Modern şehirlerde karanlık: Önemli bir lüks

LondraLightİnsanların çoğu karanlığın bir “lüks” olduğunu düşünmüyor. Ancak eğer bir apartmanda yaşıyorsanız ve tüm gece boyunca pencerenizden sizi rahatsız eden yapay ışıklar giriyorsa o halde bu sizin için adeta bir lüks olabilir. İnsanlar ışığın olduğu alanlar boyunca mekânlar yapıyorlar ve bu günlük yaşamımızın bir parçası durumunda… Bu yüzden ışığın kentlerimizde ve şehirlerimizde gittikçe artan eşitsizliği destekliyor olması belki de şaşırtıcı değil.

Londra’nın sosyal toplu konutları uzun direklerle aydınlatılmış parlak, soğuk ışıklarıyla anında fark ediliyor. Bu aydınlatma CCTV gözetimi için en iyi görüşü sağlamak ve anti-sosyal davranışları ya da suçu önlemek adına kullanıldı. Bu tip aydınlatmalar alanların sınırlarını aslında şu şekilde çiziyor; fonksiyonellikle işlenen problemler. Ayrıca böyle aydınlatmalar; bu alanları daha az değerli insanlar için daha az değerli mekânlar olarak yapılandırıyor.

Bu aynı zamanda büyük ölçüde ışık kirliliği, enerji-bakım masrafları ve yatak odaları adeta “hapishane bahçesi gibi aydınlatılan” insanların sağlığı, ruh halleri üzerinde olumsuzluklar gibi etkileri de beraberinde getiriyor.

Tüm bunların aksine dikkatli bir aydınlatma ile yaratılan karanlık, çok daha iyi koşullarda yaşamanın ve yüksek-fiyatlı gelişmelerin açık bir göstergesi. Burada ışık, estetik olarak keyif veren gece görüşü yaratmak için bilinçli olarak bir tasarım aracı gibi kullanılıyor. Böylelikle gece görünümü daha güvenli ve davetkar hale geliyor

Sokak ışıklarını kapatmak daha fazla suç anlamına gelmiyor

Tüm kentsel alanların illa yüksek aydınlatma şemalarına ihtiyacı yok. Ancak elbette herkes sosyal açıdan başarılı ve birleştiren bir yerde yaşamayı hak eder. Bu anlayış da ne yazık ki aydınlatma üzerinden yaptığımız farklı türde alanlar ve onlara verdiğimiz değere göre kaybolabiliyor. Kamusal alan aydınlatması kentsel bölgelerde “eşitsizliğe” dair bir barometre özelliğini taşıyor.

Bu sadece problematik bir durum değil aynı zamanda gereksiz. Yeni aydınlatma teknolojileri daha etkili enerji çözümleri vadediyor ve akıllı sistemler aydınlatmayı daha tepkisel yapabiliyor, aydınlattıkları sosyal alanlara daha uyumlu olabiliyorlar. Bizler var olan alanları-örneğin sosyal toplu konutlar gibi- iyi bir aydınlatmayla daha eşit yerler haline getirebilecek teknolojik araçlara sahibiz.

Ancak, bu aydınlatma teknolojilerinin de şu anda sosyal toplu konutlarda kullanımı da başka bir durum. Örneğin daha az enerji tüketen daha parlak lambalar gibi yeni teknolojiler kontrol ve gözetimin eski paradigmalarının yanında kullanılıyor. Bu da mekânları daha iyi hale getirmiyor, basitçe onları daha parlaklaştırıyor ve “eşitsizliği” güçlendiriyor.

Haber: Mona Sloane
Fotoğraf: Dan Kitwood/Getty Images
Haber kaynağı: http://www.theguardian.com/housing-network/2016/may/19/darkness-luxury-britains-council-estates-lighting-cctv