Şakirin Camii, İstanbul

Seküler inşaatın her türünde aydınlatma tasarımının, hem fiziksel hem de duygusal olmak üzere iki katmanda çalışması gerekmekte. Kutsal mekanlar için üçüncü bir katman ekleniyor. Bu da; ruhani ve sembolik olan.

Tarih açısından bakıldığında geleneksel Türk camilerinin çoğunda mekanın anlamını öne çıkarmak için ışık kullanılır. Heybetli bir avize tavanın en yüksek noktasından aşağı doğru sarkıtılır ve ayakta duranların kafasının biraz üstüne kadar uzanır. Işık dua edenlere yakındır ve herkesten eşit uzaklıktadır.

Aydınlatma tasarımcılarının yerdeki ışık kaynaklarını yanar hale getiren tekniği, İslam dünyasında tanımlandığı gibi ışığın ruhani simgesini teşvik eder. Şakirin Camii’nde duvarların tamamından gelen ışık ile iç mekan, bina içindeki tüm aralıklar ve kubbeli alan eşit düzeyde aydınlatılmış. Kubbenin yuvarlak biçimini daha öne çıkarmak için ayrıca yanda bir ek ışık kaynağı bulunuyor. Kullanılan mavi ışık, kubbe ile gökyüzünün gece karanlığına bir bağlantı oluşturuyor.

İstanbul’un Üsküdar semtinde yer alan Karacaahmet mezarlığına giden girişlere yakın bir yerde bulunuyor. Cami 10.000 m2’lik bir yüz ölçümüne sahip ve iki adet 35 metrelik minaresi ve alüminyumdan yapılmış kubbesi var.

Caminin altında bir kapalı otopark bulunuyor. Ayrıca sergi alanlarına sahip. Projenin ilginç olan yanı ise, iç mekanının bir kadın tarafından tasarlanmış olduğu ilk cami olması.

Projeye katılanlar:

Yapı sahibi: Semiha Şakir Vakfı

Mimar: Hüsrev Tayla

İç mimar: Zeynep Fadıllıoğlu

Aydınlatma tasarımı: Isometrix Lighting + Design

Dua alanındaki pencere tasarımları: Orhan Koçan

Avize, cam damlacıklar: Nahide Büyükkaymakçı

Kaligrafi: Semih İrtes

Şadırvan tasarımı: William Pye