Close

17/11/2025

Mondaine De Pariso, Tersane İstanbul

Metin: Mustafa Akkaya & İrem Ayan
Fotoğraflar: Fevzi Ondu

Mondaine de Pariso’nun İstanbul’daki ilk mekânı, şehrin kalbinde konumlanan Tersane İstanbul içerisinde zamandan kopuk bir atmosfer sunuyor.

Ziyaretçilerini ilk adımda gerçeklikten uzaklaştıran bu büyülü atmosfer, Paris’in 1970’li yıllarındaki gece hayatını teatral bir bütünlükle bugüne taşıyor. Mekânın iç mimarisi, dönemin özgür ve rafine ruhunu çağdaş bir yorumla yeniden inşa ederken; bu atmosferin duygusal yoğunluğu, LINE tarafından tasarlanan aydınlatma kurgusuyla tamamlandı.  Burada ışık yalnızca mekânı tanımlayan bir unsur değil, adeta görünmez bir anlatıcı. Her ışık noktası, geçmişin estetiğiyle bugünün duygusunu birleştirerek misafiri deneyimin bir parçasına dönüştürüyor.

Genel aydınlatma kurgusu, temel olarak dekoratif aydınlatma elemanları üzerinden şekillendirildi. Bu aydınlatma elemanları, mekânı yalnızca aydınlatmakla sınırlı kalmayıp, onun karakterini şekillendiren unsurlara dönüştürdü. Mekânın çeşitli bölümlerine entegre edilen dar açılı tavan spot aydınlatmalar, özellikle geçiş alanları, bar ve sahne çevresinde dramatik vurgular oluşturuyor. Bu spotlar ile, yalnızca genel aydınlatma sağlanmakla kalmayıp; ışığın yönlendirildiği ve odak noktaları yarattığı bir aydınlatma dili kurgulanıyor. Ziyaretçiler, mekâna adım attıkları andan itibaren ışığın, mimariyle tamamen iç içe geçmiş bu kurguya hizmet ettiğini, her köşede hissediyor.

Mekânın atmosferinde büyük rol oynayan dekoratif aydınlatma elemanları – özel üretim sarkıtlar, aplikler, zemin aydınlatmaları ve masa lambaları – estetik ve ışık kalitesi açısından titizlikle seçilerek, genel iç mimari kurguya uyum sağlayacak şekilde yerleştirildi. Pirinç gövdeler, opal cam yüzeyler ve yumuşak renk tonlu kumaşlar, dönemin dokusunu yansıtan detaylarla zenginleştirildi. Bu elemanlar, iç mimariyle bütünleşik yerleşimleri sayesinde mekânda yapaylık hissi yaratmadan varlık gösteriyor. Her masa, kendi ışığıyla çevrelenerek birer özel ada hissi veriyor; bu sayede konuklar, kolektif bir atmosferin içinde bireysel alanlarının konforunu yaşıyor. 2200-2400 Kelvin aralığında sıcak beyaz renkli ışıklar, kadife döşemeleri, koyu cilalı yüzeyleri ve vintage desenli objeleri yumuşak bir dokunuşla sararken, genel mekân tonunu da zamansız ve zarif bir seviyeye taşıyor. Tavan kotunda yer alan ve mekânın tam merkezinde konumlanan disko topları ise 70’lerin ikonik görsel öğesi olarak, ışığın mekânda nasıl kırıldığına dair görsel bir oyun yaratmakta ve sahne hissini güçlendirmekte.

Bar bölümü, aydınlatma açısından mekânın en çok katmanlaşan alanlarından biri. Tavandan sarkan dekoratif aydınlatmalar bar tezgâhını sıcak bir ışıkla sarmalarken, dar açılı spotlar yüzeylerde derinlik katan kontrollü yansımalar oluşturuyor. Bu kompozisyon sayesinde barın cam ve metal yüzeyleri ışığı yansıtarak derinlik hissi yaratıldı; içkiler ise vitrindeki konumlanışlarıyla adeta sahnelenmiş nesnelere dönüştü.  Sahne alanında kullanılan yönlendirilebilir spotlar ise performansın her anını kontrollü biçimde tanımlıyor. Müzikal geçişlerde sahnedeki beden hareketleri, mimikler ve giysi detayları bu ışıklar sayesinde görünürlük kazanıyor. Bu teknik aydınlatma yaklaşımı, gösteriyi izlenebilir olmaktan öte, hissedilebilir de kılıyor.

Raf sistemleri ve vitrin detaylarında kullanılan gizli lineer aydınlatmalar, göze doğrudan görünmeden içki şişelerini, objeleri ve malzeme dokularını zarifçe öne çıkarırken, raf arkası aydınlatmaların cam ve parlak yüzeylerde yarattığı hafif yansımalar, izleyiciye bir sahne dekorunun içindeymiş hissi veriyor. Işığın derinliği, mekânın hacim algısını zenginleştirirken, her çizgi, mimariyle birlikte düşünülmüş bir kurgu gibi çalışıyor. Böylelikle, ışık burada sadece işlevsel değil, anlatımsal bir öge haline geldi.

Mondaine’de tüm aydınlatma kurgusu, DMX tabanlı bir kontrol sistemi üzerinden çalışıyor. Bu sistem, mekândaki tüm ışık kaynaklarının müzikle ve zamanla senkronize biçimde hareket etmesine olanak tanımakta. Performansların yoğunlaştığı anlarda ışıklar anlık şekilde açılıp kapanırken, sahnede tempo arttıkça ışık da onunla birlikte nefes alıp veriyor. Bu dinamik kurgu sayesinde atmosfer sürekli bir akış içinde kalmakta; hem yaşayan hem de dönüşen bir karakter kazanmakta.

Mondaine İstanbul’da aydınlatma sadece mekânı tanımlamakla kalmıyor; aynı zamanda geceyi, anı ve duyguyu da şekillendiriyor. Her akşam, loş ışıkların eşlik ettiği bu atmosferde zaman yavaşlamakta, detaylar belirginleşmekte ve her şey bir sahne kurgusunun parçası hâline gelmekte. Bu atmosfer, Mondaine’i bir mekândan öteye taşıyarak şehrin gece hayatında iz bırakan bir deneyime dönüştürüyor. Işık burada başrolde; kimi zaman görünmeyen bir rehber, kimi zaman ise her gece yeniden yazılan bir hikâyenin sessiz anlatıcısı.

Projeye katılanlar:

İşveren: Tersane İstanbul

İç Mimari: Atelier Daphné Desjeux

Uygulama Proje Mimarı: Arketipo
Aydınlatma Tasarımı: LINE Lighting Design

Ses, Işık ve Görüntü Sistemleri: Asimetrik

Hospitality & Marka Danışmanlığı: Paris Society
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir