Meksika gökyüzü: Güney Meksika’da Grand Hyatt Playa del Carmen Resort tesisi

Metin: Alison Ritter
Fotoğraflar: Paul Rivera

Meksika’nın gökyüzünü kendi gözlerinizle görmelisiniz. Bir de görüntüye Meksika Karayipleri’nin turkuaz renkli denizi de eklenince, işte o zaman çoğu insanın karşı koyamayacağı muhteşem bir deneyimden bahsederiz. Mükemmel bir tatil tesisi için en uygun ortam. Güç kazanacağınız nefes kesen güzellikte bir görüntü. Yucatan Yarımadası hızla büyüyen bir tatil hedefi ve böylece, yarım adanın güneyinde kalan cenneti andıran Playa del Carmen plajı bilinçli olarak tasarlanan bir otel tesisi için olabilecek en güzel yer.

Yaklaşık bir yıl önce açılışı yapılan Grand Hyatt Playa del Carmen Resort, bu bölgeyi geliştirme projesinin bir parçası. Tesis içinde korumalı bir Hindistan sakız ağacı alanı bulunuyor. Ayrıca yakınında çeşitli restoran, bar, dükkan, alışveriş mağazalarının bulunduğu, gece hayatı da bir o kadar hareketli bir turizm hedefi olan ve yerel halk tarafından “Fifth Avenue” olarak adlandırılan bir bölge yer alıyor. Böylece, tatil tesisi yerel çevreyi modern bir ortamda kültür ile kombine ediyor. Deniz kenarına mesafesi 140 metre ve geniş bir plaja sahip.

Mimarlar, olabilecek en mükemmel alan kullanım stratejilerini belirlemek ve doğal çevreyi en uygun şekilde koruyabilmek için bir dizi lokasyon analizleri yaptılar. Bu çalışmalardan, tesisi üçe bölerek ilerleme yönünde bir tasarım ortaya çıktı. Üç alanın her biri Yucatan Yarımadası’nda var olan organik şekillerden ilham alınarak geliştirildi. Bu bağlamda her bir yapı birimi çok daha fazla duygu yaratmak, bağlantı yolları oluşturmak, hem konuklar hem de ziyaretçiler için çeşitli ortamlar sunmak üzere farklı tasarlandı.

Tesisin birinci kısmı Fifth Avenue alışveriş caddesi ile otel arasındaki bağlantıyı kapsıyor. Teknik tesisat ve personel giriş alanı ise iç bağlantı sokağının hemen altında yer alıyor. İkinci dikdörtgen şekilli bina ise merkezde ve dört katlı otel binalarının ortasında yer alıyor. Otel odalarının tamamı mangrov ağaçlarının olduğu bahçeye bakıyor. Bahçe özellikle küçük bir doğal park olarak otel alanının ikinci kısmında bırakılmış. Hemen bahçenin üzerinde “El paseo” olarak adlandırılan, üzeri kapalı bir yaya yolu bulunuyor.

Girişten denize kadar kısmen basamaklı olan bu geçiş, çeşitli heykelsi yapıları barındırıyor. Burada örneğin, oturma alanları ve satış kioskları bulunuyor. Tamamı taştan oyulmuş izlenimi veriyor. “El paseo”nun hemen altında konferans odaları ve bir Spa bölümü bulunuyor.

Spa alanında büyük, kubbeli ve konik bir yapı, tabandan yukarı doğru yükseliyor ve görüntünün odak noktasını oluşturuyor. Mekândaki bu öge Meksika’nın sadece bu bölgesinde görülen obruk türü kireç taşı delikleri, muhteşem “Cenotes”leri simgeliyor. Konik şekilli yapı parçasının üst kısmı açık. Buradan spa alanına güneş ışığı giriyor ve konukların geniş mekânda rahatça dinlenmesine olanak sağlıyor. Tesisin üçüncü ve denize en yakın konumlu bölümü otelin merkezini oluşturuyor. Eğlence alanları ve restoranlarının yanı sıra konuklar buradan doğruca plaja çıkabiliyor. Dört katlı binanın otel odaları ve süitleri havuza, teraslara ve denize muhteşem bir bakış sunuyor.

Mimarlar, oteli doğal çevresine uyumlu olacak şekilde tasarlamak için kum renginde kaplamalar, doğal taş, ahşap gibi yapı malzemeleri ve yüzey konstrüksiyonları kullandılar. Doğal bitki örtüsü, su alanları yarattılar ve sıcak beyaz renkte dolaylı bir aydınlatma uyguladılar. Özellikle bu proje için sanatçı César López-Negrete tarafından çalışılan eserleri sunmak için, otel kompleksi içindeki en büyük ve önemli odalar amaca uygun olarak tasarlandı.

Gezegenimizdeki yaşam için en önemli ışık gün ışığıdır ve Playa del Carmen’deki Grand Hyatt tatil tesisi tamamen gün ışığından besleniyor. Aynı şekilde spor ve dinlenme amaçlı geliştirilen dış mekânlar da gün ışığı ile hayat buluyor. Gün ışığını içeri veren yerler arasında; yaya alanlarında geniş olarak tasarlanmış aralıklar, balkonlar, oda ve sütlerdeki büyük pencereler, entegre gölgelikler, mimari tasarımı öne çıkartacak, sahnesel gölge etkisi yaratacak iyi planlanmış kompozisyonlar yer alıyor. Karanlıkla birlikte elektrik ışığı devreye giriyor. Yandan gelen ışık, kullanılan malzemenin yüzey dokusunu gösteriyor, bağlantı yollarının şeklini öne çıkartıyor ve gün sona ererken yavaşça gece mavisine dönüşen gün ışığına sıcacık bir denge oluşturuyor. Suni ışık dikkatlice uygulanmış, çoğu zaman mimariye entegre edilmiş, ve ne şanstır ki zaman zaman suni ışığın ne kadar yapay olduğunu gözler önüne seren Downlight’ların sayısı düşük tutulmuş.

Spa alanı, aydınlatma tekniği açısından özellikle çok öne çıkmayacak şekilde çalışılmış. Spa kullanıcıları, mekânlardaki özel ortamın, muma benzer armatürlerin ve üstten gelen hafif, gün ışığına benzer ışığın keyfini çıkartıyor. Bunun yanı sıra kireç taşı deliğini andıran yer, belli bir heyecan yaratıyor. Yarımadada bulunan asıl Cenote’ler temel su kaynağına erişimi olan doğal şekilli deliklerle ilgili. Tarih bilgilerine göre bu obruklar Maya halkı tarafından kurban törenlerinde kullanılıyordu. Bazen de, sızan ve tamamen filtrelenen berrak yağmur sularını toplayan, serinletici su kaynakları olarak kullanılıyordu.

Grand Hyatt Oteli’nin spa alanındaki havuz, bazı doğal obruklara göre bir hayli küçük. Konik yapının iç taraftaki aydınlatması taşlı alanın kalitesini öne çıkartıyor; mekânın tamamına otantik bir hava ve anlam katıyor. Son olarak konukların odalarına dönecek olursak; çoğu banyoda neden pencere olmadığı ve sıklıkla uygun olmayan renklerde, yine elverişsiz bir noktaya konumlandırılmış armatürler ile aydınlatıldığı anlaşılamıyor. Tabi bu anlamda Grand Hyatt Playa del Carmen bir istisna değil.

Eğer henüz Meksika’nın masmavi gökyüzü veya gün batımı ile tanışmamış iseniz, artık zamanıdır.

Projeye katılanlar:

Mimari: Sordo Madaleno Arquitectos
İç tasarım: Sordo Madaleno Arquitectos + Rockwell Group
Aydınlatma tasarımı: Luz y Forma
Peyzaj danışmanlığı: Gabayet Paisajistas


Also published on Medium.