Işık ve sesin birleşimi Light Reignfall ile başka bir dünyada kaybolmak

Bu çalışma; ışık ve sesin birleşimi sayesinde, en azından birkaç dakika kadar, sizi tipik benlik güvencelerinden çıkarıyor…

Birkaç ay önce Los Angeles County Museum of Art’a ziyaretim sırasında James Turrell’in Algısal Hücre parçalarından birini deneyimleme fırsatım oldu. Light Reignfall isimli bu çalışma ziyaretçilerin içeriye girerek ışık ve sesin özel şehvetli kokteylini denemeleri için tasarlanmış.
Çalışmayı deneyimlemek önce birinin makineyi kontrol eden kişiyle diyaloğa girmesiyle başlıyor. Ben ona hasta bakıcı demeyi tercih ediyorum. Bu kişi başıma kulaklıkları yerleştirdi, panik düğmesini elime verdi ve bana “sert ya da yumuşak” seçeneklerini sundu. Karar vermekte biraz zorlansam da sonunda “yumuşak” olanı seçtim. Çünkü sadece bir şey kanıtlamak ve daha güçlü görünmek için “sert” opsiyonunu seçmek istemedim. Müze turu sırasında yanımda olan iş arkadaşlarım benden önce makinede yerlerini almışlardı ve o yüzden de bunun bireysel bir deneyim olduğunu biliyordum. Ayakkabılarımı çıkarttıktan, geri çekilebilir palette yattıktan ve operatöre seçimimi söyledikten sonra makinenin içine doğru kaydım. Eğer tıpkı benim gibi daha önceden MRI çektirmişliğiniz var ise bu kayan paletin ve yolcusunu içine alan kapalı makinenin yapısını anlarsınız. Bu aşamadan sonra olan şeyler ise dile dökmekte zorlandığım bir deneyimdi.

Bölmenin içinde başlangıçta sadece görmeme yetecek kadar ışık vardı ancak benim yukarımda kalan alan boyunca o kadar eşit bir şekilde dağılmış durumdaydı ki tavanın benden ne kadar yukarıda olduğunu söyleyemem. Bu yüzden tavanı bulabilmek için kolumu kaldırmamaya karar verdim çünkü çok yakınmış gibi bir hissi vardı. Eğer gerçekten algıladığım kadar yakın olduğunu keşfedersem klostrofobik bir hisse kapılabileceğimi biliyordum. Kulaklıklarımda sesler çalıyordu ancak tanımlanabilir melodiler ya da belli bir müzik türüne ait değildiler. Onların ne sesi olduğunu anlamaya çalışırken ışık çağlayanı başladı: Titreşen renklerin odasının tümünde; birinden diğerini bazı düzenli sıralamalarla dönüşen ama ayırt edebileceğim bir desene sahip olmayan bir duş…

Zaman genişlemişti. Eğer ellerimi hareket ettirmek istersem onları oynatamayacağımdan endişe ediyordum. Endişeleniyordum çünkü ses ve ışığın birleşimi beni benden almıştı. Sanki egom, biçimsel insan ektoplazmının ilkel yıkaması altında çözülmüştü. Biliyordum ki bir noktada kollarımı kaldırmak zorunda kalacaktım; böylece hala benim olduklarını bilebilecektim. Yaptım. Sol kolumu kaldırdım ve ona baktım, fosforumsu bir maviyle parıldıyordu. Bu an bana Mrs. Dalloway’i okuduğum İngilizce dersini hatırlattı; ana karakter ismini duyar ve bir şekilde bu isime bağlı bir şahsiyet olduğunu o yüzden de cevap vermek zorunda olduğunu fark eder. Hafızamda ismimin yankılandığını duyan bir bölüm vardı ve ben hala yanıtlayabileceğimi biliyordum.

“Light Reignfall”daki sesin ve ışığın birleşimi sayesinde en azından sadece birkaç dakika benliğin tipik güvencelerinden soyutlanmış oluyorsunuz… Bu çalışma; “bana özel” bir kişi olduğumu düşünmekten de beni çıkarttı ve o anda sonsuz hissettiren bir şeyi görüverdim. İnsan türü olarak toplu tecrübemizin toplamı her zaman küçük bir parça olarak kalacak…

James Turrell’in “Light Reignfall” u Los Angeles County Museum of Art’da (LACMA) 29 Mayıs 2017’ye kadar görülebilir.

Haber: Seph Rodney
Fotoğraflar: Museum Associates/LACMA
Haber kaynağı: http://hyperallergic.com/309971/disappearing-one-james-turrells-perceptual-cells/