Gece çekilen uydu görüntüleri, dünyamızı anlamaya ve daha iyi şehirler kurmamıza nasıl yardımcı olur?

Metin: Thomas Schielke

Dünyanın gece çekilen uydu görüntüleri büyüleyici. Enfes fotoğraflar…Fakat aynı zamanda bizi artan bir kirlilikle yüzleştiriyor.

Sadece yer yüzeyinde ışığa ihtiyaç duyarken niye uzay boşluğunu aydınlatmak için bu kadar enerji harcıyoruz?

Yüksek çözünürlüklü uydu verileri artık insanların geceyi nasıl şekillendirdiğine dair detaylı fikirler verebiliyor ve bu dünya gözlem sistemleri şehir planlamamızda reform yapmak üzere. Proje geliştirme ve kontrolün ayrılmaz bir parçası haline gelirlerken, gezenimizin gece görüntülerine daha yakından baktıkça pek çok tuhaf ekolojik, politik ve toplumsal fenomen de görünürlük kazanıyor.

Alçak irtifalarda uçuş yapan tarayıcılar, uydu görüntülerine kıyasla daha yüksek kalite çözünürlükler üretebiliyor. Ancak genellikle çok seyrek çalıştırılıyorlar. Uydular ise tersine, dünya çapında sürekli güncel bilgi üretiyor. Zaman içerisinde ışık kirliliği çalışmalarının temelini atmış bulunuyorlar. Google Earth, NASA Worldview veya Global Human Settlement Layer gibi halka açık online platformların artmasıyla verilere ulaşmak giderek kolaylaşıyor.

Bu detaylı gece görüntüleri, artan şehirleşme ve ekoloji açısından ilginç bir göstergeye dönüşmüş durumda. Şehirler gezegenimizde parlayan merkezler gibi görünüyor. Aynı zamanda yer yüzeyindeki aydınlatma gücü, gökteki yıldızları izleme olanağını azaltıyor. Parlak hatlar, sahil şeritlerini veya Moskova’dan Vladivostok’a uzanan Trans-Sibirya Demiryolu gibi ulaşım yollarını gösteriyor. Ayrıca ABD’de veya Kuzey Denizi’ndeki ve Basra Körfezi bölgesi civarındaki petrol platformlarında boşa yakılarak harcanan yakıt da uydu görüntülerinde açıkça fark edilebilir. Peki, modern LED teknolojisi ışık emisyonunu azaltmaya etkin bir şekilde yardımcı oldu mu?

LED’e geçiş sonucu ciddi sekme etkileriyle karşı karşıyayız
Yakın zamanda geleneksel aydınlatmadan LED’e yapılan değişim hızla dünya çapında yayıldı. Şehirlerin büyük bir enerji tasarrufu yapacağı sanılıyordui. Ne yazık ki uydu görüntüleri, öncesinden daha fazla ışık kirliliği yaşadığımızı gösteriyor. Scientific Advances’taki yakın tarihli bir çalışma; “sekme” etkisini ortaya koyduı. Çünkü kişiler, kurumlar ilgili enerji tasarrufuna dayanarak daha fazla ışık kullanımına sevk edildi. Bazı şehirler LED’e geçiş yaparak enerji tasarrufunda bulundu fakat küresel ölçekte LED’e geçişin ışık kirliliğini azaltacağı varsayımı doğrulanamıyor. 2012’den 2015’e kadar yaklaşık 60 ülke gece aydınlatma seviyelerini yüzde 110 ila 150 oranında artırdı. Işık kirliliğini etkili bir şekilde azaltmak için tasarımcılar ve mühendislerin, LED’lerin ışıksal veriminin ötesini düşünmesi, hassas ve uygun optikler, armatür düzenlemeleri ve kontrolleriyle gökyüzünü kurtarması gerekiyor. Ayrıca gece aydınlatması motivasyonumuz üzerinde yeniden düşünmeliyiz.

Gece Aydınlatması her zaman refah, düşük suç oranı ve güvenlikle ilişkili değil
Kuzey Kore’ye kıyasla Güney Kore’deki gece aydınlatmasını görmek, dış mekân aydınlatmasının refahla ilişkili olduğu sonucunu çıkarmamıza yol açabilir. Fakat bakışlarımızı Almanya ve Belçika’ya çevirirsek, benzer refah seviyelerine sahip bu iki ülke arasında gece aydınlatması açısından önemli bir farkla karşılaşırız. Işık kirliliği uzmanı Christopher Kyba’nın belirttiğine göre bunun bir nedeni, Almanya’nın otoyollarını nadiren ışıklandırması ve şehir alanlarının ölçülü aydınlatılması. Ayrıca New York Times’a göre Belçika karayolları politikacılar, elektrik dağıtımcıları ve enerji tedarikçileri arasındaki kârlı fakat aynı zamanda şüpheli ilişkiyi simgeliyor.

Kyba, ABD ile Almanya’yı karşılaştırdığında Amerikan şehirlerinde kişi başına düşen ışığın beş kattan daha fazla olduğunu fark ediyor. Buna karşın Kyba’nın incelemelerine göre Almanya daha düşük suç oranına sahip ve hırsızlık oranı ışıl ışıl Hollanda’dakinin yalnızca 1/3’ü oranında. Belçika’daki oranın 1/2’sinin çok az üzerinde. Trafik açısından bakıldığında Almanya’daki trafik kaynaklı ölümler ABD veya Belçika’dan 1/3 oranında daha düşük. Kyba’ya göre bu gerçekler, ışıl ışıl aydınlatmanın suçun azalmasını ve trafiğin daha güvenli olmasını sağlamadığı gibi enerjinin boşa harcanmasına ve dolayısıyla ışık kirliliğine yol açtığını gözler önüne seriyor.

Evren kutlamalarımızdan haberdar
İster Hıristiyan ister Müslüman gelenekleri söz konusu olsun, NASA’ya göre ışık emisyonu önemli tatil dönemlerinde kayda değer ölçüde artıyor. ABD’de önemli birçok metropol bölgesinde Noel ve yeni yıl sırasında gece aydınlatması, yılın diğer zamanlarına kıyasla %20 ile %50 oranında daha parlak. Bazı Orta Doğu şehirlerinde Ramazan ayında gece ışıkları, yılın diğer zamanlarına kıyasla%50’in üzerinde artıyor. Bu sonuç, ışık tüketiminin yalnızca fiyat gibi bireysel faktörlerden değil, kültürel ve dini grupların inanç sistemlerinden de etkilendiğini güçlü bir şekilde gösteriyor.

Işık Kirliliğini etik dışı gelişmeler azaltıyor
Bazı bölgelerdeki gece aydınlatmalarında ciddi azalmalar görmek mümkün. Ancak bu değişiklikler, akıllı aydınlatma tasarımından ziyade acımasız savaş ortamından kaynaklanıyor. 2012-2016 yılları arasında Suriye ve Irak’ta yaşanan gece aydınlatması farkı, özellikle Halep civarındaki yıkıcı çatışmanın sonuçlarına ışık tutuyor. Voice of America’da yayımlanan bir 2015 yılı raporuna göre son birkaç yıl içinde Suriye’deki ışıkların hemen hemen %80’i söndü.

En acil nerenin imdadına yetişileceğini bilmek
Deprem ya da kasırgalar gibi afetler sonrasında kurtarma ekipleri, geçilmez yolları aşarak geniş alanları hızla tarama sorununun üstesinden gelmek durumunda kalıyor. Fakat elektrik enerjisi şebekesi ve iletişim ağları gibi altyapı tesisleri ağır hasar gördüğünde bilim insanları gece çekilen uydu görüntüleriyle faydalı bilgiler sağlayabilir. 2017’de Porto Riko’da gerçekleşen Maria Kasırgası olayında araştırmacılar, sokakları tam olarak görüntüleyebilmek için öncesi ve sonrası görüntülerinden yararlanarak bu görüntüleri OpenStreetMap’ten edinilen yüksek çözünürlüklü verilerle birleştirdiler. Bu tür durumlarda bulut örtüsü ve değişen ay ışığı koşulları gibi hataların yol açtığı yanıltıcı sonuçlardan kaçınmak için dikkatli bir görüntü kompozisyonu işlemi elzemdir.

Gece keyfi yapılacak beldeler
Samanyolu’nun net bir şekilde görülebileceği yerler nerelerdir? Grönland ile Afrika ve Güney Amerika’nın balta girmemiş ormanları, henüz elektrikli aydınlatmanın hâkimiyet kurmadığı birkaç doğal alan arasında yer alıyor. Gökbilimciler yıldızları incelemek ve gelecekteki gözlemevlerine uygun yerler bulmak için ışık kirliliğinin düşük olduğu noktalara yıllardır profesyonel olarak ilgi gösteriyor. Fakat bu ilgi, bilim topluluklarının sınırlarının dışına taşmış durumda. Şehirler ve ulusal parklar, karanlık bir gökyüzünün hem turizm hem eğlenme ve dinlenme alanları açısından önemli bir nitelik olduğunu anlamış bulunuyor. Bunun sonucunda politik girişimlerin sürdürülebilirlik arayışını uluslararası olarak yansıtan Karanlık Gökyüzü Parkları ortaya çıktı.

Uydular şehirlerimizi ve manzaralarımızı şekillendirdiğinde
Etkileyici gece görüntüleri ışık kirliliği farkındalığını uluslararası düzeyde artırmış durumda. Bu nedenle birçok bölge boşa enerji tüketimini azaltmak üzere aydınlatma yönetmelikleri uygulamaya koydu. İtalya’nın Lombardi bölgesi yasası, ışığın gökyüzüne yayılmasını önlemek için aydınlatma dağıtımlarında kesintiler gerektirmektedir. Hatta Çek Cumhuriyeti ulusal bir yasal düzenleme yayımladı. Ancak yeni uydu görüntüleri bu önlemlerin başarıyla uygulanmadığını ortaya koyuyor. Yasal çerçeve doğru yönelime öncülük etse bile aslında ışık seviyeleri zaman içinde arttı. Aksine, diğer bölgelerdeki yasal programlar, doğru uygulanmaları halinde oldukça etkili olabildi, diye belirtiyor Kyba: “Tucson, Arizona gibi şehirler, iyi tasarlanmış LED lambaların insan algısında gözle görülür bir etki yaratmadan ışık emisyonunun üçte iki oranında veya daha fazla azalmasını sağladığını gösteriyor.”

Uzamsal tasarıma gelecek gerçek zamanlı yanıt

Uzaktan algılama teknolojisinin geleceği kısa zaman içinde gece gözlemlerine, gerçek zamanlı uygulamalar açısından daha kısa çevrim aralığında, çok daha yüksek hassasiyet kazandıracak.

Sonuç olarak kısa süre içinde, gecenin uydu görüntüleri, çoğunlukla daha iyi bir gece çevresi tasarlamak üzere dikkate alınacak. Günlük güncellemeler dış mekân aydınlatmasındaki değişimleri hemen ölçecek detaylı geri bildirime dönüşecek. Diğer haritalarla yapılan kombinasyonlar tasarım, araştırma ve görsel esaslı veri gazeteciliği için yeni seçenekler sağlayacak. Hava ve su kirliliği için ulusal düzeyde sayısız düzenleyici çerçeveye sahibiz fakat aydınlatma kirliliği hâlâ aynı önemi görmeyi bekliyor.

Genel erişime açık gece görüntüleri, karanlık gökyüzü savunucularının yetersiz aydınlatma faaliyetlerine dikkat çekmesine de yardımcı olacak.

Işık kirliliği artışını tersine çevirmek ve LED aydınlatmanın faydalarını akıllı ve sürdürülebilir şekilde kullanmak için eğitim ve bilinçlendirme kampanyaları başlatabiliriz.

Haber kaynağı: https://www.archdaily.com/892730/how-satellite-images-of-the-earth-at-night-help-us-understand-our-world-and-make-better-cities