Close

01/03/2010

Enseyi karartmayın

Uluslararası bir derginin Türkçe edisyonunu yayımlamanın çeşitli avantajları var. Hazır içerik, isim hakkı vs gibi… Ancak editör olarak benim özelimde avantajı, köşemde yazacağım konularda Joachim’le beraber hareket edebilme şansı oluyor. Eğer o tema ile ilgili yazıyorsa ben Türkiye özeline yönelebiliyorum ki, bu sefer de öyle olacak. Tercihimi bu yönde kullanmayabilirdim tabii ki ama Joachim öyle güzel yazmış ki üzerine ekleyeceğim bir şey yok. Hepimizi eğitim ortamları hakkında tekrar düşünmeye sevk ediyor, okumanızı tavsiye ederim.

Kendi ülkemiz özelindeki gelişmelere dönersek, senenin ilk ayları üst üste güzel haberler aldık. Önce ZKLD’de aydınlatma tasarımcısı olarak çalışan Seda Kaçel’in, İngiltere’de ‘Society of Light and Lighting (SLL) tarafından, genç yeteneklerin ışık ile ilgili çalışmalarını aydınlatma dünyası ile paylaşabilmeleri için düzenlenen uluslararası ‘Young Lighter of the Year’ yarışmasını kazandığını öğrendik. Gurur duyduk…

Sonra, geçen sayımızda (neden bu sayıda değil, onu da benim haneme eksi olarak yazın) ayrıntılarına yer verdiğimiz Yapı Kredi Bankacılık Akademisi projesinin Arcdaily.com tarafından verilen “Building of the Year 2009” ödülüne eğitim binaları kategorisinde ulaştığını öğrendik. Benim de çok beğendiğim bir aydınlatma tasarımı projesine imza atmış olan Kroma ekibine tebriklerimizi ilettik.

En son ise “ışık tasarımcısı” sıfatı ile Nergiz Arifoğlu’nu televizyon ekranında görmeye başladık. Dumankaya Modern projesi için çekilen TV reklamı konsepti gereği projeye emek veren mimar (Bünyamin Derman), iç mimar (Atilla Kuzu), peyzaj mimarı (Başak Taş), heykeltıraş (Mehmet Aksoy) gibi mesleklerle beraber aydınlatma tasarımcısının anılması keyfime keyif kattı. Mesleğin sesini duyurabileceği yeni mecralar demek bu! Ne diyeyim , muhteşem!

Dün 50-100 kişiye daha “ışık önemlidir” diyebilmek için Pecha Kucha Vol. 4’te konuşmacıydım. Konuşma sonrasında iki kişi ile daha derinlemesine konuşma şansım oldu. Hiç yoktan iyidir. Sektörün kazancına yazalım!

Mimari aydınlatma tasarımı sektörü olarak çok temel bir problemimiz olduğunu düşünüyorum. Ciddiye alınmamak… Katılmayan olabilir, ancak eğer sektör olarak ışığın, dolayısıyla mimari aydınlatma tasarımının önemini insanlara anlatamadığımız sürece de ciddiye alınmayacağız. Koskoca otel projelerinde sıkıştığımız %5 – %10’luk bütçelerden de, tüm binayı tamamladıktan sonra akla gelip “alın burayı aydınlatın” tavırlarından da kurtulamayacağız. Küresel ısınma ve enerjinin pahalı olması ile biraz daha dikkatleri üzerimize çektiğimizin, pazarlama materyallerinin enerji odaklı hale geldiğinin de farkındayım. Ancak yeterli değil, ışığın duygularla, iyi hissetmekle, yaşam kalitemizle ilgili olduğunu sürekli tekrar etmeliyiz. Doğru ışık demek, daha çok satmak demek, doğru ışık demek daha pahalı satmak demek, doğru ışık demek daha yaşanılası ortamlar demek! Hepimiz günümüz rekabet koşullarını unutmadan bir araya gelip sektör ve tanıtımı için çabalamadıktan sonra bunların hiçbiri olmayacak. Bu yüzden 25 Ekim’de sizleri Harbiye Askeri Müzesi’nde düzenlediğimiz Architectural Lighting Day 2010 etkinliğine bekliyorum. Tüm muhataplarımıza ışığın önemi göstermek ve ışığa adanmış bir günü beraber yaşamak için…

Bir sonraki sayımıza kadar, ışıkla kalın…

Emre Güneş
Professional Lighting Design Türkiye

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir