Close

16/10/2010

Katılmak ya da katılmamak

Genelleme olacak ancak hayatta iki tip insan olduğuna inanıyorum. Yapan ve eleştiren. Yapan, yani var olan durumu analiz edip çözüm önerileri getiren, harekete geçen, çabalayan, kabul etmekten çok değiştirmeye yönlenen kişi. Eleştiren ise yapılana bakıp “bu olmamış, şöyle olsaydı daha iyi olurdu” diyen, ancak çıkıp da kendisi asla daha iyisini yapmayacak, kendi yapmasına gerek yok, yapılanlara destek olup iyileştirmeye de uğraşmayacak kişi. Tekrar ediyorum çok büyük bir genelleme yaptığımın farkındayım. Ama yüzdesel olarak anlamlı bir şey söylüyorum. Etrafınıza bakın, insanları bu tiplere uygun olarak değerlendirebilirsiniz.

Şahsen hayatımın her sürecinde ‘yapan’ kısmında olmaya çalıştım. 4 buçuk sene önce bana uzak olan bu konuda, eğitimini almadığım bir pozisyonda göreve başladığım ilk zamanlarda çok zorlandım. Hala teknik olarak aydınlatmaya hakim olduğumu iddia etmem, zaten buna gerek olduğuna da inanmıyorum. Ancak her dergi çıktığında, katıldığım her etkinlikte, konuştuğum her insan ile kendime yeni kavramlar katarak ilerledim. İlk senenin sonunda fark ettiğim en büyük problem (halen bunun geçerli olduğunu düşünüyorum) aydınlatma sektörünün ciddiye alınmama gerçeği idi.

İtiraf edelim muhataplarımız tarafından ciddiye alınmıyoruz. Bina ve bütçe bitince akla gelen aydınlatma problemi sektör olarak dar bir alanda yüksek rekabet ile karşı karşıya bırakıyor bizleri. Çok kez karşıma çıkan şu cümle hep aklımda: “Aydınlatma dediğin inşaat sektörünün çok da önemli olmayan bir parçası, %10’una denk düşmez”. Bundandır ki dergiyi ilk çıkarma fikri ortaya çıktığında da aldığımız tepki ömrünün kısa olacağı, ya da yaptığımız etkinliklere ilginin çok az olacağı yönündeydi. Bu yargıyı yıkmadan sektörün gelişme şansı olduğuna inanmıyorum.

Peki bu yargıyı nasıl yıkabiliriz? Benim bu soruya verdiğim cevap basit: hep beraber daha güçlü bir şekilde “aydınlatma tasarımı önemlidir” mesajını vermemiz gerekiyor. Sektör olarak bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunduğumuz, ortak paydaşlarımıza doğru bilgilendirmeyi marka bağımsız olarak yaptığımız etkinlikler gerçekleştirmeliyiz. 2007 yılında Temmuz ayında gerçekleşen ilk etkinliğimiz ile çıktığımız bu yolculukta sürekli bu motto aklımızda hareket ettik. Kaç kere yazdım, kaç kere söyledim, inanın sayısını unuttum.

Geçen 3 seneye baktığımda, aklıma İsmet İnönü’nün “Mütevazi olma, gerçek sanırlar” sözü geliyor. 1 günlük konferanstan üniversite gezilerine, Guerrilla Lighting’ten LightMapping İstanbul’a farklı tip ve kategorilerde tamamlanan 10 etkinlik, kamu kurumları dahil yapı sektöründeki bir çok kurum ile kurulan iş birlikleri, Türkiye’ye davet edilen 18 aydınlatma tasarımcısı, bir araya getirdiğimiz binlerce profesyonel, TV, gazete ve dergilerde yer aldığımız haberler ile ulaştığımız milyonlarca insan. Hepsine verdiğimiz tek mesaj “Aydınlatma tasarımı önemlidir”. Bu fırsatla, bu süreçte hem bizler ile iş birliği yapan kurumlar hem de sponsorlukları ile süreci destekleyen sponsorlarımıza tekrar teşekkür ederim.

Şimdi, bu satırları okuyan herkesin bildiğini düşündüğüm, 25 Ekim’de Harbiye Askeri Müze’de gerçekleştireceğimiz Architectural Lighting Day İstanbul etkinliği var. 3 senelik çabaları taçlandıracak, uluslararası hedefleri olan, dünyanın bir çok köşesinden 13 aydınlatma tasarımcısı ve mimarı bir arada dinleme şansı yakalayabileceğiniz bir gün ALD İstanbul. 1 senedir gece gündüz çalıştığımız bu etkinlik için heyecanlı bir koşturma içerisindeyiz.

İster istemez siz aydınlatma sektörünün değerli temsilcilerinin de bu heyecanı paylaştığını düşünüyorum. Ancak hala kaydınızı yaptırmadıysanız, hala etrafınızdaki profesyonelleri bilgilendirmediyseniz, hala o gün ile ilgili net bir tavır içerisinde değilseniz, yani eğer, yanılıyorsam ve paylaşmıyorsanız bu heyecanı, belki de sizin kendinize bir soru sormanız gerekiyor: Eleştiren mi yapan mı olacaksınız? Eninde sonunda sizin de daha kaliteli ve profesyonel bir ortamda iş yapmanıza katkıda bulunacak bu çabalara destek vermeyecek misiniz? Senelerce aynı sorunlardan şikayet ederken değiştirmek için bir adım atmayı hiç düşünmeyecek misiniz?

Basite indirgemekten kendimi alıkoyamıyorum ama ALD İstanbul’a katılmak ve destek olmak zorundasınız. Yani dostlarım, katılmak veya katılmamak, işte bütün mesele bu…

Bir sonraki sayımıza kadar ışıkla kalın…

Emre Güneş
Professional Lighting Design Türkiye

3 Comments on “Katılmak ya da katılmamak

buonafortuna
18/10/2010 - 09:49

Ben taaa Italya dan KATILIYORUM .. 🙂

“İlk senenin sonunda fark ettiğim en büyük problem (halen bunun geçerli olduğunu düşünüyorum) aydınlatma sektörünün ciddiye alınmama gerçeği idi.” malesef lighting design dergisinin yurtdisi ve Turkiye baski sayisi bu aci gercegi acikca ortaya koyuyor 🙁 ama cok daha iyi olacak ben inaniyorum..
Aydinlatma Tasarimi onemlidirr.. Turk insanina da anlatacagiz yakinda 🙂

mnk
27/10/2010 - 15:13

Tek kelime ile harika idi.Konferans içerik olarak da çok iyi düşünülmüşdü.Farklı ülkelerin
kendi deneyimleri açısından ışığı deneyimlemek güzeldi.Hepsini ortak nokda da buluşturan
Emre çok sıçak ,samimi bir ortamla , kocaman bir ışık ailesi yaratarak geceyi sonlandırdı:)))
Emeği geçen herkese teşekkürler..

MNK

Emre Güneş (PLD Türkiye)
27/10/2010 - 15:21

Ne söylesem boş. Ne güzel sözler bunlar. Biz katılımınız için teşekkür ederiz. Işık ailemize hoşgeldiniz 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir