Halojen lambaların yasaklanması 2020’ye ertelenmeli mi?

PLDHalojenÖnümüzdeki günlerde Avrupa Komisyonu’nun halojen lambalar üzerindeki yasağın ertelenmesine dair bir oylamada bulunulması bekleniyor. Halojenler aydınlatma pazarında şu anda enkandesan teknolojisinin adeta son kalesi olarak görülüyor.

Endüstrinin uzun zamandır “eko” etiketi ile pazarlamasına rağmen halojenler, EC (Avrupa Komisyonu) tarafından geniş çaplı bir şekilde yasaklanan akkor flamanlı lambalardan biraz daha verimliler. Modern LED ve CFL lambalar ile kıyaslandığında da oldukça yetersizler ve karbon salınımları yüksek. Bu yüzden EC, 2009 yılında duyurduğu bir kararla, halojenlerin 2016 yılına kadar tamamen kaldırılmalarına karar verdi.

Geleneksel aydınlatma endüstrisi, Brüksel temelli bir dernek olan LightingEurope tarafından temsil ediliyor. LightingEurope ise, halojen yasağının bir dört yıl daha ertelenmesini yani bugünden itibaren bu sürenin 2020’ye kadar uzatılmasını istiyor.

Bu oldukça sıkıntılı ve karmaşık bir durum. Bir yandan müşterileri LED’li bir geleceğe yönlendirirlerken diğer yandan LED’lerin kitlesel tüketici taleplerini karşılayamayacağını, performans, kalite ve fiyat açısından 2020’ye kadar hazır olamayacağını iddia ediyorlar. LightingEurope’a göre Avrupalılar bugün halojenleri, CFL’ler dahil, herhangi bir aydınlatma ihtiyacından çok daha fazla satın alıyorlar. Yine LightingEurope’un iddiasına göre; LED’ler ne kadar iyi olurlarsa olsunlar, 2016’ya kadar halojenler gibi kaliteli bir ışık sağlayamayacak ve makul fiyatlarla satışa sunulamayacak. Ayrıca LED lambalar hala geleneksel lambalara göre fiyat, kalite ve görünüş açısından oldukça farklı. Bu fark ise tüketiciler açısından kafa karıştıran bir durum oluşturuyor.

Eleştirmenlere göre tüm bunlar mantıksız. LED’ler çoktan piyasada ve hiç olmadıkları kadar pazara hazırlar. Ayrıca çevresel açıdan yakında çok daha yararlı olacaklar. Geleneksel aydınlatma endüstrisinin bu yasaklama kararına hazırlanmak için yıllarca zamanı vardı. Eğer Philips, Osram, GE gibi geleneksel büyük aydınlatma şirketleri LED talebini karşılayamazsa CFL ve LED çağında doğmuş Aurora, Neonlite, TCP, LIFX, Opple, Cree, Acuity gibi şirketler talebi karşılayabilir. Bazıları bu büyük şirketlerin kendi eski iş modellerini mümkün olduğunca sürdürmek istediklerini ve LED’e geçiş sürecini de zorlaştırdıklarını düşünüyor.

Konuyla ilgili sektör profesyonellerinden LightingEurope Genel Sekreteri Diederik De Stoppelaar ve Hong Kong temelli Neonlite şirketinin Direktörü Fred Bass ise tamamen farklı görüşlere sahip. Her ikisi de endüstrinin düşük kalite LED ürünlerin, teknolojinin ününü zedelememesi açısından, ayıklanması gerektiğini düşünüyor. Ancak konu halojen yasağına dair kararın ertelenmesine gelince ikisi de tamamen farklı düşünüyor.

PLDDiederikdeStoppelaarİşte halojen yasağının süresinin ertelenmesinden yana olan LightingEurope Genel Sekreteri De Stoppelaar’ın konuyla ilgili kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevaplar…

Siz halojen yasağına karşı değilsiniz ancak bunun yakın bir zamanda gerçekleşmesini istemiyorsunuz öyle değil mi?

De Stoppelaar: Evet. Çünkü konu akıllıca hareket etmek ve tüketiciye zarar vermeyecek bir çözüm bulmak ile ilgili. Bizler yıllar önce akkor filamanlı lambalarla ilgili yasaktan bir ders aldık ve bence tüketici şu anda halojenleri tamamen bırakmaya hazır değil. Sonuçta lambayı “ev hanımı” alıyor, eğer “ev hanımı” ne aradığını bilmiyorsa, lamba almayacaktır.

Peki tüketicilerin kafası nasıl bir karışıklık içinde?
Lambaların genel olarak belli bir şekli var ve tüketiciler bu şekli görmeye alışıklar ki LED’ler bu forma sahip değil. Onlar bu şekle bakıyorlar ve “lambaya benzemiyor” diye düşünmeye başlıyorlar. Sonra konuyla ilgili bir takım bilgiler okumaya başlıyorlar lümenler, watt… Oysa bildikleri tek şey 60, 75, 100 watt ve lamba şekli. Bu yüzden biz mukayese edebilecekleri lambalarla karşılarına çıkmalıyız. Üstelik fiyat da bir karmaşa. Şu anda LED’ler 10 kat daha pahalı bir alternatif. Tüketiciler LED lamba alma cesaretine sahip olduklarında ise şu anki durum onların beklentilerini karşılayacak bir durum değil. Lambayı takıyorlar ancak ışık çok yönlü olmadığını fark ediyorlar. İşte bu yüzden müşterilerin kabul edebileceği bir çözüm bulabilmek için diyoruz ki endüstriye biraz zaman verin.

Peki endüstrinin yeteri kadar zamanı yok muydu? Bu bir gecede gelen bir yasak değil, neden bir 5 yıla daha ve dolayısıyla 2020 yılına kadar beklenmeye ihtiyaç duyuluyor?

Evet birkaç yılımız vardı ancak yine istenilen noktada değiliz. Hala tamamen kısılabilen, akkor filamanlı lambalarla aynı boyutta ve 60-75 watt ışık çıkışında LED teknolojisine sahip değiliz. Endüstri çok ciddi anlamda bu konu üzerine çalışıyor. Ancak eğer 2016 tarihi üzerinde ısrarcı olursak halojenlerin yerine değiştirilecek bir şey olmayacak. Bu da tüketici için oldukça büyük bir problem. Bizler ayrıca LED’lerin avantaj ve dezavantajları konusunda tüketiciye aktarılan bilgiler açısından doğru bir iletişimde olmalıyız.

Ancak bugün bizler LED alabiliyoruz. LightingEurope üyeleri Philips, Osram gibi firmalar da LED alınabilecek üreticiler ve fiyatlar da gittikçe düşüyor.

Bir akkor filamanlı lambanın 1 Euro’dan daha az bir ücreti olduğunu unutmayın. Bu fiyata alabileceğiniz hiçbir LED yok. Ben iyi bir kaliteden söz ediyorum, düşük kaliteden deği. İyi bir LED lamba fiyatı 8.99-12.99-13.99 Euro arasında değişir. Bu da şu anda tüketicilerin alışık olduğu fiyatlardan yaklaşık 10 kat daha fazladır. Biz de fiyatları 2-3 Euro civarına düşürmek isteriz ancak şu anda mümkün değil. Bu alanda rekabete girenler ne yazık ki düşük fiyata düşük kalite sunuyorlar. Diğer bir nokta da kısılabilir olma özelliği. Eğer standartlar bu noktaya da erişemiyorsa insanlar lambaları kısılabilir olduklarını düşünerek alacaklar çünkü pakette öyle yazıyor. Oysa tamamen kısılamıyorlar ve “flicker” (kırpışma) etkisi var, bunun olmasını istemiyoruz.

Aslında endüstri kendi içinde bir tutarsızlık yaşıyor gibi. Bir yandan LED lambalarımızı alın diyorsunuz diğer yandan şu anda hazır değiller diyorsunuz.

Tüketicinin seçeneği olmalı. Eğer tüketici uzun ömürlü LED lambalara yatırım yapmaya gönüllüyse bu çok iyi. Ancak birçok ülkede insanlarda yeteri kadar para yok ve bütçelerinin bu kadar büyük bir kısmını lambaya yatırmak istemiyorlar.

Dim edilebilme (kısılabilme) önemli bir nokta. Halojenlerde olan fakat LED’lerde olmayan başka hangi özelliklerden söz edebiliriz?

Lamba kalitesi. Halojen bu konuda hala kıyaslanıyor. CRI’ı 100 değerde. CFL’de bu yaklaşık 80. Müşterinin bakış açısından bakacak olursak onlar “mavi (LED) ışığın altında berbat görünüyorum” diyeceklerdir. Şu anda halojenler doğal ışığa en yakın aydınlatmalar. Üstelik bir de renk sıcaklığı var. Bu konuda LED’ler gittikçe daha iyi oluyor ancak bu sefer de verimlilik düzeyleri düşüyor. Durumun dengelenmesi üzerine şu anda çalışılıyor. Ayrıca halojenler çok yönlü; bir masada ışığı aşağıya ya da yukarıya doğru ayarlayabiliyorsunuz. LED’ler ise sadece tek yönlü çalışıyorlar.

Kaliteye geri dönersek büyük bir tedarikçi firmanız var GE. Hatta aktör Jeff Goldblum ile yapılan bir reklamda onun LED ışığı altında ne kadar muhteşem göründüğü açıklanıyor. Burada kalite söz konusu değil mi?

Ben pazarda sizi iyi göstermeyecek LED lambalar olmadığını söylemiyorum. Ben şu anda pazarda sizi iyi göstermeyecek birçok LED aydınlatma olduğunu söylüyorum. Evet, bazı çok iyi LED lambalar elbette var.

Bu, bazı markalar iyi lambalar yapıyor bazıları yapmıyor anlamına mı geliyor?

Ben burada fiyat ve kalite arasında bir bağlantı kurmaya çalışıyorum. Romanya’daki, Almanya’daki bir ev hanımı normalde 99 Cent ödediği bir lambaya daha fazla para ödemeye gönüllü olur mu? Bizler tüketiciyi düşünmek zorundayız. Halojen, LED’lerimizi geliştirmek için bize zaman kazandıracak mükemmel bir seçenektir.

Yani her şey aslında fiyatla ilgili…

Sizinle aynı fikirde değilim. Bu kalite ve fiyat demek. Bizler eğer zayıf performanslı LED’lerin piyasada olmasına izin verirsek LED’lerin isminin zarara uğrayacağından endişeleniyoruz. Bu teknolojiyi iyi bir kalitede ve uygun fiyatla tüketicilere sunmak için zamana sahip olursak çok mutlu olacağız.

Örneğin bir markette LED lambaların paketlerinin üzerinde “40 watt’lık akkor filamanlı lambaya denktir” ibaresi görülebiliyor. Ancak 40 watt’lık bir lümen sağlamayabiliyorlar. Bu durum nasıl oluyor?

Çok haklısınız. Burada problem marketi kimin denetlediği ile ilgili. Bu endüstri olarak bizim yapmamız gereken şeylerden bir tanesi. Bizler müşteri paketi okuduğunda orada yazılanların doğru olduğundan, beklentisini karşıladığından emin olmalıyız. Düşünün eve geliyorsunuz ve aldığınız ürünün ambalajında yazan 40W’a denk bir ışık bekliyorsunuz ama sonuç öyle değil. Halojenlerdeki en büyük avantaj ise bu aydınlatmalar konusunda deneyimliyiz ve denkliklerinden eminiz. Halojenler şu anda aydınlatma tüketicisine istediğini veriyor ancak LED’ler hala o noktada değil. Peki bunu nasıl ölçümleyeceksiniz? Ne zaman denk olacaklar? Bu soruların cevabı için endüstri hala çalışıyor ve akıllı aydınlatmalar dahil bu konuda çok net, açık standartlara ihtiyacımız var.

Ancak tüm halojenler de eşit değil öyle değil mi? Bazıları %25 enerji tasarrufu sağlarken bazılarında bu oran %5-10 olabiliyor.
Bu genelde hangi tip olduklarına bağlı ancak prensipte çok daha verimliler.

2020 yılında bir LED lambanın fiyatı tahmininizce ne olur?
Sanırım şu anki CFL’lerin fiyatına denk bir rakam olacak.

LightingEurope üyeleri için problemin bir parçası da değiştirilecek lambalar konusunda geleneksel bir iş modeline sahip olmaları. Üyeler bu yeni modele geçiş için zaman kazanmaya mı çalışıyor?

Siz hala endüstrinin bir değişim modeli olduğunu mu düşünüyorsunuz? Eğer bir şirkete -diyelim ki eski bir aydınlatma şirketi- onların işlerinin doğasını sorarsanız sizlere aydınlatma sistemleri işinin içinde olduklarını söyleyeceklerdir. Onların tüm stratejik düşüncesi aydınlatma sistemleri üzerinedir. Ve LED’ler çıktısı alınmış bir devreden çok daha fazladır. Bunu herkes yapabilir ve bir değeri yoktur. Değer katan şey; bir şekle sokmak ve bir uygulama için kullanmak istediğiniz zaman en iyi aydınlatma çözümüne ulaşabilmektir. Şu anda iyi aydınlatma şirketlerinin yaptığı da budur; modellerini değiştiriyorlar.

Bugün düşündükleri bu fakat ileride değişimle birlikte kendilerinde ayrı düşme, dışarıda kalma gibi endişeler olabilir mi?
Ben bunu böyle tarif etmezdim. Elbette gelirlerinin bir parçası var olan lamba satışlarından geliyor. Halojen bunun bir parçası; flüoresanlar ise büyük bir parçası. LED’ler de bir parçası olmaya başladı. Ancak bana göre eski iş modellerini koruma nosyonu yanlış. O zaman bu şirketleri küçümsemiş olursunuz çünkü gelecek 10, 20, 30 yıl içinde para kazanmaya devam etmek için hissedarlarını düşünmek zorundalar. Bizler 100 yıldır bu pazarın içinde olan şirketlerden söz ediyoruz. Sanırım onlar da pazarda kalmaya devam etmek isteyeceklerdir.

Elbette. Ancak bazı yeni şirketlerin örneğin akkor filamanlı lamba mirası gibi endişelenecekleri bir durum yok.
Doğru ve bu yeni şirketlerin pazarı sallamaları da iyi bir şey.

Hiçbiri için gelecekte bir garanti yok. Bu tamamen yeni bir oyun ve kimse nasıl kazanacağına dair emin değil aslında.
Kesinlikle. Lux’deki bir makalede bağlantı, Google, Apple hakkında bir yazı vardı. Onlar gibi aydınlatma pazarına bakan başka oyuncular da var. Bu onların aydınlatma üreticisi olmak istemelerinin yanı sıra aydınlatma ve aydınlatma sistemlerinde bir kariyer hedeflerini de gösteriyor. Bence bu şu anda gerçekleşen çok çok önemli bir durum.

PLDFredBassNeonlite Direktörü Fred Bass ise yasağın ertelenmesini oldukça mantıksız buluyor. Bass’in görüşleri ise şöyle…

Halojenlerin piyasadan tamamen kalkması için 2016 son tarih olarak belirlendi. EC (Avrupa Komisyonu) ise bunu 2018’e kadar ertelenmesi için oylama yapıyor ve LightingEurope bu uzatmanın da yeterli olmadığını söyleyerek sürenin 2020 olmasını istiyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Ben hiçbir erteleme olmaması gerekmediğini düşünüyorum. Megaman’ın durumunu anlamalısınız. 20 yıldır düşük enerjili lambalar üretiyoruz. Bizim yüksek enerjili lambalar konusunda bir mirasımız yok. Düşük enerjiye sahibiz ve tüm işimiz LED. Bu yüzden dürüst olmak gerekirse ben bu yasaklamayı destekliyorum çünkü benim işime uyuyor. Özellikle çevresel açıdan düşünür ve pazardaki beklentilerle kıyaslandığında LED’lerin katettiği yolu da göz önünde bulundurursak erteleme için bir neden göremiyorum. Şu anda LED aydınlatmaların fiyatları beklenenlerin yarısı kadar ve daha da düşecektir. Yasaklamayı ertelemek üzerine düşünmek son derece anlamsız.

Eğer yasaklama tarihini değiştirirlerse bu çok daha güvenilmez bir durum yaratır. Bu çok büyük bir karar. Eğer tarih ertelenirse yöneticiler güvenilirliklerini kaybedecekler. Bu durumda güvenilirlik bir başka durum enerji bir başka durum olacak. Elinizde öyle bir teknoloji var ki beklediğinizden çok daha hızlı bir şekilde gelişiyor. Diğer yandan da LightingEurope var ve 2020’e kadar değişim istemiyoruz diyor. Bu bana çok çok garip geliyor. Tüketici ancak yeni teknolojiye geçince kazanç sağlayacaktır.

Bu erteleme kararı hakkında herhangi bir tartışma var mı?
Eğer bu karar hakkında bir değişime ihtiyaç varsa bu 4 yıl gibi uzun bir süre olmamalı. Daha yakın dönem örneğin 1 yıl gibi bir süre üzerine düşünmelisiniz. Ben ise aslında tamamen ertelenmenin karşısındayım. Belki yaşam standartları göz önünde bulundurulduğunda Doğu Avrupa’nın bazı kısımları için bunu kabul edebilirim. Bunun dışında bazı lamba teknolojilerinin direkt olarak LED değişime hazır olmadığına kabul edebilirim. Böyle durumlarda belli tip lambalar için erteleme kabul edilebilir ancak genel GLS tipleri fiyat ve standart açısından değişime uygunlar. Belki 50,000 saat ömürlü değiller ancak 15,000 saat de 10 yıl gibi bir kullanım için gayet yeterli. Neden bu yasanın ertelenmesi gerektiğini anlamıyorum.

Ancak dediğiniz gibi sizin geçmişten gelen bir iş mirasınız yok. LightingEurope üyelerinin ise var.
Onlar farklı bir bakış açısına sahipler. Halojen mirasına sahip olmayan Megaman gibi değiller. Onlar bu alanlarda birçok üretim yapan büyük şirketler. Bu durumda çıkarları söz konusunu olduğunda bir çatışma olacağı kesin. Diğer taraftan süreci ve çevresel gelişimi görmek istiyorlar ve aslında bu eski teknoloji için boşa harcadıkları bir yatırımları da var. Bu durumu yönetmek onlar için çok da kolay değil. Ancak ben onlarla aynı fikirde olamıyorum.

Durum neredeyse tuhaf bir hal almış durumda. Endüstri neredeyse tüm dünyaya birkaç yıldır artık LED’lere geçeceğimizi söylüyordu. Şimdi ise hazır olmadıklarını söylüyor.
LightingEurope mevzuatı belirlemede önemli bir rol üstleniyor.Çok fazla verileri var. LED pazarının beklediğimizden çok daha hızlı gelişmesine rağmen onlar dönüp de “yasaklamayı dört yıl daha ertelemek istiyoruz” dediklerinde bu benim için bir sorun teşkil ediyor. Bence bu erteleme durumu hakikaten teknolojinin tam anlamda yeterli olmadığı belli tip lambaların olduğu daha küçük alanlarda kabul edilebilir. Ancak büyük pazarda ben bir değişim olması için herhangi bir neden göremiyorum.

Peki bu şirketler, uzun ömürlü LED’lerden nasıl para kazanabileceklerini belirleyene kadar, eski model lambalarını ellerinde tutmak istiyor olabilirler mi?
Muhtemelen evet. Pazarda çok büyük bir fiyatlandırma oranı var. Bu da LED’lere düşen payın çok ince bir dilim olduğu anlamına geliyor. LED pazarında korkunç denilebilecek yeni oyuncular da var. Eğer büyük oyuncular için bu dinamiğe bakarsanız LED üzerinden kar edebilmelerine dair birkaç yıl önceki beklentilerinin şu anda çok daha farklı olduğunu görürsünüz. Pazarda çok fazla yeni oyuncu var ve büyük şirketlerin pazar payı da başka bir konu. Eğer iki yıl içinde büyük bir LED hacmine ihtiyaç duyulursa bu şirketler olmasa da pazar bunu karşılayabilir.

Yani LightingEurope’un uyarıda bulunduğu üretim sıkıntısı gibi bir durum söz konusu değil mi?
Megaman’ın bakış açısı olarak biz bunu bir fırsat olarak görüyoruz. Bu durum onlar için de neden bir şans olmasın? Çok garip. İleriye doğru gidilebilecek çok farklı bir model olacak. Halojen yasağı hakkındaki karar ne olursa olsun bugünden beş yıl sonra herkes daha uzun ömürlü LED teknolojisi kullanacak ve bunun sonucunda da artık değişim pazarı aynı kalmayacak. Tüm aydınlatma endüstrisinin dinamikleri değişiyor. Herkes bunu kabul ediyor ve planlama yapıyor. Biz geleneksel akkor filamanlı retrofit işinin bittiğini artık anlıyoruz. İster 2016’da ister 2010’de bitsin ama bu iş bitti.

Avrupa’da birçok LightingEurope işi var. Halojen piyasasını kapatmak hem ekonomik hem de politik açıdan zor bir durum değil mi?
Doğru. Bunun yanı sıra başka bir çatışma ve çıkar ilişkisi de söz konusu. Avrupalılar, Avrupa’da işlerini kaybetmeye yönelik herhangi bir tehdit için çok dikkatli olma eğilimindeler. Onların tartışmasında bu da önemli bir faktör olacaktır. Ben hala yasaklama karanının ertelenmesinin çok gerekli olduğunu düşünmüyorum.

Şirketinizin eski lambalara dair bir “miras” yükü olmamasına rağmen bu bir şirket için zor bir pazar. Hiç kimsenin iş geleceği garanti altında değil.
Pazarda çok fazla oyuncu var. Bu geçici bir durum. Ben bu işin içinde çok uzun süredir bulunuyorum. Şunu söyleyebilirim ki şu an endüstride en heyecan verici dönemimizi yaşıyoruz. Sektörde çalışmaya ilk başladığımda 100 yılllık teknolojiler kullanıyorduk. Şimdi hiçbir şey kalıcı değil.

Yani gelecekte para kazanma ihtimali var mı?
Bu birçok dinamiğin birleşimiyle olacak. Retrofitler tahminimce, gelecek beş yıl daha güçlü olmaya devam edecekler ancak entegre armatür işinde de oldukça artış olacak. Yeni binalardaki aydınlatmaların yarısının entegre LED olacağı varsayılıyor. Bu yüzden retrofitlerin yanı sıra entegre armatür işinde de olmalıyız. Ayrıca akıllı kontroller alanında da yer almak zorundayız. Bunun ne kadar büyük olacağını tahmin edemiyoruz fakat kesinlikle belirli bir gelişme olacak ve enerji tasarrufu sağlayacak. Megaman’in felsefesi kompleks bina sistemlerine girmeyi olumlu bulmuyor ancak retrofitlere benzer çözümler geliştirmek niyetindeyiz. Kablosuz sistemler ve benzer çözümler bir binayı yeniden kablo döşemeye gerek bırakmayacaktır.

LightingEurope genel sekreteri Diederik de Stoppelaar bazı markasız isimlerin standartların altındaki LED lambaları düşük fiyatlara sattığını ve bunun LED endüstrisinin adını lekelediğini belirtti. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bu onunla tamamen aynı fikirde olduğum tek konu. Söylediğim gibi birçok yeni oyuncu var. Avrupa’da pazar gözetimi uzun zamandır üzerinde durduğumuz bir nokta. Ancak bunun yasaklamanın ertelenmesi ile bir ilişkisini göremiyorum. Bu aslında çöp diyebileceklerimizi marketten uzaklaştırmakla ilgili ve başka bir mantık bulamıyorum. Durum şuna benziyor: “Pazarda çöpümüz var ve yasayı geciktirmeliyiz” Ne ilgisi var? Bu tamamen ayrı bir konu.

Tüketicinin paket üzerinde yazanlar hakkında doğru bilgilendirilmesi gerekiyor. Sanırım bu konuda da LightingEurope ile aynı fikirdesiniz değil mi?
Evet. Bir perakende mağazasına girdiğimde aydınlatma bölümündeki tüm sergileme hakkında kafam oldukça karışıyor. 35 yıldır aydınlatma sektöründe olan biri olarak sunuluş şekliyle ilgili tamamen karışmış durumdayım. Brüksel’de çevresel bir organizasyon olan ECOS’un üyelerinden Edouard Toulouse bu konuda cidden büyük düşünüyor. Toulouse, aydınlatmaların halka sunuluşunu tamamen değiştirmeyi istiyor. Normal bir insan mağazaya girdiğinde ne yapar? Ne alır? Lamba paketleri ve gösterimleri o kadar karışık ki… Endüstri de bu durumu biliyor. Ancak bunun da yasanın ertelenmesiyle bir ilgisi yok.

Haber kaynakları/Röportaj:
http://www.luxreview.com/news/592/the-halogen-ban-why-it-shouldn-t-happen
http://luxreview.com/news/594/the-halogen-ban-just-do-it