Spotlar yansın!

Işık ve moda ile ilgili çok perdeli bir sahne gösterisi

Metin: Jo-EikeVormittag
Fotoğraflar: SatoshiShigeta

Dolce&Gabbana gibi bir moda markasının lüks tasarım ürünlerini, ifade gücü olmayan bir mağaza konsepti çerçevesinde sergilemek modacıların aklına bile gelmez. Onlar tabii ki tasarladıkları ürünlerinin özel bir sahnede olmasını isterler. Geçen yıl böylesine bir sahnenin, Japon metropolü Tokyo’da oluşturulması istendi. Şehirdeki yeni mağazanın perdeleri açıldığında, “tiyatro salonu ışığı” dim edildiğinde eşsiz ve lüks giysiler kelimenin tam anlamıyla spot ışığı altında kalıyor.

Yer olarak bakılırsa Tokyo’nun modern semti Aoyama, Dolce&Gabbana’nın bu sahne gösterisi için en doğru yer. Bir kavşakta bulunan yeni ve eşsiz moda mağazasının cephesi değerli mermerden yapılmış ağır bir perde ile kaplı görüntüsü veriyor. Perde üzerinde birkaç soğuk beyaz renkli ışık aralıkları bulunuyor, bunlar ise binanın içindeki ürünler ve özel gösteri hakkında bir ön bilgi veriyor. Başrolde ışık var. Yan rollerde, altın ve mermer gibi bir malzeme, ayrıntılı olarak tasarlanmış projeksiyonlar, özellikle oluşturulmuş gölgeler veya bilinçli olarak tutulmuş karanlık alanlar bulunuyor. Gösterinin senaryosu ise mimari ve tasarım açısından ustaca geliştirilmiş bir mağaza konsepti. İşte, bu senaryo doğrultusunda kıyafetler ile çantalar, ayakkabılarla aksesuarları aydınlatmak için öncelikle ve tüm perdelerde teatral ışık kullanılıyor. Aydınlatma ise 400 adet uzun hüzmeli projektör, iki katın tavanına montelenmiş ve her biri ayrı olarak kumanda edilen projektörlerle sağlanılıyor. Sergileme alanı moda dünyasının kaliteli ürünleri için farlar altında aydınlatılan bir platforma dönüşüyor. Yoğun ışık altında sergilenen giysiler tavandan gelen ışığın açısı ile duvarlarda ve zeminde göze çarpan dramatik gölgeler oluşturuyor. Ayrıca bu ışık açısı karanlık ve dar görünen mekâna derinlik kazandırıyor. Bu etki ile her bir moda parçası daha da öne çıkıyor, parçaların renk ve kalitesi vurgulanıyor.

Kısacası bu lüks butik içinde hem dinamik hem de tanımlı aydınlık alanlar ve karanlığa bürünmüş bölümler bulunuyor. Hepsi de sürekli bir değişim içinde; doğrudan yan yana veya birbirine bakar şekilde, ışıklar bir açık bir kapalı… Başlarda bu dar sahne siyah renkli duvarlar, koyu renkli zemin, köşeli ve yine siyah kaplı mağaza mobilyası ile ürkütücü ayrıca çok ağır duruyor. Işığın hedefli kullanımı ile görüntü ortaya çıkıyor ve mekân hissedilebiliyor. Projeksiyonlar, zemine mermer yüzeyleri andıran görüntüler veya duvarlara pencerelere benzer büyük alan görüntüleri veriyor. Bu yansıtıcıların kullanımı; sert ve soğuk ancak her bir sıcak renklerdeki ürünleri öne çıkartmak ve eşsiz göstermek için son derece doğru.

Sahne gösterisinin birinci perdesi mağazanın tam ortasında yer alan, altın sarısı yüzeyleriyle parlayan merdiven ile başlıyor. Tavanı çepeçevre saran bir alandan yüzeyler yoğun aydınlatılarak, gri ve görkemli bina, mağazadaki heybetli bir giriş gibi görüntünün merkezine oturuyor. Altın renkteki pırıltı yavaşça binanın diğer alanlarına yayılıyor. Bu şekilde ise masif, göze çarpan, mimariye entegre olmuş dikdörtgen; bu sahnenin merkezine yerleşiyor. Böylece ikinci perdenin ortasına da gelinmiş olunuyor.

Mağaza tasarımının belirtilen tüm unsurları Sicilya’nın güneşli ortamını aktarmayı hedefliyor. Tasarım konsepti Dolce&Gabbana markasının İtalyan köklerini ve asıl yaratıcılığını binlerce kilometre uzaklarda bu eşsiz şubesine taşıma fikrine dayanıyor.

İtalya’nın güney kesimleri tipik, güneşi güçlü ve doğrudan ışık alır olarak tarif edilir. Güneşin konumuna göre şehirler ve manzaralar gayet aydınlıkta görünür, karanlığa dalar. Aoyama mağazasında bu özel ve coğrafyaya özgü nitelikler soyut uygulanmış ve dolayısıyla hemen fark edilmiyor. Yine de: Bazı mankenler, tepeden tırnağa şık ve lüks kıyafetler içinde gerçekten aşırı güneş ışınları altındaymış gibi görünüyor. Üçüncü perdede müşterilere kendilerini en iyi taraflarından göstermek üzere gölgeler oluşturuyorlar. İtalya’nın iklimi ve coğrafyasına yapılan referans en iyi şekilde; altın sarısı rengindeki ışıldayan merdivenlerde görülüyor. Merdivenin görüntüsü ve altın sarısı Güney İtalya’nın sıcacık güneşini anımsatıyor. Asya kültürlerinde ay ışığının anlamı düşünülecek olursa tasarımcılar burada gayet cesur bir adım atmışlar.

Moda markası Dolce&Gabbana’nın Japonya’nın Tokyo kentindeki şubesi ışıktan besleniyor ve hatta sadece ışıkla yaşıyor. Çünkü ışık, tasarım konseptinin en ayrıntılı ve önemli aracı olarak kullanılıyor. Işığın, amacına göre uygulanması ile mağazadaki sunum alanları tanımlanıyor ve böylece, ürünler en mükemmel şekilde sahneleştiriliyor. Işık olmadan burada hiçbir şey olmazdı. En pahalı kıyafetler dahi karanlıkta kalırdı. Başka bir deyişle: Bilinçli olarak karanlık tutulmuş bir odada canlı ışık her şeye rehberlik ediyor. Bir tiyatronun ışık projektörü gibi ışık; oyuncuları takip ediyor. Bu projede takip edilenler pahalı kıyafetler ve aksesuarlar. Işık tüm bunları görünür olmanın ötesine taşıyor. “Seyircilerin alanı”, yani “tiyatro salonu ışığı” ise sahneyi, sahnedeki kıyafetleri ve oyunu birçok perdede gösterebilmek için kapalı.

Projeye katılanlar:

Mimari ve Aydınlatma:
CuriosityInc.-Gwenael Nicolas ve Ekibi; www.curiosity.jp/en