İş birliği ve rekabet

    İş birliği ve rekabet kavramları iç içe geçebilir mi? Bu iki terimin ingilizce karşılığı olan “cooperation” ve “competition” kelimelerini birleştirdiğinizde karşınıza “Co-Opetition” kavramı çıkıyor. 1996 yılında yazdığı kitap ile kavramın isim babası olan, Yale profesörlerinden Barry Nalebuff, Co-Opetition felsefesini şöyle açıklıyor: “Pastayı büyütmek için iş birliği yap, paylaşmak için rekabet et”

    Esasında yaklaşımın geçmişi 2. Dünya Savaşı sırasında ortaya çıkan “Oyun Teorisi”ne kadar dayanıyor.
    Temelde klasik ticarette bir kazanan bir kaybeden varken, bu yaklaşım ile pazardaki oyuncular beraber hareket ederek toplam kârı maksimize ediyor. Bu konuda yakın bir zamanda okuduğum, Krombera, Lidyana, PeakGames gibi başarılı girişimleri ile dikkat çeken Hakan Baş’ın makalesinden aldığım örnek yeterince açıklayıcı: “Örnek olarak Coca Cola ve Pepsi’nin kolanın zararsız bir içecek olduğunu halka anlatmakta iş birliği yaparak pazarı büyütüp, pazar paylarını artırmak içinse birbirleriyle reklam ve promosyon alanlarında yarışmaları verilebilir. Ekosistemin gelişmesi için aynı sektördeki firmaların rekabet ederken, iş birliğinden sağlayabilecekleri sektörel faydaları göz ardı etmemeleri gerekiyor.”

    Peki tüm bunların aydınlatma sektörü ile alakası ne? Aydınlatma sektörü olarak tek ve esasında bu anlamda basit bir problemimiz var: Önemsenmiyoruz. Paftada yuvarlaklar olarak tanımlanan, kimin sorumluluğunda olduğu belli olmayan ve maalesef birçok yapı profesyoneli tarafından bile “yansın yeter” mantığıyla, bütçenin bitip binanın ortaya çıktığı anda akla gelen bir alanda emek veriyoruz. Hal böyle olunca rekabetin tamamen “fiyat” odaklı olması, Çin’den bir konteyner mal getirebilen herkesin pazara girebilmesi ya da satın almacıların aynı aydınlatma projesini sektörün tümüne dağıtması “normal” hale geliyor. Karşımızda sektör oyuncularının ayrı ayrı çabaları ile çözüm bulunması imkânsız bir problem var.

    Kaldı ki önümüzde hem büyük bir fırsat hem de büyük bir tehlike bulunuyor: LED… Ufacık boyutundan beklenmeyecek yetenekleri sayesinde herkesin ilgi odağı bu ışık kaynağı sayesinde, belki tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar ilgi görüyor aydınlatma sektörü. Herkes LED istiyor. Çünkü kontrolü mümkün, renk değiştiriyor, sürdürülebilir, uzun ömürlü vs vs… Bu büyük talebin karşılığı ise kocaman bir toz bulutu. Maalesef çeşitli çabalar olmakla beraber LED üzerinde standartlar tanımlanmamış durumda. Çok açık ve net söylüyorum; önemli üreticilerimiz dahil olmak üzere kimse ama kimse tam anlamıyla sürece hakim değil. Bir bilgi kirliliğidir gidiyor. Konvansiyonel ışık kaynaklarına alışık tüm birey ve beyinler sürece adapte olmakta zorlanırken, neyin neyle karşılaştırılacağı, verimliliğin nasıl hesaplanacağı muallak kavramlar olarak karşımıza çıkıyor. Pazar regüle edilmeyi bekliyor.

    İşte tam bu noktada ihtiyacımız olan şey açık: “Co-Opetition”. Bugün hiç zaman kaybetmeden bir araya gelmeli ve sesimizi hiç olmadığı kadar yükseltmeliyiz!.. Neyin doğru olduğunu söyleyemesek de, neyin yanlış olabileceğini söylemeli, tüm aktörleri kapsayacak bir bilinçlendirme kampanyası başlatmalıyız. Büyük bir Türk düşünürün dediği gibi “Çabuk çabuk ama acele etmeden”…

    Bir sonraki sayımıza kadar ışıkla kalın…

    Emre Güneş
    Professional Lighting Design Türkiye


    Also published on Medium.

    TEILEN
    Önceki İçerik49. sayı – Kültürel
    Sonraki İçerik100 Bin Dolar Ödüllü General Electric İnovasyon Yarışması

    Emre Güneş, Ağustos Teknoloji neferi. PLD (Professional Lighting Design) Türkiye dergisi editörü. Endüstri Mühendisi. Galatasaray Üniversitesi Mezunu. Kurumsal hayatta geçirdiği 10 ay sonrası, aile şirketi içerisinde üzerine düşen görevleri yerine getirmek üzerine kariyerini çizdi. Hiç alakası olmadığı bir işe (editörlük), hiç alakası olmadığı bir sektörde (aydınlatma) girme sebebi de budur. 2006 yılından beri olan bu süreçte, sürekli olarak “aydınlatma tasarımı” ile ilgili okudu, yazdı, çizdi, gezdi, gördü, araştırdı ve etkinlikler düzenledi. 2014 yılı başında ticarete atılarak Ağustos Teknoloji’yi kurdu. İnovatif aydınlatma teknolojilerini Türkiye pazarı ile tanıştırıyor.

    • gülnaz ateş

      görüşlerinize katılıyorum. dediğiniz gibi LED in pek çok avantajı var böyle olunca LED e dönüş yapmak için teşvikler veriliyor fakat büyük bir bilgi kirliliği sektörde mevcut yansın yeter mantığı ile hareket edildiği için yandığı ana bakılıp alınan ürünler iki ya da üç ay sonra tüketicinin elinde patlıyor. LED hakkında bilgisi olmayan tüketici LEDi öcü olarak görüyor haklı olarak kar için aldığı ürünlerden büyük zarar ediyor çünkü böyle olunca da piyasa ilerleyemiyor çünkü gerçek üretici kendi sesini duyuramıyor. kimseyi inandıramıyor. bir an önce LED aydınlatma sektörüne standartlar getirilmeli aksi taktirde ülkede büyük bir LED çöplüğü oluşacak.

    • Yorumunuz için teşekkürler. Dediğiniz gibi esas tehlike “LED’den korkan müşteriler”. En kısa sürede harekete geçilmeli, başka bir çare yok.