelen firma ve üreticilerle de iş birliği sağlandı. Aqua Creations, Brand van Egmond, Catellani & Smith, Lasvit ve iGuzzini gibi markaların yanı sıra, Türkiye’den de pek çok yerli imalatçı proje için emek verdi. Işık nesnelerinden ve yerleştirmelerinden oluşan bu çalışmaların konseptleri kadar üretim süreçleri de özgün hikayeler barındırıyor.

Çalışmalarını Los Angeles’ta sürdüren yeni medya sanatçısı Refik Anadol’un sunduğu “Color Space: Cube / Renk Alanı: Küp” isimli yapıt izleyicilerin bir küp içinde hapsolmuş ışık deneyimini yaşamalarına olanak veriyor. Işığı, gerçek olanla sürreal olan, güncel olanla hayal ürünü olan arasındaki ayrımı deşifre etmekteki en önemli öge olarak ele alan bu çalışma, renk gamı içindeki tüm renkleri belli bir ritim içinde sunuyor olacak.

Mimar Emre Arolat tarafından, Lasvit iş birliğiyle ortaya çıkarılan “İstinbat” isimli çalışmanın hikayesi, ışığın gizemi üzerine yoğunlaşıyor. Mimara göre, elle tutulamayan, varlığı ile yokluğu arasında belirlilik taşımayan ışık, kendi belirsizliği bir yana, nesnelerini görünür kılar ve hissedilir olmasını sağlar.

Brand van Egmond firmasının kurucusu ve tasarımcısı William Brand tarafından tasarlanan “İstanbul Blues” adlı yapıt, tasarımcının iç dünyası ile İstanbul’un hüznünü birleştiren bir tasvir. Gerek İstanbul Modern Sanat Müzesi’nin Boğaz’ın kıyısındaki coğrafi konumu, gerekse İstanbul’un çağlar öncesine uzanan kadim kültüründen ilham alan bu yapıt, sonsuzlukla yaşam arasında çok katmanlı hikayeler barındırıyor..

Tiyatro oyunları için sahne tasarımı ve aydınlatması alanındaki çalışmaları ile ön çıkan ve kendini bir heykeltıraş olarak tanımlayan sanatçı Christine Brandi, sergi için iGuzzini firması ile iş birliğinde bulundu. “Light Carousel” (Işıklı Atlıkarınca) isimli çalışma, sergi izleyicisini sanki bir tiyatro oyunundaymış gibi başrole yerleştiriyor. İstanbul’un farklı ışıklar altındaki görünümünü, sanatçının kendi elinden çıkan illüstrasyonlarla simgelerken, bir yandan da eğlenceli bir mobilya işlevi görüyor.

Ülkemizin en önemli mimar ikililerinden Melkan Gürsel – Murat Tabanlıoğlu tarafından Aqua Creations ile iş birliğinde gerçekleştirilen “Thru” isimli yerleştirme, aslında tavandan asılı bir heykel olarak yorumlanabilir. İzleyiciler zaman zaman ışığı yansıtan aynalar arasından; zaman zaman da içinde ışığı barındıran ve Aqua Creations’ın imzası haline gelmiş olan eşsiz ipek yüzeyleri arasından bir labirente konuk oluyor.

Kurucusu olduğu Catellani & Smith firması ile aydınlatma alanını sanat ile birleştirmeyi başaran Enzo Catellani, sergide “Shadow / Gölge” ismini verdiği ışık nesnesi ile yer alıyor. Sanatçı bu işte, en yalın bir LED ışık kaynağının, cam yüzey ile yayılan bir ışık ve renk haznesinin nasıl oluşturabildiğine dikkat çekiyor..

Genç mimar Bilgehan Şenel ‘in “Demir Küpte Gün Batımı” isimli çalışması, yaşadığımız kenti çevreleyen deniz üzerinde gün ışığının yansımalarından esinlenmiş. Pastel renklerin turuncu, pembe, mor renklerine dönüştüğü ve yer yer renklerin iç içe geçtiği yansımalar, yapıtta ön plana çıkıyor.

Tasarımcı Tanju Özelgin’in sergide yer alan ışık nesnesi, Hollandalı şair Judith Herzberg ‘in “Mavi Anemonlar” isimli şiirinden ilham alıyor. Yapıt, bu şiirde tasvir edilen kıvrımların, geleneksel sıcak cam imalatı ile zanaatkarların elinde somutlaşması sonucu hayat buluyor.

Mimar Önder Kaya’nın “Implicit / Explicit, Gizli / Görünen, Batın / Zahir” ismini taşıyan ışık nesneleri, temelini geometrinin en sıra dışı formu olan çembere dayandırıyor. Çevresinin, çapına orantısının sonsuzluğu; çembere dair bilgimizin sınırını bize hatırlatıyor ve bu sınırlı bilginin “esasa ait olmasının” altı çiziliyor. Aydınlatmada homojen ışık dağılımının olmaması, kesit kalınlığındaki farklılıkla oluşan dinamik yüzey mimara göre: “ebediyet-varoluş meselesindeki evrimi ve günümüz anlayışını sembolize ediyor.”

Brandi: “Doğanın ışığı hayatımıza öncülük eder”
Serginin küratörü Ulrike Brandi’nin farklı saatler ve hava şartları altındaki ışıkları ile değişerek bambaşka duygulara bürünen İstanbul’un atmosferinden esinlendiği sergide, izleyicilerin “doğal ışık” kavramına yoğunlaşması isteniyor.

Sergi etkinlikleri 
Serginin açılışını takiben, İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde bir dizi etkinlik de gerçekleştiriliyor.

Bunlardan ilki, moderatörlüğünü Ulrike Brandi’nin gerçekleştireceği Christine Brandi, William Brand (Brand van Egmond), Pavel Krajcik (Lasvit), Manuel Marcuz (iGuzzini) ve Albi Serfaty’in (Aqua Creations) sergi süreciyle ilgili deneyimlerini aktaracağı söyleşi olacak. Söyleşi, 19 Ekim 2016 Çarşamba 16.00-18.00 saatleri arasında gerçekleşecek.

Söyleşilerin ikincisi 1 Kasım 2016 Salı, saat 16.00-18.00 arasında Özlem Yalım moderatörlüğünde, sergi katılımcılarından mimar Bilgehan Şenel ve Önder Kaya ile gerçekleştirilecek.

3 Kasım 2016 Perşembe, saat 18.00’de de mimarlar Melkan Gürsel ve Murat Tabanlıoğlu, tasarladıkları “Thru” isimli yerleştirme hakkındaki söyleşinin konuğu olacaklar.

Etkinlik programı, İstanbul Modern Sinema bünyesinde hazırlanan ve “içinden ışık geçen filmlerin” derlendiği bir sinema kuşağı ile son bulacak. 5-6 Kasım günlerinde gerçekleştirilecek bu programda, mimarlık ve sanat dünyasından farklı ışık deneyimleri ekranda yansıyacak.