İngiltere’nin Londra kentindeki Victoria ve Albert Müzesi’nde duvar halıları için tıraş folyosu “Foil” enstalasyonu

Işık bizi ve çevremizi çok farklı etkileyebilir. Londra Tasarım Festivali kapsamında Victoria ve Albert Müzesi’nin 94 odasında kurulan ve ziyaretçiyi sarmalarmış hissi uyandıran “Foil” enstalasyonu bunu çok net gösterdi.

Enstalasyonda uygulanan ışık, ışıkla ortaya çıkan ışık saçılımı ve yansımalar, sadece müzedeki ortamı ya da eserleri farklı göstermekle kalmadı, insanlar üzerinde de çok yoğun bir etki bıraktı.

Oda 94, içinde eserler bulunan herhangi bir oda değil. Orada en uygun ısı, oda nemi ve aydınlatmasında, 15. yüzyıla ait Devonshire Dükü’nün devasa boyutlu duvar halıları, Victoria ve Albert Müzesi’nin en değerli sergi ürünleri yer alıyor. Hem odanın özellikleri hem de burada sergilenen eserler binanın diğer kalan kısımlarından farklı. İşte bu nedenle Benjamin Hubert ve tasarım stüdyosu Layer, tam da bu odanın ortasında bir enstalasyonu hayata geçirmeyi hedefledi.

Ekip, enstalasyonunun reklamı için Alman elektronik cihaz üreticisi Braun firması ile birlikte çalışarak, enstalasyonun sergilenmesinden önce tıraş folyosu konusunda piyasaya sürülecek yeni bir teknoloji ürünü tıraş makinesinin tanıtımını yaptı.

Tıraş bıçaklarının üzerine serilen ayna görevi gören bu folyo, enstalasyonun ana malzemesini oluşturuyor. Folyodan 50.000 adet küçük plakalar hazırlandı ve 20 m uzunlukta bir bandın üzerine yapıştırıldı. Bant, bir motor yardımı ile hareket ettiriliyor ve sürekli bir sinüs dalgası şeklinde ilerliyor. Dalga bandının üzerine ise bir LED sistemi yöneltildi. 16 adet LED, folyodan hazırlanmış parçaların üzerine ışık veriyor ve ışık bu şekilde neredeyse hipnotize edercesine yansıma yapıyor, mekâna dağılıyor.

“Foil” enstalasyonu aslında antika bir parçayı muhafaza eden ve sergileyen bir çevrede yenilikler yaratıyor. Enstalasyon, duyguları ortaya çıkarıyor, mekânın şekli, renkleri gibi gerçekleri ve de üzerinde av sahneleri tasvir edilen dev duvar halısını farklı gösteriyor.

Her şeye rağmen galeride sergilenen eserler ortama hâkim, ancak artık enstalasyon ile birlikte var oluyorlar. Burada yaratılan özel ışık ile ziyaretçilerin odaya ilgisi artıyor. Sadece durmak ve çevreyi tam olarak deneyimleme arzusuyla kalmıyor; farklı bir yere yönlendiriliyorlar.

Yansımaların tüm parlaklığı ve dağılımı içinde ziyaretçiler, burada sergilenen sanat hakkında düşünmeye sevk ediliyor. Masif, koyu renkli ahşap zemini, beyaz renkli kontrast oluşturan tavanı ve derin mavi duvarları ile mekân; yeni yaratılan ışık için en uygun koşulları sağlıyor. Işık, yumuşak bir şekilde, yavaşça aşağıdan başlayarak tavana ve sanat eserlerine kadar yayılıyor.Yine de ışığın arkasını görmek için yeterli ara alanlar kalıyor.

Müze mekânı ve sergilenen eserler somut ve uzun süre kalacak. Ancak, enstalasyonun ışığı ve etkisi bu kalıcılığı ve cisimleri yepyeni bir şekilde ortaya koyarak duygusal unsurları artırıyor. Işık, yapı şeklini ve ziyaretçileri aynı şekilde etkiliyor.

Projeye katılanlar:

Braun firması işbirliğinde Designstudio Layer – Benjamin Hubert;

www.layerdesign.com

 

Fotoğraflar: Ed Reeve