Close

22 February 2013

LED ve itibar yönetimi

Bence yapı malzemeleri içerisinde bütçede kapladığı orana göre kullanıcı deneyimine etkisi en büyük sektör aydınlatma. Tabii bu tespiti benim yapmamdan çok paydaşların, örneğin bir mimar veya işverenin yapması çok daha değerli. İşte tam bu nedenle, ne zaman sektör dışı mecralarda aydınlatma konulu tartışmalara rast gelsem mutlu oluyorum. Yaklaşımım belli: bu tür tartışmalar aydınlatma tasarımının önemine dair bilinç seviyesinin artışına katkı sağlayacaktır. Ancak son haftalarda sosyal medyada karşılaştığım bazı diyaloglar artık tartışmaların odağındaki LED için korku duymama sebep oluyor. 

Tartışmasız LED ışık kaynağı olarak aydınlatmanın geleceği. Ekonomist dergisinde çıkan haberdeki veriler de bunu destekliyor. Türkiye genel aydınlatma pazarı 1.5 Milyar Euro ve bugün %12 olan LED’in pazar payı 2020’de %70 seviyesine çıkacak.

Bu parlak tablonun arkasında ise iki kesime ait, büyüyerek artan tepkiler var. Öncelikle işveren kanadı. Yukarıda bahsettiğim, iştah açıcı tablo sebebiyle bilgi birikimi olmadan LED işine girmek moda oldu. Bir tezgahta diziliveren ya da kalitesi meçhul ithal ürünler sebebiyle Türkiye, 6 ay sonra sökülen LED çöplükleri ile doldu. Küskün işveren sayısı her gün artıyor.

Diğer kesim ise kendi seçimleri olmadan rengarenk hayatlara mahkum edilen son kullanıcılar. Duymuş olabilirsiniz; geçenlerde İstanbul Teknik Üniversitesi Taşkışla kampüsünde çekilmiş bir video sosyal medyada dolaşmaya başladı. (http://kisalt.com/itutaskislaled) Taşkışla avlusuna hakim olmuş renk değiştiren LED’lerin gösterildiği videonun başlığı, altındaki yorumlar kadar ilginç: “Taşkışla artık bir disko topu!”.

Daha önce de buna benzer, bağlamsız renk değiştiren LED’lerle yıkanmış binalar gördük. Bu videoyu diğerlerinden ayıran, binanın, tasarımcı yetiştirmekle yükümlü Mimarlık Fakültesi’ne ait olması. Bu videonun etkisi ile yazıldığını düşündüğüm Ömer Kanıpak imzalı, Dipnot Tablet’in 100. sayısında yer alan LEDMANİA yazısı da buna dikkat çekiyor. Arkitera’nın eski ortaklarından, Radikal gibi çeşitli mecralarda da mimarlık eleştirisi yazıları yayınlanan Kanıpak, LED gerçeğine yakından baktığı yazısında birbirinden parlak tabelalardan başlayarak Boğaziçi Köprüsü’ne kadar rengarenk hayatımızı sorguluyor. Çok da önemli bir soru soruyor: “…Bu ışıkların nasıl yanıp söneceğine, hangi saat hangi rengin yanacağına kim karar veriyor?”

Twitter’da rast geldiğim diyaloglar ise daha ilginç. Taşkışla ile ilgili gelen eleştiriler üzerine Mimarlık Fakültesi Dekanı Sinan Mert Şener cevap veriyor: “Bittiğinde kehribar rengi olacak. 108’de 8 arızalı var. Yapılıyor. Sabır gerek biraz. İlgilenmeniz harika.” Başka bir örnek: Sanatçı Cem Adrian, Ankara’daki Kuğulu Park’ta yer alan yine rengarenk LED’ler ile ilgili Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık’a kaygılarını iletiyor. Başkanın cevabı: “Henüz aydınlatma renk denemeleri yapılıyor. Katliam filan yok. Endişe etmeyin, aslına uygun tek renk, sade aydınlatılacak.”

Çanlar hepimiz için çalıyor. Aydınlatma sektörü olarak şapkayı önümüze koyup düşünmeli ve harekete geçmeliyiz. Acilen LED ve kullanımı ile ilgili bir itibar yönetimi planı yapılmalı, bilinç seviyesini arttırmak için gerekli adımlar atılmalı. Yoksa ne kadar kolay pazarlanırsa pazarlansın, herkesin korktuğu ve tepki duyduğu bir metayı satmakta zorlanırsınız.

Bir sonraki sayımıza kadar ışıkla kalın…

Emre Güneş
Professional Lighting Design Türkiye

+ posts

Emre Güneş, Ağustos Teknoloji neferi. PLD (Professional Lighting Design) Türkiye dergisi editörü. Endüstri Mühendisi. Galatasaray Üniversitesi Mezunu. Kurumsal hayatta geçirdiği 10 ay sonrası, aile şirketi içerisinde üzerine düşen görevleri yerine getirmek üzerine kariyerini çizdi. Hiç alakası olmadığı bir işe (editörlük), hiç alakası olmadığı bir sektörde (aydınlatma) girme sebebi de budur. 2006 yılından beri olan bu süreçte, sürekli olarak “aydınlatma tasarımı” ile ilgili okudu, yazdı, çizdi, gezdi, gördü, araştırdı ve etkinlikler düzenledi. 2014 yılı başında ticarete atılarak Ağustos Teknoloji’yi kurdu. İnovatif aydınlatma teknolojilerini Türkiye pazarı ile tanıştırıyor.

9 Comments on “LED ve itibar yönetimi

Levent Otcuoğlu
22 February 2013 at 14:11

Emre bey çok güzel yazmışsınız,tebrik ederim. Üstelik bizler de 17 yıldır LED ve LEDli aydınlatma ürünleri sektöründe olmamıza rağmen(işimiz ve tek geçim kaynağımız bu) aynı korkuyu yaşıyoruz. Eline havya,lehim ve LED aksamları alan,biraz da sermayesi olan bu işe girdi. Müşterilerimizden de maalesef olur olmadık heryerde renk değiştiren ürün talepleri geliyor. Bazı müşterileri mekana göre tek renk uygulama konusunda ikna ediyoruz,ama bazı müşterilerden de RGB talebi gelince müşteriyi ve satışı kaçırmamak için evet diyoruz 🙁 Oysa ki herkes aynı gemide,batarsa herkes batacak.
Saygılarımla…

Emre Güneş
23 February 2013 at 07:15

Teşekkür ederim. Benim RGB talepleri ile ilgili önerim şu: Müşterinize tabii ki ok deyin, ancak rica edin, test aşamasında en az 1 saat, mümkünse daha fazla RGB olan bu görüntüye bakmak zorunda kalsın. Eğer bu süre sonunda “evet hala RGB istiyorum” derse bence problem yok.

Levent Otcuoğlu
24 February 2013 at 00:13

🙂 iyi fikir, beğendim…

Mustafa Kemâl Karoğlu
09 September 2013 at 17:52

Dekan Sinan Mert bildiğimiz 7 renkle flash yapan RGB ledden kehribar rengin elde edilebileceğini zannediyorsa feci şekilde kandırılmış… Anladığım mimari aydınlatma konusunda çok geriyiz…

Emre Güneş
09 September 2013 at 18:44

Son durumu bilmiyorum açıkcası. Hala RGB mi sistem?

Mustafa Kemâl Karoğlu
09 September 2013 at 18:59

Bende bilmiyorum açıkçası sadece yazıya yorum yaptım, umarım değildir, olmamalı… En bastinden şık bi orta açılı sıcak beyaz yada açık amber ve aralarda dar açılı sabit renkli mavi rengi düşünebilirlerdi… En başta led deyince RGB olsun yanar döner olsun zihniyetinden bi kurtulmak gerekli…

Emre Güneş
10 September 2013 at 08:07

Keşke o “zihniyet”ten kurtulabilsek, dediğim gibi müşteriyi eğitmek lazım.

Çağrı Çalışan
11 July 2014 at 10:32

Taşkışla RGB olacağına karanlıkta kalsaymış daha iyi.. LED kirliliği aldı başını gidiyor , şerit ledlerden yapılan dükkan süslemeleri , full animasyonlu kayan yazılar, lensleri ayarsız wallwasherlar , düşük lümenli gerçeği yansıtmayan watt değerlerine sahip aydınlatma ürünleri doldu heryer.. Bu işe bir TSE standartı getirilmediği sürece daha çok dolup taşar bu ülke.. Avrupada bu işin bi alt limiti var bizde de olmalı..

Emre Güneş
11 July 2014 at 16:43

Kolay ve tek bir çözüm yok. Müşterinin eğitimi, sektörün bilinçlenmesi ve standartların devlet tarafından sıkı kontrolü. Bunlar bile sadece kaliteli ürünlerin varlığını garanti eder. İyi bir ışık deneyimi için kültürün aynı yönde ilerlemesi lazım. Kaliteli bir RGB hala renk değiştiren bir sirk olabilir maalesef…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *