Metastatik meme kanserini ışık kullanarak yok etme

Ohio’daki Cincinnati Kanser Merkezi’nden Dr. Nalinikanth Kotagiri, geç evre meme kanserinde kanser hücrelerini hedef alan ışık kullanımı araştırması ile Department of Defense Breast Cancer Breakthrough Award aldı. Araştırmacı, metastatik meme kanserinde ışık tedavisinin faydalarını açıkladı.

Tıp alanındaki modern gelişmeler ve halka yönelik farkındalık kampanyalarının yaygınlaşması sayesinde meme kanseri riski altındaki insanlar açısından görünüm şu anda oldukça umut verici.

American Cancer Society (ACS; Amerikan Kanser Derneği) verilerine göre 0 veya 1. evre meme kanseri olan kişiler için 5 yıllık hayatta kalma oranı hemen hemen yüzde 100, II. evre meme kanseri olan kişiler için ise bu oran yaklaşık yüzde 93.

Ancak meme kanseri olan ve tümörleri vücudunun diğer bölümlerine yayılan kişiler açısından bu olasılıklar pek de olumlu değil. Özellikle ACS, metastatik meme kanseri olan kişilerin 5 yıllık hayatta kalma oranını yaklaşık yüzde 22 olarak öngörüyor.

Kanserle mücadele etmenin üç ana yöntemi ameliyat, radyasyon ve kemoterapi. Ancak bu tedavilerin yan etkileri de önem taşıyor ve tümörler yayıldığında toksisite riski artış gösteriyor.

Bu nedenlerden dolayı bilim insanları toksik olmayan yeni tedaviler bulmak için oldukça yoğun bir çalışma sürdürüyor. Bu yeni tedavi yöntemlerinden biri, kanserle mücadele eden ilaçları aktive etmek üzere ışık kullanmak.

James L. Winkle College of Pharmacy’de yardımcı doçent olan Dr. Nalinikanth Kotagiri ile Ohio’daki Cincinnati Kanser Merkezi’nde görevlendirilen bir grup, sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanser hücrelerini öldürebilecek, ışığa duyarlı ilaçları ışık kullanarak aktive edebilmenin yollarını araştırmaya başladı.

Dr. Kotagiri, geçtiğimiz günlerde 3 yıllık bir araştırma için 600.000 doların üzerinde bir fon sağlayan Savunma Bakanlığı Meme Kanseri Atılım ödülünü aldı.

Işığa dayalı kanser tedavilerine neden ihtiyaç var

Araştırmacı Dr. Kotagiri, özellikle kanser kemik iliğine yayıldığı zaman alternatif meme kanseri tedavilerine yönelik ihtiyacı şöyle açıklıyor: “Metastatik meme kanseri, nüksetme ve ölüm oranı yüksek, yıkıcı olabilecek bir teşhis. Şu an etkili bir tedavisi de yok,” diyor. “Yeni tedavilere rağmen hâlâ birçok kişi bu hastalığa yenik düşebiliyor.”

Dr. Kotagiri, “Bu konudaki başlıca kısıtlar arasında, tedavilere karşı kazanılan direnç ve tedavinin ciddi yan etkileri yer alıyor,” diye devam ediyor. “Meme kanseri hücrelerinin geniş bir alana, özellikle de hem tümör hücrelerini hem hayati kök hücreleri barındıran kemik iliğine yayılabilme özelliği dolayısıyla toksisite riski geleneksel terapilerde daha yüksek.”

Araştırmacı, ışık tedavisinin işleyiş mekanizmalarını ve faydalarını ayrıntılarıyla anlatırken şunları söylüyor: “Fotodinamik terapi (PhotoDynamic Therapy, PDT), hücre ölümüne yol açabilen moleküler oksijenle birlikte kullanılan ışığa duyarlı bir kimyasal madde ile ışığı içeren bir tedavi. Bu gibi tedaviler, başlangıç evresinden ileri evreye kadar kanseri kontrol altına almak için etkili bir şekilde kullanılabilen yüksek bir hakimiyet derecesi sunuyor.”

“Basit bir işleyiş ilkesine dayanıyor; belli dokulara uygulanan ışığa duyarlı ve aksi halde toksik olmayan bir ilaç, ışıkla aktive edildiğinde hücre ölümüne yol açabiliyor.” Buna karşın Dr. Kotagiri, ışık tedavisinin de mevcut bazı kısıtları olduğunu belirtiyor. “PDT umut vaat etmesine rağmen dokuya derinlemesine nüfuz edemiyor, bu yüzden kullanımı sınırlı. Ayrıca ışığa duyarlı mevcut ilaçlar, oksijenin etkili olmasını gerektiriyor fakat meme tümörleri de dahil, bazı tümörler ya düşük oksijen boşluklarına sahiptir ya da oksijenin olmadığı veya düşük olduğu bölgelerde büyür. Bu da kanser tedavisinde PDT’nin etkili bir şekilde uygulanmasını engelleyebiliyor.”

Tedavi 5-10 yıl içinde hazır olabilir

Bununla beraber Dr. Kotagiri ve ekibi, bu sorunların üstesinden gelmenin bir yolunu bulmuş olabilir.

“Radyonüklidlerden (radyoaktif nüklid veya atom) gelen ultraviyole (UV) ışık kullanıyoruz,” diye devam ediyor. “Bu zaten tümör ve dokuları görüntülemede kullanılıyor. Metal bazlı ışığa duyarlı ilaçlar kullanarak nüfuz edemediğimiz derinlik ve oksijen sorunundan bağımsız bir PDT için oksijen bağımlılığını çözmeye çalıştık.”

“Lazerler ve lambalar gibi dış ışık kaynağını, bir ‘iç’ ışık kaynağı olarak radyonüklidlerden gelen ışıkla değiştirerek vücutta daha iyi bir tedavi gerçekleştirebildik.” “Bunun, hayati organlara ve dokulara minimum toksisite etkisi ile daha etkin tedaviler anlamına geldiği söylenebilir. Radyonüklidler tümörlerin yerini tespit etmede ve görüntülemede kullanıldığına göre aynı radyonüklidi kullanarak artık meme kanseri metastazını aynı anda görüntüleyebilir ve tedavi edebiliriz,” diyor araştırmacı.

Önümüzdeki birkaç yıl boyunca Dr. Kotagiri ve meslektaşları, radyonüklid ışık kullanımıyla ışığa duyarlı kanser tedavisi ilaçlarını aktive etmenin, hayvanlarda metastatik ve tedaviye karşı dirençli kanser hücrelerini etkili bir şekilde öldürüp öldüremeyeceğini test edecek.

Sonuç başarıyla kanıtlanabilirse ışığa dayalı bu terapi, “tedavi edici sonuçları geliştirme potansiyeliyle hastalara büyük faydalar sağlamakla kalmayabilir. Aynı zamanda diğer FDA onaylı ışığa duyarlı ilaçları, radyonüklid etkin terapiler olarak ve bu ilaçların şu anda tedavi ettiği hastalıkların kapsam ve çeşitliliğini artırarak uyarlanmasına örnek de oluşturabilir.”

Haber kaynağı: https://www.medicalnewstoday.com/articles/323394.php