Temel aydınlatma bilgisi: Gölgelerin algılanması

Metin: Prof. Susanne Brenninkmeijer, PLDA

Gölgeler, ışığın ve opak objelerin birbiri ile etkileşimiyle oluşur. Görme sistemimiz objeleri ve bunların çevreleri ile ilişkilerini tanımlamamıza yardımcı olur. Gölge, iki boyutlu objelere üç boyutluluk kazandırır.

Ill. 1: Objenin biçimine bağlı olarak ortaya çıkan gölgelere, objenin kendi
gölgesi denir; objenin başka bir objeye veya yüzeye yansıttığı gölge ise,
yansıtılan gölge olarak bilinir. Yansıtılan gölge objenin en dipteki gölgesi ve
yarıgölgeden oluşur.

Çoğu zaman bir objenin hem kendi hem de yansıttığı bir gölgesi vardır. Kendi gölgesi obje hakkında bize bilgi verirken, yansıttığı gölge, objenin bakana göre ne kadar bir mesafede olduğunu ve objenin alandaki diğer objeler ile ilişkisini gösterir.

Gölgeler neredeyse, her zaman en düşük bilinç seviyesinde, pratikte bilinçsizce veya otomatik olarak algılanır. Sadece, gördüğümüzü yorumlamaya başlarsak veya bir objenin verdiği gölgeye göre bir şeylerin yanlış olduğunu görürsek, daha üst bir bilinç düzeyine çıkarak yorumlamaya çalışırız. Eğer gölge yok ise veya oluşan gölge objeye göre yabancı ise, objeyi algılamak veya bunların oryantasyon biçimini tayin etmek güçleşir.

Bir gölgenin kalitesi, ışık kaynağının miktarı ve kaynağın yansıttığı ışık yönü ile belirlenir. Işık ne kadar difüz ise veya ışığın objeye vurduğu yön ne kadar çok çeşitli ise, gölge o kadar az keskin görüntüye sahip olacaktır. Işığın yansıma açısı ne kadar paralel ve ışık kaynağı ne kadar küçük olursa, gölge o kadar keskin olacaktır. Gün içinde keskin kontürlere sahip gölgeleri oluşturmanın en iyi yolu elbette en uygun ışık kaynağını kullanmakla sağlanır.

Herhangi bir gölgeyi algılama konusunda şüphemiz var ise, algılama sistemi objeyi değil, ışık kaynağının yerini değiştirir. Algılama sistemimiz her zaman hayali bir ışık kaynağını, sanki sabah saat 11 güneşinin konumundaymış gibi yukarıdan gelecek şekilde yerleştirir. Eğer bir gölge, objenin konumuna göre belirlenebiliyor ise, algılama sistemimiz bunu ışık kaynağının saat 11’deki güneş konumundaymış gibi yorumlar.

Tüm bu mekanizmalar aldatıcı olsalar dahi, boş bir alan içinde en uygun yön tayini için kullanılır. Çünkü görsel sistemimiz, gördüğümüz şeyleri yorumlamak için her zaman en kolay yolu uygular. Mekanizmaların bazıları doğuştan vardır, bazılarını yaşam süreci içinde öğreniriz. Bunların hangi derecelerde ortaya çıktığı konusu halen araştırılmaktadır.