Işığı içeri almak: ASU ve sanatçı James Turrell, çölde bir şaheser yaratmak için işbirliği yaptı

Yapılan işbirliği sayesinde Roden Krateri sönmüş bir volkanın içinde ışık ve algı eseri olarak pek çok kişi için erişilebilir hale gelecek ve akademik bir unsur da taşıyacak.

Dünyanın en önemli  büyük boyutlu sanat eserlerinden biri, Kuzey Arizona çölünde bulunuyor. Sanatçı James Turrell burayı üç boyutlu bir gözlemevine çevirmek için onlarca yıl harcadı.

Sönmüş bir volkan olan Roden Krateri’nin içinde yarattığı ışık ve algı şaheseri bugün yılda yalnızca birkaç yüz kişi tarafından görülebiliyor.

Turrell ve ASU (Arizona State University) arasındaki yeni ve inovatif ortaklık, sanatçının başyapıtını Boyalı Çöl’ün (Painted Desert) eşiğinde tamamlamasına yardımcı olacak ve burayı çok daha fazla insan için erişilebilir kılacak. Ayrıca Turrell için akademik bir unsur oluşturarak sanatsal vizyonunu paylaşmasını sağlayıp yaratıcılığa disiplinler arası yaklaşım için ilham verecek.

Bu girişim, tesiste, bir ziyaretçi merkezi de dahil olmak üzere bir altyapı kurarak Turrell’in mirasını korumak ve ulusun en tanınmış kültürel varlıklarından birinin muhafazasını sağlamak için en az 200 milyon dolar toplamayı amaçlıyor.

ASU ve para toplayıp Roden Krateri’ni işleten Skystone Vakfı 1,8 milyon dolarlık isimsiz bir bağış tarafından finanse edilen yıl boyu sürecek bir planlama sürecinin tam ortasında bulunuyor. Bu süreçte projenin kapsamı ve pilot akademik programlar belirlenecek. Şu anda Turrell ile çevrimiçi bir kurs geliştiriliyor ve bu bahar aylarında ASU öğrencilerinin tesisi ziyaret edeceği dört laboratuvar kursu da yolda.

Turrell’in Roden Krateri’ndeki çalışması sanat, mühendislik, astronomi, mimari ve sinir biliminin bir füzyonu ve Herberger Enstitüsü Tasarım ve Sanat bölümü dekanı Steven Tepper’e göre bu yaklaşım ASU’yla doğal bir uyum içinde.

“Bu proje, sahip olduğumuz disiplinler arası keşfin en iyi örneklerinden biri,” diyor.

“Dikkate değer artistik ve estetik bir ifade, dikkate değer bir mühendislik başarısı, çok acelesi varmış gibi görünen bir dünyada dikkate değer derecede mütefekkir bir alan. Sizi normal rutininizden çıkarıp dünyayı deneyimlemeniz için transformasyonel bir alana koyuyor.”

Yıl boyu sürecek planlama sürecini yürütmeye yardımcı olan Tepper, projenin bittiği zaman tekil bir sanat eseri etrafında kurulu ilk önemli akademik girişim olacağını söylüyor.

“Disiplinlerimizin birçoğuyla bağ kurabileceği bütün yöntemleri görebiliyoruz: sürdürülebilirlik, arkeoloji, jeoloji, astronomi, turizm, peyzaj mimarisi,” diyor.

Proje, geçtiğimiz yıl Turrell’in ASU  Başkanı Michael Crow’u tesise davet etmesinin ardından yavaş yavaş gelişti. Skystone Vakfı Başkanı Michael Govan, Los Angeles County Museum of Art’ın direktörü. Geçtiğimiz yıl LACMA ile ortaklığa giden ASU, müze çalışanları arasında çeşitliliği artırmayı hedefliyordu.

Tepper, Turrell’in projenin tamamlanmasını hızlandırarak eğitim ve öğretim için yeni fırsatlar yaratıp gelecek kuşaklardan ziyaretçilere erişim sağlamayı istediğini söylüyor. ASU’nun kâr amacı gütmeyen fon toplama birimi olan ASU Vakfı’nın hedefi, gelecek iki yıl içinde en az 200 milyon dolar toplayarak krater içindeki sanatsal vizyonun tamamlanması ve gelecek beş yıl içinde ziyaretçileri destekleyecek altyapının kurulması.

Flagstaff’ten otomobille yaklaşık yarım saat uzaklıkta olan tesise toprak yoldan gidiliyor ve şu anda yalnızca davetli ziyaretçilere açık. Volkanik sinder konisi olan kraterin içinde bu ziyaretçiler, düşünme şeklini değiştiren bir etkiye sahip bir dizi tünel, oda ve alanı görme şansına sahip oluyor.

“Kozmosla olan fiziksel yönelimi ve yakalanmaya çalışılan şeyin tam farkındalığıyla tahayyül edilen 23 alanın her biriyle eser, çeyrek inçlik olarak tasarlandı,” diyor Tepper.

California’da doğan 75 yaşındaki Turrell bir pilot. Projesi için mükemmel alanı bulmak amacıyla güneybatı etrafında yıllarca uçtu ve 1970’lerin sonunda, Sunset Krateri yakınındaki volkanik alanda bulunan bu yeri satın aldı. O zamandan beri de eseri üzerinde çalışıyor.

Roden Krateri’nin  içindeki enstalasyonlardan biri de ziyaretçilerin içinde yürüyebildiği bir iğne deliği kamerası görevi gören 274 metre uzunluğundaki tünel. Herberger Üniversitesi gençlik tiyatrosu programında master öğrencisi olan Kelly Fielder’e göre bu deneyim “akıl almaz”. Kendisi geçtiğimiz sonbahar açılış laboratuvar sınıfında tesisi ziyaret eden bir avuç öğrenciden biri.

“Keşke daha fazla kelime var olsaydı da neye benzediğini aktarabilseydim,” diyor.

“Bu upuzun tünelin içinden yürüyorsunuz ve nihayet öyle bir an geliyor ki aslında sürekli gökyüzüne bakmakta olduğunuzu ama bunu anlamadığınızı fark ediyorsunuz. Benim için neredeyse spiritüel bir deneyimdi.”

Bir başka gözlem deneyiminde, ziyaretçiler kraterin kenarını incelemek için yere yatıp daha sonra yukarı bakıyorlar.

“Ve sonra gökyüzünü zihnimizin yorumladığı şekliyle değil de gerçekte var olduğu şekliyle algılamaya başlıyorsunuz ve gökyüzünün gerçekte tepemizde duran büyük bir oval olduğunu fark ediyorsunuz,” diyor Fielder.

ASU ve Skystone Vakfı arasındaki ilişkiyi sağlayan kişi olan Tepper’in danışmanı Olga Viso’ya göre, Roden Krateri’ndeki gerçek deneyim, ne toprak ne kraterin yapısı ne de James’in içeride yarattığı mimari müdahaleler. Kendisi, Turrell’i yıllardır tanıyan, tanınmış bağımsız bir küratör ve sanat danışmanı.

“James’in söylemekten hoşlandığı gibi, eser gerçekte sizin kendinizi, görürken görmeniz ile ilgili,” diyor.

“Sizin mola verip, kendi sesinizin amplifikasyonunu anlamanıza ya da patikanın veya güneş ya da ayın çizdiği yayı takip etmenize olanak tanıyan koşulları yaratıyor.”

Viso’nun söylediğine göre planlanan enstalasyonlardan biri de günün belli saatlerinde Boyalı Çöl’ü kraterin içine yansıtacak küresel bir alan. Böylece bu nefes kesici dış manzara içeriye, izleyicinin algı alanına getirilmiş olacak.

Fielder’ın aldığı kurs, School of Film, Dance and Theatre’da profesör olan Lance Gharavi ve School of Earth and Space Exploration’da profesör olan Ed Garnero tarafından verilen “Volkanik Sanatlar ve Bilimler” adını taşıyordu.

“Dersler tamamen volkanik bilimler ve sanat arasındaki kesişim noktasını bulup bunları Şubat ayında başlayacak bir vitrin performansı oluşturacak şekilde bir araya getirmekti,” diyor Fielder. “Sanatın ve bilimin farklı alanlarını bir araya getiren ilginç bir deneyimdi.”

Tepper’ın söylediğine göre bu, Roden Krateri’nin ilham vereceği türden yenilikçi bir işbirliği.

“İşte bu yüzden James, ASU ile çalışmak istiyor. Bu sanat eserinin paylaşılmayan bir şey olarak kalmasını değil, fikir üretmesini ve başka türlü bu deneyimi yaşayamayacak insanlara ve ayrıca başka alanlardan insanlara da açık olmasını istiyor,” diyor.

Viso’nun belirttiğine göre bu akademik çalışma Turrell’e güç verdi.

“Hayatının geldiği noktada kendisi için fantastik bir öğrenme deneyimi olduğunu söylüyor,” diyor. “Akademik bir kurumla ve öğrencilerle yakın çalışma içinde olmak onu daha önce hayal etmediği araştırma alanlarına itiyor. Bu, hem büyüleyici hem de heyecan verici.”

Viso, katılımcıları Turrell’in çalışmalarının bütünü ve aynı zamanda bölgenin volkanik, jeolojik ve beşeri tarihi üzerine eğiten bir ziyaretçi ve keşif merkezi gibi tesisin neye benzeyebileceği üzerine ayrıntılarla ilgili çalışmakla meşgul. Roden Krateri’nin tüm dünyadan ziyaretçileri çekerek aynı zamanda turizmi de teşvik etmesini ve bölge için ekonomik gelişme fırsatları sağlamasını umduklarını söylüyor.

Bu sömestirde açılacak alan laboratuvar sınıflarından birinin adı “Yöresel Hikayeler ve Gökyüzü Bilimi”. Bu, dikkate değer bir ders olacak çünkü krater Navajo ve Hopi alanlarının yakınlarında bulunuyor. Kursu, Herberger Enstitüsü profesörü ve Alberta, Kanada’da bulunan Saddle Lake First Nation’ın mimarı ve üyesi Wanda Dalla Costa verecek.

“James Turrell mimar olmadığı halde mimaride etkili bir şahsiyet olan ustalardan biri çünkü bu tamamen algıyla ilgili ve bizler de en iyi ihtimalle bunu oluşturmayı hedefliyoruz,” diyor.

Işık ve algıyı kullanarak yaptıklarıyla arazi sanatı ve yöresel dünya görüşü arasındaki sinerjinin nerede olduğunu bulmak onun çok ilgisini çekiyor.”

Dalla Costa, yöresel bir objektiften bakarak derslerini veriyor. Bu da yerel topluluklardan insanlarla işbirliği anlamına geliyor. Onun kursunda Navajo astronomi bilimi eğitimi veren bir Navajo matematik profesörü ve Hopi doğal koruma alanından bir arkeolog ile birlikte başkalarının yapacağı konuşmalar da olacak.

“Onlar bütün o hassas kültür-bilgi sınırlarında dolaşmamız ve düşünmemiz için bize yardımcı olacak çünkü bunun doğru anlaşılmasını sağlamak benim için gerçekten çok önemli,” diyor.

“Kendimize, ‘Bu kimin hikayesi ve bunun topluluk için bir değer kazanmasını nasıl sağlayabiliriz?’ diye soracağız.”

Diğer bütün alan laboratuvarları gibi onun derslerinde de Roden Krateri ziyaret edilecek ama bir bağlam sağlamak amacıyla sınıfını Navajo ve Hopi topluluklarının başka mekanlarına da götürecek. Bu çalışma bir sergi ile son bulacak.

“Çalışmamızın çoğunu temsiliyet ve çağdaş temsiliyete nasıl hizmet verdiğimiz ve bunu nasıl özgün kılabileceğimiz oluşturuyor,” diyor. “Sanırım sergimiz uzun süreden beri bu bilime burada nasıl sahip olduğumuza dair bir keşif ve iletişim olacak.”

Roden Krateri’nin tamamlanması için muhtemelen daha birkaç yıl gerekse de Viso, ASU topluluğunun, “Air Apparent”ı ziyaret ederek Turrell’in çalışmasının gücünü hatırlaması için iyi bir zaman olduğunu söylüyor. Bu çalışma, Tempe kampüsünün Interdisciplinary Science and Technology Bölümü’nün 4 numaralı binasının tam kuzeydoğusunda. Skyspace serisinin bir parçası olan bu çalışma 2012’de kuruldu ve günün 24 saati herkese açık.

“Air Apparent”ten en iyi keyif alınacak zamanın, zaman içinde ışığın değişen efektlerinin gözlemlenebileceği gün batımı ve gün doğumu olduğunu söylüyor Viso.

“James bize gökyüzünün, dünyanın, insanlığın ve çevremizdeki her şeyin sürekli bir evrim ve dönüşüm geçirdiğini göstermeye çalışıyor.

Haber kaynağı: https://asunow.asu.edu/20190114-creativity-asu-artist-james-turrell-partner-masterwork-roden-crater