Lümenleri Küçültme

Lumen1LD+A’nın Nisan sayısında Don Peifer, aydınlatma endüstrisinde en fazla kullanılan ölçümleri tartışıyor ve bu esnada lümen umutsuzca kusurlu bulunuyor. LD+A’daki bu yazıdan yapılan alıntı şöyle:

Bugün, bir persfektiften herhangi bir uygulama için mükemmel araç olan ama diğer perspektiften tamamen fiyasko olarak algılanabilecek aydınlatma ürünü tasarlamak mümkün. Tam da bu konunun kalbinde yani merkez noktasında ise, endüstrimizde ışığın performansı ve kalitesi için kullandığımız, metrikler bulunuyor. Bu metrikler yeterince anlaşılmayan ve başarılı bir aydınlatma ürününün özünü yine başarılı bir şekilde kapsamakta “başarısız” olan ölçümler. İşin gerçeği şu ki, belli durumlarda, düpedüz yanıltıcılar.

Örneğin, ışık akısı ve onun birimi olan lümeni ele alalım. Bu endüstrimizde en sık kullanılan metriktir ve yine de birçok aydınlatma profesyoneli bunun ne olduğunu güç bela açıklar. Eski nesil insanlar, temel akkor filamanlı watt miktarına alışık bir şekilde yetişmişken, şimdi bütün marka aydınlatma ürünlerinin üzerindeki paketlerde yazan lümenlerle karşı karşıyalar. Onlar bu durumu, biz profesyonellerin olduğu kadar, anlaşılmaz buluyorlar.

Yani o halde bu nedir? Teknik olarak ışık akısı ışığın akışının zaman oranıdır ki bu konsepti aklınızın alması zordur. Onun elektriksel meslektaşı akımdır, birimi Amp’dir ve yine bu da size çok fazla yardım etmez. Bizler şeytanın avukatı rolüne bürünebilir ve “anlamamıza” gerek yok da diyebiliriz. Çok genel anlamda; bir armatür watt’ları alır ve lümenleri yayar. Bunu etkili bir şekilde yapma yeteneği -ki verimliliği her watta düşen lümene göre ölçülür- ne kadar başarılı olduğunu kanıtlar, öyle değil mi? Hayır, illa böyle olması gerekli değildir.

Görev Verimliliği

Örneğin popüler bir uygulama olan “grazer”ı kullanalım. Bu uygulama için sıyrılan yüzeyi eşit bir şekilde aydınlatmayı isterken bu yüzeyden dokuları çıkarırsınız. İdeal olarak; sıyırdığınız
yüzeye neredeyse paralel çalışan uzun, dar bir parlaklık yaratmak isteyeceksinizdir. Flüoresan grazer’lar, geniş bir dağıtımı oldukça dar bir parlaklık içine şekillendirmek için kepçeye benzer reflektör optikleri kullanır. Tipik bir 4-ft T5HO (Figür 1’de yeşil çizgi ile belirliliyor) 54W enerji kullanarak 3.500 kandela yoğunluğuna ulaşmayı başarabilir.

LED’lerin vadettiğine göre, biz istediğimiz yere ışığı koyabilir ve istemediğimiz her zaman onu kapatabiliriz. Bir şablon olarak daha geniş flüoresan parlaklığı ile çalışarak daha dar bir parlaklık yaratabilir (Figür 2’deki mavi çizgi) ve aynı yoğunluk değerlerine ulaşabiliriz. Daha geniş bir parlaklık yerine dar bir parlaklık; bize enerji tasarrufu sağlar. Buna ek olarak; dar parlaklık, daha sert bir gölge oluşturacaktır. Bunu sıyırma (grazing) uygulamalarında isteyebilirsiniz çünkü sıyrılan yüzeylerde (tuğladan yapılmış bir duvar gibi) dokuları yüzeyden atar. Bu da kontrastı artırır ve alanda bir ilgi noktası oluşturur.

Ayrıca bir flüoresan 54W’ı nerede kullanıyorsa, LED sadece 17W kullanarak aynı yoğunluğa ulaşabilir. Bu da mükemmel bir “grazer” gibi görünüyor. Çünkü bölgelerin yoğunluğunu kaplamasına rağmen bu parlaklık sadece 300 lümen ortaya çıkarır. Bu da watt başına yalnızca 17 lümenden oluşan bir sistem verimliliği sağlar ki verimlilik-bilinci ile hareket eden günümüz dünyasında bu gerçekten bir “ölüm öpücüğü” gibidir.

Şimdi daha da garipleşen bir noktaya gelelim. Eğer aynı grazer eğrisini alır ve basitçe uç noktasını 5’ten 45 dereceye (Kırmızı eğri) doğru değiştirirseniz lümen değerleriniz 300’den 1.700’ün üzerine kadar çıkacaktır. Sizin etkinliğiniz böylece, ışığı hafifçe yukarı doğru kaldırdığınızda, watt başına 100 lümen olacak, armatürünüz de sihirli bir şekilde bir “keçiden” bir “kahramana” dönüşecektir. Lümen miktarı yoğunluğun nasıl dağıtıldığı ile ilgilidir ve bu da keyfi, kusurlu bir metriktir. Daha faydalı bir ölçüm olan watt başına kandela; ki biz bunu sıyırma verimliliği-etkinliği diye adlandırıyoruz, bir uygulamada armatürün, watt başına lümen yerine nasıl performans gösterdiği hakkında çok daha fazla şey söyleyebilir.

Troffer Örneği

Şimdi de her yerde bulunan gömme troffer’ı lümenlerin bizi nasıl başarısızlığa uğrattığına dair bir örnek olarak kullanalım. Troffer, bu tür bir ürün çeşidi ile performans anlamında iletişim kurmak için kullanılan baskın bir metrik sistem verimliliğidir. Watt başına 100 lümen, artan tipik performans hedefidir. Peki ona nasıl ulaşacağız? Bunun bir yolu LED’lerin sayısını artırmak ve onları düşük bir akıma götürmektir (Bu süreçte ömürlerini uzatmak da hedeftir). Diğer bir yol, LED eklemek yerine; daha hafif-dokulu, yüksek-iletimli optikler kullanmaktır. Lensler aracılığıyla LED’lerin pikselleşmesini görebileceğinizi boş verin! Dağıtımınızın daralacağını ve alandaki istikrarın büyük zarar göreceğini boş verin! Watt başına düşen lümenleriniz daha yüksek olacak, destek kazanma hakkınız olacak ve mallarınızın fiyatını dramatik bir şekilde artırmayacaksınız. Öncelikler, hiç olmadığı kadar taktiksel açıdan önyargılı: Fiyat fazlalığı gibi kısa dönem hedefler, kalite gibi uzun dönem hedefler. Bu uygulamada istikrar bize armatürlerin kalitesi hakkında çok daha fazla şey söylüyor ancak bizler lümenlere takılıp kalmış durumdayız. Lümen temelli metriklere göre destek hedefi koyan düzenleyici ajanslara her zamankinden daha fazla teşekkürler; bu sayede bilmediğimiz “şeytanla” kapana kısılı kaldık gibi görünüyor.

Bu bir utanç çünkü şampiyon olarak seçtiğimiz metrikler ışık hikayesinde gelecekteki kaliteyi yaratmada büyük rol oynuyorlar. Son yıllarda tasarlanmış ürünlerle yapılmış bir atmosferi popülerize ettikçe ne çeşit bir kalite sahnesinden söz ediyoruz: Yeteri kadar iyi mi? Belki… Bizler gençliğimizin zayıf bir şekilde aydınlatılmış flüoresan atmosferlerinden sızlanıyor olabiliriz ancak bugün okullarda takip ettiğimiz kriterler, örneğin, gelecek nesiller için herhangi bir fark yaratacak mı? Problem şu ki neyi bilmediğimizi “bilmiyoruz”. Endüstri olarak parelize eden esrarlı metriklerle zincire vurulmuş durumdayız. Şu anda endüstriye müjdelediğimiz renk metrikleri de, tamamen anlaşılmaları için, ileri bir derece alınmasına gereksinim duyacak gibi görünüyorlar. Bu kadar zor olmamalı… Uygulama bize neye ihtiyacı olduğunu söylüyor. Sadece dinlemeye ve iletişim kurmak için iyi çözümler bulmaya gereksinimimiz var. Söylemesi kuşkusuz yapmaktan daha kolay ancak bu doğru yolda atılan bir adım ve o büyük bilinmezlikten uzaklaşmak, kaliteye geri dönmek anlamına geliyor. Şimdilik, belki de hepimiz şu konuda hemfikiriz: Bir armatürü yargılamak için birden fazla yol var.

Haber kaynağı: http://www.ies.org/lda/HotTopics/LRE/25.cfm