Close

25 Mayıs 2020

Speirs+Major’dan Mark Major ile aydınlatma tasarımının durumu üzerine

Speirs + Major’ın kurucu ortağı Mark Major, mimari aydınlatmanın nihayet olgunlaşıp olgunlaşmadığına odaklanıyor -yoksa kabul edilmiş bir tasarım disiplininden ziyade hâlâ bir “ara bağlantı” olarak mı görülüyor?

Kreatif ortağım Keith Bradshaw, sıklıkla aydınlatmanın “bölünmüş bir kelime” olduğunu söylüyor. Ne demek istediğini biliyorum. Aydınlatma hakkında konuştuğunuzda, bunu bir başka tasarımcıyla bile yapıyor olsanız, konuşma hızlı bir şekilde lambalara ve lüks seviyelerine veya en sevdiğiniz masa lambasına sürüklenebiliyor. Işığın, bir yapının veya iç mekânın karakterini, kimliğini ve ifadesini nasıl tamamen değiştirebileceği, duygusal tepkimize nasıl etki edebileceği, insanları bir araya getirebileceği, ekonomik değer katabileceği veya hatta sihir yaratabileceği üzerine pek nadiren odaklanılıyor.

Thomas Edison’un “lamba”yı bulma anından yaklaşık 140 yıl sonra -ve yaygın olarak mimari aydınlatmanın öncüsü olarak kabul edilen başka bir büyük Amerikalı olan Richard Kelly’nin ölümünden yaklaşık yarım yüzyıl sonra- halen iyi aydınlatmanın değerini anlatmak zorunda olduğumuz gerçeği şaşırtıcı görünebilir. Ancak işler değişti, bugünlerde bir projede “bağımsız aydınlatma tasarımcısı” (ILD) bulmak, 30 yıldan uzun bir süre önce sahaya ilk adım attığımda olduğundan daha olası.

O zamanlar, armatür tedarikçileri ile herhangi bir ticari bağlantıdan bağımsız olan, kurulu ortamda ışıkla çalışan gerçekten bağımsız ücretli tasarımcıların sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi. O zamanlar çoğu aydınlatma tasarımı, bir grup tasarım ve tedarik şirketinin, çok disiplinli kaygılarla çalışan mühendisler ya da üreticilerin istihdam ettiği ve “ücretsiz” aydınlatma tasarım hizmeti sağlayan şirket içi tasarımcıları tarafından gerçekleştirilirdi – tabii ki onların ürünlerini satın aldığınız sürece.

O zamanlar bir de her şekil, boyut ve güzellik ile çirkinlik seviyesinde armatürler geliştiren sektör ve ürün tasarımcıları; renk ve hareket peşinde koşan ışık sanatçıları ve tiyatro, eğlence ve sinema gibi diğer alanlardan gelip zaman zaman da mimaride çalışan -farklı başarı seviyelerine sahip- aydınlatma tasarımcıları vardı.

Bu gruplaşmaların genel yapısı halen devam etse de İngiltere’de, büyük şehirler için aydınlatma master planlarından küçük topluluk alanları için mütevazı konseptlere kadar her tür, boyut ve hırs seviyesindeki projelerde çalışan yüzlerce bağımsız aydınlatma tasarımcısı (ILD) var. Gerçek şu ki, bugünlerde hemen hemen her proje, sadece hızla gelişen teknolojiyle başa çıkmak için değil ama aynı zamanda insanların neye ihtiyacı olduğunu enine boyuna düşünmek için bir aydınlatma tasarımcısının yardımına ihtiyaç duyabiliyor: Nerede, ne zaman ve ne kadar ışık sorularını cevaplamak, hava karardıktan sonra görsel ve algısal ortamı ele almaya yardımcı olmak için.

Şimdiye kadar söylediklerimi düşününce, kendinize başka sorular da soruyor olabilirsiniz: Bir mimari aydınlatma tasarımcısı işe nasıl değer katar, nasıl çalışırız ve tasarım sürecimiz nedir?

İyi aydınlatma sadece ne kadar iyi gördüğümüzle ilgili değil, aynı zamanda nasıl hissettiğimizle de ilgilidir. Bir formun veya alanın çeşitli yüzeyleri arasında doğru ışık ve gölge dengesini elde etmekle ilgilidir, böylece onu nasıl deneyimlediğiniz hakkında bilgi verir. Küçük bir alanı daha büyük veya alçak bir alanı daha yüksek hissettirebiliriz; dikkatinizi belirli bir ayrıntıya çekebilir veya daha okunaklı bir arka plan oluşturabiliriz. Ama bu aynı zamanda sadece ışık ve gölgeden daha fazlası ile ilgilidir.

Malzemeleri kavrama şeklinizi de geliştirebiliriz. Bu sadece soğuk bir alanı daha sıcak hissettirmekle (veya tersi) ilgili değil, aynı zamanda renk ve dokuları, hatta ışığa karşı geçirgen olmaları durumunda seçilen yüzeylerin içindeki cevheri ortaya çıkarmakla ilgilidir. Güzel bir malzemenin, sırf düzgün bir şekilde aydınlatılmak istenmesi sebebiyle, karanlık çöktükten sonra görsel olarak “öldüğünü” sıklıkla görürüz. Müşterinin çok özel bir son dokunuş için küçük bir servet öderken, bunun takdir edilmesini sağlayacak aydınlatma maliyeti konusunda neden gereksiz tartışmalara girdiğini hep merak ederim.

Ancak form ve alanı manipüle etmenin, rengi ortaya çıkarmanın ve dokuyu geliştirmenin ötesinde, iyi bir aydınlatma tasarımcısı çok daha fazla katkıda bulunabilir. Bizler etkin “görsel danışmanlarız”. Bir zamanlar tanınmış bir mimar, bizimle çalışmayı sevmelerinin ana nedeninin, işimizi düzgün bir şekilde yapabilmemiz için “tüm malzemeleriyle binanın tamamlanmış halini, hem gündüz hem de gece görünüşünü, üstelik baş tasarımcı daha fat pen aşamasındayken, kafamızda canlandırabilmemiz” olduğunu söylemişti.

Elbette, bu doğrudur. Pratik düzeyde, geniş bir görsel iş yelpazesi için tasarım yapabilir, insanları güvende tutmaya yardımcı olabilir ve sezgisel yol bulmadan bir markayı ve ürünlerini vurgulamaya kadar her şeyi destekleyebiliriz, ayrıca bir binanın şemasını ortaya çıkarabilir, bir dış cephe veya iç mekânın ifadesini değiştirebilir, güçlü bir kimlik yaratıp mekân ve karakter oluşturmaya doğrudan katkıda bulunabiliriz.

Ve elbette bir de teknik bilgimiz var: LED kaynakları, ışık armatürleri, sürücüler ve kumanda sistemleriyle ilgili o zor seçimlerin yönetilmesine yardımcı olabiliriz. İyi tasarlanmış bir armatürün optik bir cihaz olduğunu düşünürsek, doğru yerde ve doğru zamanda, doğru etkiyi sağlamak için ekipmanın her bir parçası dikkatlice seçilmeli, test edilmeli, özellikleri belirlenmeli ve detaylandırılmalıdır.

Son olarak, ki bu önemlidir, aydınlatma tasarımcısı, aydınlatma planlarını sürdürülebilir bir şekilde sunma konusunda gittikçe artan bir sorumluluğa sahiptir. Bu sadece enerji kullanımı, ışık saçılması, ışık kirliliği, ekolojik hasar, atık ve benzeri gibi sanayileşmiş ışığın yan ürünleri ile ilgili değil, aynı zamanda yapay ışığın insanlar olarak bizim üzerimizdeki potansiyel etkisini anlamakla ilgilidir. Bu nedenle, bugünlerde iyi bir aydınlatma tasarımcısı olmak için sadece sanat, bilim ve teknoloji hakkında değil, aynı zamanda yaptığımız şeyin fizyolojik, psikolojik, biyolojik, sosyolojik ve çevresel sonuçları hakkında da bilgi sahibi olmamız gerekiyor.

Nasıl çalıştığımıza gelince, o kısmı kolay: Diğer alanlar nasılsa biz de öyleyiz. Çoğu durumda, tasarım lideri ile yakın iş birliği içinde çalışırız; bu bir mimar, iç mimar ya da peyzaj mimarı olabilir. Bazen de lider tasarımcı yoktur; örneğin, bir kiliseyi yeniden aydınlatır veya “sadece aydınlatma” gerektiren bir projede çalışırken. Ama bu pek rastlanan bir durum değildir. Bununla birlikte, proje ne olursa olsun, çoğu aydınlatma tasarımcısı, katkılarının sonradan akla gelen veya kozmetik bir katman olmaktan ziyade genel tasarıma tam olarak entegre edilmesini sağlamaya çalışır.

Çoğu tasarımcı gibi biz de fikir üretir ve bunların açıkça iletilmesini sağlar, maliyetlendirir ve test eder ve üzerinde anlaşmaya varıldıktan sonra teknik olarak geliştirmeye, düzenlemeye, detaylandırmaya ve teknik özelliklerini belirlemeye geçeriz. Diğer tüm tasarım profesyonelleri gibi biz de bir projenin sadece “bir kısmını” yapmak istemeyiz. Baştan sona işin içinde olmak; tasarımın evrimine gerçekten katkıda bulunabilmemiz, malzeme seçimlerine etki edebilmemiz ve tavsiyede bulunabilmemiz ve sonuçların elde edilmesine yardımcı olmak amacıyla hazır olabilmemiz için en baştan işe dahil edilmek isteriz. Aydınlatma sanatı çoğu zaman çözümü “hazırlamakta” yatar: ince ayar ve ustalıklı dokunuşlar. Bu amaçla, çoğu aydınlatma tasarımcısı, her şey korkunç bir şekilde yanlış gittikten sonra sadece bir teknik özellik veya geçici çözüm sağlamak istemez. Sürecin başından sonuna kadar yönetilmesi istendiğinde en etkili oluruz.

Ama söylediğim her şeye rağmen, mimari aydınlatma gerçek bir tasarım mesleği mi yoksa sadece bir eklenti mi? Daha önce de belirttiğim gibi, şimdi etrafta çok tasarımcı var: iyi olanlar, kötü olanlar, pahalı olanlar, ucuz olanlar ve bazı gerçekten istisnai olanlar. Bizler gittikçe daha iyi örgütlenirken hizmet seviyesi büyük farklılıklar gösterebiliyor. Henüz resmi olarak lisanslı olmasak da mimarlık ve mühendislikle olan yakın ittifakımız profesyonel bir yaklaşımı teşvik ediyor. Buna rağmen, her ne kadar şimdi bağımsız aydınlatma tasarımını temsil eden birkaç dernek olsa da gelişimini tamamlamış bir “meslek” olarak tanımlanamayız. Bu dernekler güç ve profilini gittikçe yükseltiyor. Bunlara birkaç örnek verecek olursak, İngiltere’de faaliyet gösteren üçünü sayabiliriz: Uluslararası Aydınlatma Tasarımcıları Derneği (IALD), Işık ve Aydınlatma Derneği (SLL) ve Aydınlatma Profesyonelleri Enstitüsü (ILP). Her biri minimum uygulama, etik, davranış vb. gibi standartlar sunuyor.

Bu dernekler itibarlarıyla ilgi çekmeye başlıyorlar. Eğitime gelince, burada daha geleneksel tasarım disiplinlerinden hâlâ farklıyız. Ne yazık ki, mimari aydınlatma alanında lisans veya lisansüstü düzeyde eğitim sunan çok az yer olduğundan bu konuda eğitim almak oldukça zor. Bu da bilgi ve becerinin çoğunun, çıraklıkla eşdeğer eğitim sunan yerleşik uygulamalardan geçtiği anlamına geliyor. Mimari aydınlatma, ancak bu durum uygun şekilde çözüme kavuşturulduğunda gerçekten gelişebilir.

Son olarak ve diğer alanlarla karşılaştırıldığında, mimari aydınlatma tasarımcılarının tasarım basınında hâlâ çok yüksek bir profili yok. Şüphesiz, eğer “yayımlanmış projeler” ile değerlendirilecek olsaydık, gidecek bir yolumuz var demekti. Bir aydınlatma projesi kendi çapında öne çıktığında, genellikle “teknik” bir konu olarak görülüp, ana dergi yerine spesifikasyon ekinde sürünüyor. Aydınlatmadan, daha kapsamlı bir makalede bir bölüm olarak bahsedildiği durumda da tasarımcıdan şöyle bir söz edilip geçiliyor. Üstelik bu, son görünüş ve hissin, büyük ölçüde aydınlatmanın yaptığı katkıya bağlı olmasına rağmen böyle oluyor.

Ama belki de durum bunu gerektiriyordur? Ne de olsa, fark edilmeyen bir aydınlatma genellikle bu sanatın bir parçası olarak kabul edilir. Bir proje tamamlandığında, insanların karanlık bastıktan sonra “ne harika bir aydınlatma” yerine “ne harika bir mekân” veya “ne hoş bir ortam” demelerini isteriz. Ve bunun gerçekleştiği durumlarda, ilgili aydınlatma tasarımcısı en azından arkasına yaslanıp mimari aydınlatmanın “olgunlaşıp olgunlaşmadığından” bağımsız olarak, en azından onu uygulayanların bir fark yaratmakta olduğunu mutlu bir şekilde uzun uzun düşünebilir.

Haber kaynağı: http://www.designcurial.com/news/lighting-focus-mark-major-status-of-lighting-design-7873133/

Website | + posts

pldturkiye.com, 2005 yılında yayın hayatına başlayan PLD Türkiye dergisinin resmi sitesidir. Amacı mimari aydınlatma tasarımı kültürünün gelişmesi için ışıkla ilgili tüm haber, proje, etkinlik, iş olanağı, ürün ve firmalara yer vermektir. 2018 yılı itibariyle, PLD Türkiye dergisi basılı olarak yayınlanmamaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir