LED lambaları unutun, geleceğin iç aydınlatması “lazerde”

PLDlazer1

AP/Jacquelyn Martin

UC Santa Barbara’da araştırmacı olarak görev yapan bilim adamı Steven DenBaars, 20 yıldır LED lambalar üzerine çalışıyor. Ancak hem kendi kafasında imgeledikleri hem de laboratuvarındaki çalışmalarla DenBaars, Edison’ın klasik akkor flamanlı lambasından bir sonraki seviyeye çoktan geçmiş durumda. Tasarımcı, yaptığı çalışmalarla iç aydınlatma lambalarının önemli bir bölümünü lazerlerle değiştiriyor.

Eğer söz konusu olan bir ofis, havaalanı ya da kendi evinizse; lazerle aydınlatma sayesinde ortamınız bir rock konseri, dans kulübü ya da 80 döneminin süper silahlarını andırabilir. Ancak sonuçlar beklediğinizden çok daha doğal olabilir. Bazı uzmanlar 10 yıl içinde aydınlatma alanında zaten bu noktaya geleceğimizi düşünüyor.

Bu lazer aydınlatma teknolojisi sayesinde odanızın tavanı gökyüzü gibi görünebilir ya da bir balo salonundaki yüzlerce lamba bu ultra-parlak ışık kaynaklarıyla değiştirilebilir. DenBaars şu anda aydınlatma tasarımcılarının bu fikri yakalamalarını, dahil olmalarını bekliyor.

 

PLDlazer2

AP/Gero Breloer

Lazerler elektrikli lambalara nasıl yerleştirilebilir?

İlk başta elektrikli bir lambanın sıcak ışığıyla lazerin hiçbir ilgisi yokmuş gibi görünebilir. Ancak buradaki ortak nokta LED teknolojisi. DenBaars’ın üstünde çalıştığı lazer lambalar; ışık diyotlarını yayan ve “lazer diyotları” diye adlandırdığı ışık kaynakları.

Tasarımcı bu lazer diyotlarını şöyle anlatıyor: “Bunlar LED lambalara çok benziyor. Materyalleri aynı. Lambaların her iki tarafına da birer ayna koyuyorsunuz böylece lazerin içine giriyor. Bir lazer diyotunun içine 2.000 kat daha fazla enerji çekebiliyorsunuz. Teoride bu durum; lazer diyotlarının; her santimetrekarede bir, 2000 kat daha fazla ışık ürettiği anlamına geliyor.

DenBaars’ın lazer aydınlatmayla ilgili amacı avuç içi kadar fakat güçlü lazer lambalar yaratmak. Bu lambalar ışığı, onun tasarımına göre, fiber optik kablolardan ışık geçirgen plastiklere yönlendiriyor. Böylece sıcak ve parlak bir ışık elde edilebiliyor.

 

PLDlazer5

Amazon

Amazonların ateşi değil, sizin odanızın tavanı

Waveguide (dalga kılavuzu) diye bilinen bir yöntemle lazer aydınlatmaları yaygınlaştırmak mümkün olabilir. Waveguides Amazonlar’ın ateşlerinin yüzeyinin parlamasına izin veren bir yöntem. Bu yöntem, tek bir noktadan ışık kaynağını alarak yaygın bir parlamaya dönüştürmeye olanak sunacak. Böylece sanki tavanın kendisinden ışık çıkıyor gibi bir görüntü elde etmek mümkün. DenBaars’ a göre “Yapmanız gereken camdan bir fiberin içine bu ekstra parlak ışık kaynağını yerleştirmek ve onu, arkaya-öne doğru, kareler halinde örgü şeklinde döşemek. Kullandığınız malzeme basit, plastik bir fiber bile olabilir.”

PLDlazer3

BMW

BMW lazerli farlarını hizmete sundu.

DenBaars, lazer temelli aydınlatma teknolojileri için şu anda bir tane gerçek örnek veriyor o da BMW’nin farları. BMW’nin i8 modelinin farları bu teknoloji ile aydınlanıyor. Mavi lazer diyotları kullanan BMW mühendisleri odaklanmış (ama çok fazla değil) beyaz ışık kullanıyor.

PLDlazer4

BMW

Lazerin kullanılmasının planlandığı bir diğer uygulamanın IMAX sinema salonunun yansıtıcılarının lazerle dönüştürülmesiyle ilgili olacağı öngörülüyor.

Aydınlatma teknolojisi çok hızlı ilerliyor. Bu hıza aydınlatma tasarımcıları yeni yeni yetişebiliyor.

Tasarımcı DenBaars’a göre LED aydınlatmaları potansiyellerinin sadece bir bölümüne erişmiş durumda. Ona göre bunun en büyük nedenlerinden biri aydınlatma tasarımcılarının sınırlı hayal gücü. Çünkü LED ve lazer aydınlatmaları doğal olarak düz yapıdalar ve hayal edilebilen her türlü şekle girebilirler.

PLDlazer6

AP/Norbert Millaver

Dünyadaki elektriğe sahip binaların neredeyse tümü geleneksel lamba soketleri içeriyor. Bu yüzden ilk LED aydınlatmalarının hepsi eski lambalara benziyordu. Üstelik bu LED lambaları sıkıştırarak düze bir hale getirmek hem anlamsız hem de “fazla ısınma” gibi problemlere yol açabilirdi. Ancak günümüz kaynaklarıyla lazer bu durum için önemli bir çözüm oluşturuyor. Lazer aydınlatma teknolojisiyle sadece birkaç noktadaki lazer kaynakları, bir binaya yerleştiriliyor ve onların aydınlatması yapının üzerine plastik bir fiber vasıtasıyla yönlendirilebiliyor. Böylece ışık tavanlarda ve köşelerde dolaşabiliyor. Bu durum aslında bir kablo firmasının bir binanın elektrik sistemini döşemesine benziyor. Ancak lazerle tüm binanın aydınlatmasını sağlamak çok daha kolay. DenBaars: “Bir kere cam ya da plastik fiberin içine ışık kaynağı yerleştirdiğinizde her 20 adımda bir aydınlatma fikstürü koymanız gerekmez. Bir lambanın içine elektrik çekmektense kanalların içine ışık döşeyebilirsiniz. LED aydınlatmalar bunu yapmanıza izin veriyor ancak lazer durumu birkaç adım daha öteye taşıyor.”

DenBaars’a göre “boş alanlarda” herhangi bir fiber ya da optik kablo kullanmadan da ışık kanalı yaratmak mümkün. Bu durum, merkezdeki bir lazer aydınlatma kaynağının, tavanın karşısına ya da holün aşağısına, camdan veya plastik bir waveguide’ın içine yerleştirilmesiyle sağlanabilir. Böylelikle tüm oda aydınlatılabilir. Bu tuhaf bir konsept. Ancak geleneksel aydınlatma lambalarını kafanızdan sildiğinizde; Thomas Edison’un bile asla hayal edemeyeceği fikirler bulmanız mümkün.

Haber Kaynağı: http://qz.com/146761/forget-led-bulbs-the-future-of-interior-lighting-is-lasers/