Müze Hikâyeleri

lwl2Almanya’nın Münster kentindeki LWL Sanat ve Kültür Müzesi

Metin: Joachim Ritter ve Sabrina Schlukebier

Eğer mimari-müze yapımı, ziyaretçiler tarafından sergilenilen bir eser gibi sınıflandırılıyor ise artık modernizasyon konusunu düşünme ve durumları düzeltme vakti gelmiştir. Çoğu zaman böyle bir durum, genişletme kapsamında ortaya çıkar. Çünkü eski ve yeninin sadece birbirine ayarlanması değil uyumlu hale getirilmesi de gerekir. Bu da eski yapılarda tipik bir ışık güncelleme çalışmasıdır.

lw1Müzelerin modern araçları kullanmalarını sağlayan eski ve yeni arasındaki bağlantı, mimari formülasyonla da sağlanabilir. Almanya’nın Münster kentindeki LWL (Landschaftsverband Westfalen-Lippe) Müzesi’nde 1908 yılından kalma Neo Rönesans tarzı eski yapı Staab mimarlarının modern yeni binası ile birbirine bağlandı.

lwl4Müzenin içerik konusu, Orta Çağ’dan çağdaş avangarda kadar geniş. Koleksiyon toplam 51 sergi odasında gösteriliyor. Bunlar bir kütüphane ve restoranla destekleniyor. Eski yapıya yanaştırılarak inşa edilen yeni yapı deneyimlenebilir bir iç mantığa sahip. Farklı koleksiyon alanları eklendiğinde anlamlı olduğu anlaşılıyor. Aslında yeni yapının mevcut küçük parçalı eski yapıya eklenmesi gerekiyordu.

lwl5Licht Kunst Licht firmasının aydınlatma tasarımcılarının görevi, yeni müzenin mimari yapısı ile uğraşmanın yanı sıra evin iç yaşamından geçerken alanlara gereken ışığı vermeleri ve içerden bir ilişki kurulmasına destek olmasıydı. Işığın, müze ziyaretçisine müze içindeki turu boyunca fuayeye attığı ilk adımdan ikinci kattaki sergi odalarına kadar rehberlik etmesi isteniyordu. Bu anlamda aydınlatma eski ile yeni alanların bağlantısında kilit rol alacaktı.

lwl6Işık ile ilk hafif bağlantı binanın dış cephesinde görülüyor. Yeni binanın cephesine yerleştirilen duvar ışıklıkları, karşı tarafında kalan tarihi binanın cephesini eşit ve hafifçe aydınlatıyor. Vorplatz zum Dom adlı meydandaki tarihi eski yapının cephesi ayrıca ışık ile hafifçe vurgulanıyor. Özellikle görmeye değer olan yeni yapının giriş cephesi. Burada Otto Pienes ‘in (Alman ışık sanatçısı) “Silberne Frequenz” (gümüş frekans) adlı ışık duvarı, kum taşı kaplı cephenin bazı parçalarına monte edilmiş ve çok güzel bir ışık ayrıntısı. Dış alan aydınlatma konsepti bu yapı için başka herhangi bir cephe aydınlatması öngörmemiş. Böylece her iki yapı, aynı tarz ve şekilde olmasa da eşit değerde ışık öğelerine sahip.

lwl7Tarihi kemerli koridorlar ve gün ışığı alan iç avlu

Eski yapının iç avlusu, köklü bir restorasyon kapsamında kemerli bir cam konstrüksiyon ile kapatıldı. Bu sayede bu alana sınır yapan diğer iç mekânlara gün ışığı giriyor. Kemerli koridorların duvarlar, sergiler için kullanılıyor ancak mekânda heykel veya objeler de sergilenebiliyor. Ziyaretçi, mimari sayesinde ortadaki iç avlunun üzerinden, karşı taraftaki yine kemer biçimli koridorlara kadar içerisini görebiliyor. Bu yüzden yeni aydınlatma konseptinde her iki koridor seviyesi için birbiri ile uyumlu kesintisiz bir aydınlatma çözümü üretmek gerekiyordu. Tarihi mekâna mümkün olduğu kadar başka bir mimari öge eklememek için aydınlatma tasarımcıları, tarihi yapılar idaresi ile birlikte çok küçük boyutları olan filigran bir profil seçtiler. Aradaki bağlantıyı sağlayan ışık ögesi olarak boydan boya bir lamba profili odanın tam ortasından aşağı doğru sarkıtıldı. Böylece buradaki kubbe yapının eşit ve dolaylı olarak aydınlatılması ve mekânın difüz bir temel aydınlatma kazanması sağlandı. Ayrıca uygulanan doğrudan aydınlatma da LED mini ışık düğmecikleri ile devreye alınabiliyor. Ayarlanabilir ışık düğmecikleri, optiğin kolayca değiştirilmesi ile sergiye göre ışığı yansıtma açısının ayarlanmasına olanak sağlıyor. Müze için önemli bir başka kriter, kemerli duvarların eşit ve geniş alanlı aydınlatmasıydı. Bunun için eliptik lensler kullanıldı. Buradaki aydınlatma için müzenin kendi bünyesinde mevcut olan projektörler, alt kısma entegre edilen elektrik rayları üzerine monte edilebiliyor. Bir DALI ışık kumanda sistemi üzerinden taşınabilir “touch panel” aracılığı ile hem doğrudan hem de dolaylı ışık ayarlanıyor. Her LED düğmeciğini de ayarlamak mümkün oluyor.

lwl8Tarihi merdiven alanı için dekoratif sarkıt lambalar seçildi. Bunlar kubbeli yapıların tam ortalarına monte edildi ve difüz ışık verdi. Merdiven alanının en üst katı Downlight’lar ile doğrudan aydınlatıldı. Bu lambaların bakımı mekân yüksekliği nedeniyle çok zor olduğu için Downlight’lar, indirilebilir motorlu tavan levhaları üzerine monte edildi.

lwl9Genel olarak tel dokulu görüntülü ışık profilleri sayesinde eski bina içinde de kemerli koridorlar arasında hafif bir ışık yönlendirmesi görülüyor. Bu ışık aynı zamanda fuayedeki düz, tavan oyuklarındaki aydınlatmaya bir şekilde benziyor.

lwl10Fuaye

İçeriden ve dışarıdan bir bağlantı oluşturmak için mimarlar, fuayenin fazlaca gün ışığı almasını istediler. Bu nedenle üç katlı mekânın hemen altında, tavan olarak gerdirilmiş bir membran örtünün üzeri cam çatı ile kaplandı. Buradan gün ışığı giriyor. Güneşli günlerde merdiven alanında ışığın ve gölgelerin oyunları izleniyor. Ziyaretçiler için gün ışığının burada sergiledikleri başlı başına bir deneyim. Çoğu günlerde gün ışığı temel aydınlatma olarak hizmet ediyor. Akşamları duvar girintilerine yerleştirilen iki projektör yüksek mekânda doğru ve noktasal ışık oluşturuyor. İzleyenler, ışık kaynaklarını görmüyor. Her bir armatür grubu kumanda ve dim edilebiliyor. Bir kumanda tablosu üzerinden farklı ışık senaryoları ayarlanabiliyor. Işık, fuayeden birinci ve ikinci kattaki sergi alanlarına bağlantı sağlayan merdivenleri geçerken ziyaretçilere yol gösteriyor. Işık, düz bir hat üzerinde öbekler halinde oluşturulmuş kubbeli alanlar boyunca yerleştirilen ışık rayından geliyor. Alttan bakınca sadece siyah bir kertik şeklinde görülüyor. Bunun yanı sıra ritmik bir ışık-gölge kontrastı koyu renkli basamakları vurguluyor. Fuaye, gündüzleri aydınlık ve davetkâr bir ortam yaratıyor, akşamları ise suni ışık ile aydınlatılıyor.

lwl11Sergi alanları

Sergi alanlarının ışık konseptinde, eserlerin saklanması ve izlenmesi için gereken ışık arasında bir denge olmalı. Ayrıca sergi salonlarında ışığın yönü de kolayca anlaşılmalı. Bu nedenle burada projeye özgü bir ışık çözümü arayışına geçildi. Duvar boyunca tavana entegre edilen, dim edilebilir flüoresanlarla arkadan aydınlatılan şeffaf bir membran folyodan oluşan “suni ışık çerçevesi”, sergilenen eserler için esnek bir ışık çözümü ve sakin bir tavan görüntüsü yaratıyor. Işık rayları arasındaki mesafe, duvar yönünde artıyor. Böylece duvarın üst kesiminde yüksek aydınlatma yoğunluğu oluşmuyor. Işık çerçevesi ile odanın ortasındaki tavan alanından bir elektrik rayı geçiyor. Bu ray üzerinde, yönlendirilebilir projektörler isteğe göre yerleştirilebiliyor ve odaklanabiliyor. Sanat eserleri bu sayede daha aydınlık gösterilebiliyor veya öne çıkartılıyor. Müzenin en üst katında ayrıca beş adet çatı penceresi olan salon bulunuyor. Büyük formatlı, orta alana yerleştirilmiş gün ışığı örtüleri, doğal ışığın dinamiğini mekânın içine çekiyor. Sanat eserlerini güneşin zarar verici ışınlarından korumak için bir cam bağlantı parçası yerleştirilmiş. Bu parçanın camları arasında mikro prizmatik katmanlar bulunuyor. Sadece difüz gökyüzü ışığı buradan geçiyor. Işık miktarı bir stor ile azaltılabiliyor. Bir başka stor ise gün ışığının girişini tamamen kesebiliyor. Odaya doğru konumlandırılmış hafif şeffaf bir membran örtü ise ilave filtre görevi görüyor. Diğer sergi alanlarındaki aynı suni ışık ortamını bu çatı pencereli salonlarda da sağlamak adına; çatı pencereleri olan salonlarda ışık örtüsü ve elektrik rayı üzerine yerleştirilen projektör kombinasyonu uygulanıyor. Tavana entegre edilen ışık çerçevelerinin ışık yoğunluğu, gün ışığı miktarına bağlı olarak otomatik olarak ayarlanıyor. Bunun için gerekli olan veriler ise müze çatısına yerleştirilen bir gün ışığı ölçeri üzerinden ışık kumandasına iletiliyor. Dış alandaki gerçek zamanlı aydınlatma yoğunluğuna ayarlı ve storların işletimi ile bağlantılı olarak ışık çerçevesindeki flüoresanların ışık akışı ayarlanıyor. “Işık çerçevesi” ve elektrik raylarının konsepti tüm odaların birbiri ile bağlantısını oluşturuyor. Ziyaretçi, galerilerde yolunu rahatça buluyor, her bir sergi alanını farklı deneyimliyor ancak kendisini yönlendiren ışığı dolaylı olarak hissediyor.

lwl12lwl13Kütüphane ve gastronomi

Birçok konuğun ve kültürel ambiyansın bir araya geldiği bir yerde, en modern tekniğe rağmen objenin tadı yerinde kalmalı. LWL Müzesi açısından bu kütüphane ve gastronomi mekânında da ışığın bağlayıcı bir öge olması gerektiği anlamına geliyor.

Aydınlatma tasarımcıları, kütüphane alanı için aşağı sarkıtılmış iki armatür profili kullanmaya karar verdiler. Bunlar mobilyanın yerleşimine dik açıda monte edildi. Mekân içinde doğrudan ve dolaylı ışık vermeleri istendi. Kütüphanenin pencerelere doğru olan alanları çok gün ışığı alıyor. Tasarımcılar kitap sırtlarının dikeyde iyi aydınlatılmasını istediler. Özellikle, arka kısımda hareket edebilen yüksek kütüphane dolaplarının iyi ışık alması gerekiyordu. Bu alanlar dikey yerleşimli yön verilebilir projektörler ile aydınlatıldı.

lwl14Bu alanın ışık konsepti genel olarak ziyaretçinin görme ihtiyacına göre ayarlandı. Binanın diğer kısımlarındaki ışık ortamları ile ilgili bir bağlantı kurulmadı. Burada objenin atmosferine daha çok yoğunlaşılabilirdi. Ancak orası bir kütüphane ve kütüphane gibi kalacak. Mimar ve restoranı kiralayanların onayı alınarak gastronomi alanı için bir aydınlatma konsepti tasarlandı. Gündüz ve gece ortamları için farklı ışık kalitesi sunan bir konsept.

Restorana götüren yolun duvarları boyunca ve yemek salonunda yer alan dekoratif sarkıt lambalar, gün içinde kafe ortamında rahatlatıcı, aydınlık bir ışık atmosferi sunuyor. Geceleri ise ışık daha samimi bir restoran görünümüne bürünüyor. Yoğun dim edilen sarkıt lambaların yanı sıra tavana yerleştirilen yönlendirilebilir projektörler masalara noktasal ışık veriyor. Üçüncü ve ilave bir ışık kaynağı olarak oturma alanları ve tezgahın arkasına LED ışık sıraları entegre edildi. Restoran kiracılarının isteği üzerine LED ışık hatları RGB olarak uygulandı. Restoran alanı gün içinde ve akşamları keyifli bir ortam sunuyor. Burada da müzenin diğer mekânları arasında ışık açısından bağlantı kurulmamasına dikkat edildi.

lwl15Hem kütüphane hem de gastronomi bölümü kendine özgü ışık konseptleri ile öne çıkıyor. Işık, mekânı kullananların ihtiyaçlarını gözetiyor. LWL müzesini ziyaret edenler, hem gündüz hem de gece müze alanında kendisini hatırlatan ışık ögeleri ile karşılaşıyor. Böylece içerideki iç mantık kolayca anlaşılıyor. Hafif ancak belirgin olan ışıkla yönlendirme sayesinde ziyaretçi, eski ve yeni binalar arasında yönünü buluyor. Bu eski ve yeninin, ışık ile bir araya getirilmesinin yepyeni bir yöntemi.

Projeye katılanlar:

Yapı sahibi: Landschaftsverband Westfalen-Lippe, Münster/Almanya
Mimar: Staab Architekten GmbH, Berlin/ Almanya
Aydınlatma planlamacısı: Licht Kunst Licht AG, Bonn/Berlin,
Proje yönetimi: Martina Weiss
Sergi tasarımcısı: Space4 GmbH, Stuttgart/ Almanya
Sahneleştirici sergi aydınlatması: LDE Belzner Holmes, Stuttgart/ Almanya

Uygulanan ürünler:

Dış alan: Bega Stufenbeleuchtung; Meyer Gobostrahler
Sanat ve gün ışığı örtüleri: Rentex
Downlight’lar/Raylar: Erco
LED projektörler: Gallery LED cc, Eigenart Leuchten
Atriyumdaki yönlendirilebilir projektörler: Erco
Kütüphane: Selux Pendelleuchte, Erco Richtstrahler
Gastronomi: Flos Downlights; Graypants ve Filumen Sarkıt Lambalar,
Proled LED Bantları
Kemerli koridor, eski yapı / Kemerli koridor aydınlatması Sergi: Zumtobel, Supersystem Sarkıt Lamba
Merdiven alanı aydınlatması: Mawa, Humboldt Uni Pendelleuchte; Erco, Quintessence Downlights


Also published on Medium.