Gece aydınlatmalarında LED’ler riskli mi?


LED1Yapılan bir araştırmaya göre, LED aydınlatmalar gündüz kullanıldıklarında insan sağlığı açısından avantajlar sunuyor. Ancak gece kullanımlarında bu aydınlatmaların bazı riskleri mevcut.

LED aydınlatmaların normal yaşam alanları için kullanımı maliyet açısından hala düşük değil. Ancak LED teknolojisi her geçen gün gelişiyor ve çoğu diğer yapay aydınlatma çeşitlerini de büyük bir şekilde değiştirecekmiş gibi görünüyor. Peki bu süreçte LED’ler daha doğal ve sağlıklı bir aydınlatma formatına dönüşecek mi? Kompakt flüoresan lambalar kullanan biri olarak bunu ümit ederek soruyorum.

The Juno Aydınlatma Grubu’ndan Phil Richards bu soruya “Sen Holy Grail’i (Kutsal Kase) arıyorsun” diyerek karşılık veriyor. Ardından şöyle devam ediyor: “Senin sorduğun şey inanılmaz karmaşık bir konu. Üstelik şu anda bu konunun yetkilileri Amerikan Sağlık Birliği (AMA) ve Avrupa Birliği’ndeki sağlık toplulukları”

AMA Haziran’da bu konuda bir uyarıyı ele aldı. Bu farkındalığın nedeni yapılan bir araştırmaydı. Bu araştırmaya göre bazı tiplerdeki gece aydınlatmaları bizim fizyolojik ritmimizi etkiliyor. Örneğin gece çalışanlarda göğüs kanseri ve diğer sağlık problemlerinde artış görülüyor. Buna ek olarak Nisan’da yayınlanan başka bir araştırma sonucuna sağlık problemlerine neden olabilecek bir etken bulunuyor: LED’lerin ve akkor flamanlı olmayan tüm aydınlatma çeşitlerinin bugün kullandığı “mavi ışık” retinadaki maviye duyarlı foto alıcıları etkiliyor. Bu da sonuç olarak Melatonin hormonunun salgılanmasını önlüyor. Melatoninin baskılanması, aslında gündüz ihtiyacımız olan, seratonin salgısını hızlandırıyor.

LED2Richards Electric Supply Co.’nun taraflarından AIA’nın Cincinnati Chapter’ında sunum yapan Richards konuyla ilgili şöyle konuşuyor: “Görünüm itibariyle LED’ler ve diğer aydınlatma çeşitleri renklendirilmiş enerjilerin dikkatli bir şekilde manipüle edilmiş çizgileriyle çok güzel renkler sunabilir. Aslında bunlar bizim güneşten aldığımız gibi tam ışık tayfına sahip aydınlatmalar değiller.”

Richards’a göre: “Bugün kullandığımız tüm akkor flamanlı lambalar ya da yapay ışık kaynakları, sıcak bir görünüme sahip olsalar bile, çok güçlü anlamda mavi bileşene sahipler. Flüoresanda ve metal halojende civa arkı çok mavidir ve LED’in doğal rengi de oldukça zengin ve doygun monokromatik bir mavidir. Ancak LED’ler kızılötesi ve ultraviole ışınları içermedikleri için ful-tayf aydınlatmaya sahip değildir.

Richards: “Tamamen saf anlamda görsel ve duygusal bir bakış açısından Juno Lighting Group’un Warm-Dim ürünü dim’li olmayan metal halojen ve flüoresan aydınlatmalardan çok daha fazla doğal bir aydınlatma hissettirecektir. Ancak sürekli değişen gün ışığını, sadece görünüşte değil ışık tayfı bileşimi anlamında da kopyalamak, şu anda gerçekleşen bir şey değil ancak bir hedeftir.” diye konuşuyor.

West Chester’daki Essence Tasarım Stüyosu’nun Sahibi Jessica Allison: “ LED aydınlatma, bir iç mimarın bakış açısından bakıldığında görünürde çok daha doğal ve iyi. Birçok insanın bildiği gibi gündüz doğal ışıkta seçilen ama bir odaya konan boya rengi akkor flamanlı ya da flüoresan aydınlatmalarda çok daha farklı görünecektir. Beyaz LED’lerle ilgili en iyi şeylerden biri güneş ışığında ya da doğal ışıkta seçilen herhangi bir renk yeni beyaz LED’lerde de tamamen aynı olacaktır. Böylece aydınlatmayı kullandığınız oda çok daha temiz, ferah ve parlak görünecektir. Ancak beyaz LED’ler dahi mavi içermeye devam edecek”

Lighting Research Center’ın (Aydınlatma Araştırma Merkezi’nin) web sitesindeki bilgilere göre; geceleri kısa dalga mavi ışıkla hastalıklar arasında bir paralellik olasılığı var. Buna rağmen ışık miktarı ve ışık tayfı bileşeni arasında da bir paralellik olduğunun ve insanlar üzerinde hastalık riskleriyle ilgili kesin bir kanıya varılmadığının altını çizmek gerekir. Bununla beraber, geceleri aydınlatmanın sağlık üzerinde bir etkisi olmadığını iddia etmek için de henüz erken.

İngiltere’de Surrey Üniversitesi tarafından basılan bir araştırma beynin hipofiz bezini kontrol eden gözün retina kısmındaki maviye duyarlı foto alıcılara odaklanıyor. Retina’daki maviye duyarlı foto alıcılar– bu göreceli olarak yeni bir keşif- görsel olmayan ve doğası gereği “Foto Duyarlı Bez Hücreleri” (IPRGCs) ismi verilen ışığa duyarlı foto alıcı grubunun bir parçası.
Bu hücreler geceleri mavi ışığa maruz kaldıktan sonra hipofiz bezi melatonin üretimini baskılıyor. Daha önceki araştırma sonuçlarına göre düzenli bir uyku için doğal melatonin üretimi gerekiyor. Bazı kanser türleri ve Tip 2 Diyabet gibi hastalıkların önlenmesi için de melatonin salgılanması önemli.

Bu gelişmelerle birlikte yine de hala umut veren çözümler de ortaya çıkmaya devam ediyor. Araştırmanın bir diğer sonucuna göre gece aydınlatmasının olumsuz etkisi ışığın yoğunluğunun azaltılması ve minumum mavi içeren sarı ışığın kullanılmasıyla azaltılabilir.

Haber Kaynağı: http://www.naturalinteriors.com/2012/10/in-search-of-natural-light/