Engelbert Mağazası, Stockholm – İsveç

Kuzeyden gelen sıcaklık
Stockholm kentindeki bir kuyumcu mağazası örneğinden kuzey ülkelerinde uygulanan ışık prensipleri

Metin: Moritz Gieselmann
Fotoğraflar: Sten Jansin, Brendan Austin

Orta Avrupalılar, kuzey ülkelerini öncelikle soğuk, buz ve karanlık ile ilişkilendirir. Bu ön yargı, “Yeni Kuzey Ülkeleri Aydınlatması” prensibine göre tasarlanan klasik tasarım ve modern aydınlatma tekniğinin sıcak ve samimi kombinasyonuyla Stockholm’deki kuyumcu mağazasında başarıyla çürütülüyor.

Neden belli bir vitrin önünde çok zaman geçirirken bir başkasını, benzer ürünler sunulmasına rağmen göz ardı ederiz? Birinci nedenimiz kesinlikle sunulan ürüne olan ilgimiz ikincisi ise sunulanın tasarımıdır. İşte bu noktada ışık önemli bir rol oynar.

Hiç anlamadan ışığa, özellikle aydınlık ve ışığın hareketine tepki veririz. İstemeden veya bir refleks ile görüş alanımızdaki en aydınlık yere bakarız. Yine hiç anlamadan harekete, hareket eden ışığa tepki veririz. Bu nedenle ışık yansımalarına, örneğin vitrinde sergilenen bir mücevherin üzerindeki yansımalara bakarız.

İster sadece başı ile ister gözleri ile, prensip olarak insan sürekli hareket içinde. Dolayısıyla algılama her zaman dinamik bir süreç. Statik, sınırlanmış bir resim, gerçekte öyle olmayan soyut bir şey. Bu nedenle, görüş alanımızda sunulan bir şey varsa ve bunun yanından geçtiğimizde, mesela mücevher üzerindeki yansımaya kısa bir bakış attığımızda, bu durum bize bilinç dışı ancak çok güçlü bir sinyal vererek dikkatimizi çeker. Vitrin aydınlatması bu uyarıyı yaptığında potansiyel müşterinin dikkati çekilmiş olur. Sergilenen ürünün her yönüyle, tüm malzeme, biçim ve doku ayrıntıları ile görüntülenecek şekilde olmalı. Sunulan mücevherin, tasarımı ve uygulamasındaki inceliği algılanabilecek şekilde aydınlatılması gerekir.

Işık, modelleyebilmeli, cismin üç boyutluluğunu vurgulamalı, parıltısını öne çıkartmalı. Renkleri en iyi şekilde sunmalı ve görsel seviyede dokunma duygusuyla ilgili bir his aktarabilmeli.

Yoldan geçen ilgili bir kişi müşteri olacak ise, bu eşiği aşmalı. Hepimizin bildiği, bir şekilde içimizdeki o mağazaya girme endişesini üstümüzden atmak için, mağazanın görünür olması gerekir. Dış alana göre aydınlık kontrastı çok fazla olmamalı ve ışık kamaşması her şekilde engellenmeli. Mağaza içinde, vitrinler için olan aynı kurallar geçerli. Sunum sehpalarının, müşterinin mücevheri eline alıp incelediği yüzeylerin, aynı ışık kalitesinde olması gerekir. Mücevher parçası denenirken ayna önündeki aydınlatma hem mücevheri tüm güzelliği ile yansıtmalı hem de deneyen kişinin mümkün olduğu kadar güzel görünmesini sağlamalı.

Engelbert, İsveç’in en tanınmış kuyumculuk firmalarından biri ve neredeyse yüz yıllık bir geçmişe sahip. 2013 yılının sonbaharında İsveç’in başkentinin en şık alışveriş sokağı olan Birger Jarlsgaten’da ilk mağazasını açtı. Mağazanın tasarımı konusunda Engelbert için çok tipik olan eşsiz el işçiliği sanatı ve olağanüstü tasarımlarını yansıtacak bir fikirden yola çıkıldı. Mağaza tasarımcısı olarak son derece takdir edilen İsveçli tasarımcı ve iç mimar Christian Halleröd görevlendirildi. Halleröd’ün çalışmaları arasında Ikea için masa tasarımlarından başka şık ofis ve mağaza donanımları da yer alıyor.

Engelbert, kendisinden uluslararası ve klasik bir mağaza tarzı oluşturmasını, markayı yeniden konumlandıracak, halkta kalıcı etki yaratacak bir tasarım yapmasını istedi.

Halleröd doğal ve zamansız bir ortam yaratma ve şıklık duygusunu aktarma fikri üzerinde çalıştı. En uç ayrıntısına kadar en iyi el işçiliği ile işlenmiş olan otantik malzemeler kullanılacaktı. Mağaza içindeki donanımın tamamı Halleröd tarafından tasarlandı ve İsveç’li zanaatkârlar tarafından çalışıldı. Bunların arasında cilalı ahşap paneller, güvenlik nedeniyle gizli kapıları, ürün sergileme-mücevher vitrinleri, raflar ve danışma sehpaları yer aldı. Donanımın tamamı geleneksel, çağdaş ve yüksek teknoloji ögelerinin dengeli bir kombinasyonundan oluşuyor. Klasik bir kuyumcu mağazasının modern yorumu. Ses sistemi, alarm sistemi ve ışık, en son teknolojiye göre tavana ve panellere entegre edilmiş.

Pierre Jeanneret ve Jean Prouvé tarafından tasarlanan rahat kanepe ve koltuklar, nadir bulunan antika parçalar ve kahverengi yeni tay derisi ile kaplandı. Aydınlatma tasarımı olarak Mart 2013 tarihinde işi alan Halleröd, temel konsept belirlenir belirlenmez Kai Piippo’yu önerdi. Mağaza, zamanından önce Haziran 2013’de tamamlandı. Bu kadar kısa bir süre içinde istenilen kalitede aydınlatma çözümünü planlamak-uygulamak için çalışmalara doğru bir yapı ile başlamak ve kesintisiz bir şekilde ilerlemek önemliydi. Kai Piippo ve ekibi işe pırlantanın aydınlatması gibi bir ayrıntıyla başladı. Bu küçücük ayrıntıdan yola çıkarak, pırlantaya doğru ışıkla partıltı ekleme ile başlayan çalışmadan vitrin aydınlatması için çözüm bulunmuş oldu. Bunları mağaza aydınlatması, dışarıdan içeri bakış için aydınlatma, vitrinin genel aydınlatma tasarımı ve bina cephesinin aydınlatılması takip etti. Prada, Luis Vuitton ve diğer büyük markalara komşu olan Engelbert hemen fark ediliyor ve zarif görüntüsü ile öne çıkıyor.

Mücevher aydınlatması alanında hangi olanakların olduğu konusunda bilgilenmek ve karşılaştırma yapmak için Kai Piippo, uluslararası alanda önemli bir mücevher fuarı olan Basel-World’e gitti. Orada gördükleri, konseptini değiştirmesi için herhangi bir neden teşkil etmedi. Benzer şekilde esneklik sunan, sergideki ürünün üzerine noktasal yönlendirilebilir bir başka sistem bulamadı. Vitrin bire bir ölçekte hazırlandı ve bu vitrine, bir sahnede ya da masa üstü fotoğraf çekimindeymiş gibi, pırlantalar, kırmızı-beyaz altından mücevherler yerleştirilerek aydınlatıldı. Çalışmalara ayrılan süre dar olduğu için özel bir ışık çözümü geliştirilemedi. Vitrin aydınlatması alanında sunulan geniş olanakların arasından şartlara uygun, renk verimi iyi olan, küçük boyutlara sahip, iki renk ısılı ve farklı yansıma açılık reflektörlü, iPad üzerinden problemsiz şekilde kumanda edilebilir bir ürün bulundu. Aydınlatma tasarımcıları, mimarlar ve yapı sahibi yoğun iş birliği içinde maket üzerinde her bir lambanın konumunu test ettiler. Farklı malzemelerin, farklı şekillerin hangi ışık kalitesi sunduğu ve nasıl en uygun şekilde sahneleştirildiği, bir mücevheri hangi ışığın tam çekiciliği ile öne çıkarttığını incelediler. Bazı parçalar daha fazla parlaklık gerektirirken; bazılarının daha difüz bir ışık ile aydınlatılması gerekiyordu. Bazıları önden aydınlatıldığında daha etkili olurken, diğerleri aksi yönde bir ışık ile ortaya çıkıyordu. Değerlendirme, ölçüm cihazları ile değil, aydınlatma tasarımcıları, mimar ve müşterilerin gördükleri üzerinden yapıldı.

Kısa süre sonra tüm farklı malzeme ve şekiller için tek bir uygun ışık olmadığı, prensip olarak her mücevher parçasının kendi ışık ortamına ihtiyacı olduğu anlaşıldı. Buradan yola çıkarak her bir vitrin için ön ışık, karşı ışık ve arka plan ışık olmak üzere sahne aydınlatma sistemi oluşturuldu. Spotların her biri farklı yönlere hareket ettirilebiliyor ve farklı yansıma açılarına sahip. 3000K veya 4500K renk sıcaklığında ışık veriyor. Aydınlatma bir iPad üzerinden kumanda ediliyor. Önceden ayarlanmış ışık senaryoları var ancak her bir lamba yine kendi içinde de ayarlanabiliyor. Yapım aşamasında dahi Kai Piippo vitrin tasarlanırken bazı küçük ayarlamaları bizzat yaparak, öngörülmeyen yansımaları ortadan kaldırdı. Kai Piippo: “Burada aydınlatma tekniğinin Formula1’ine sahibiz. Bu amaçla olabilecek en iyi aydınlatma. Satış personeline bu aydınlatmayı en iyi şekilde kullanma konusunda yardımcı olmalıyız. Genel olarak kullanıcıları LED tekniğine dahil etmek gayet zorlu bir iş. Bu kişilerin ışıkla çalışmayı öğrenmeleri gerekiyor. Aksi takdirde, aydınlatma hiç bir zaman biz aydınlatma tasarımcılarının hayal ettiği gibi iyi olmayacaktır. Bu bizim için de çok büyük bir görev, enerji tasarrufu ve lambaların verimliliği açısından bakıldığında da öyle.
Bunun dışında, bizim için de yepyeni bir çalışma alanı. Aslında kullanıcılar ile birlikte yoğun çalışmaya ve en iyi ışık etkisini elde etmek için neyin gerektiğini bilmeye alışığız.”

Aydınlatmanın karmaşık olanaklarının en iyi şekilde kullanılmasını sağlamak için mağaza personeli ışığın uygulanması konusunda yoğun bir eğitime tabi tutuldu. Mağazanın açılışından önce ve açılıştan üç ay sonra tekrar eğitildiler.

Vitrinlerin karmaşası ve ışık tekniği görünmüyor. Her şey vitrin kaplamalarının altına gizlendi. Müşterilerin dikkatini, sergilenen mücevherlerden başka bir şeye çekecek herhangi bir unsur yok. Mağazanın içinde de mevsime, hava durumuna veya günün saatlerine göre farklı ışık ortamları oluşuyor. Büyük vitrinler dışarıdan içerisinin rahatlıkla görülmesini sağlıyor. Bundan dolayı da iç mekân aydınlatması dışarıdaki ışık ortamına göre tepki veriyor. İşlem kısmen otomatik olarak gerçekleşiyor. Sabahları, alarm sistemi devre dışı bırakıldığında ışık gece modundan gündüz moduna geçiyor. Akşamları tersi işlem yapılıyor. Genel aydınlatma da iPad üzerinden istenilen ortama getirilebiliyor. İhtiyaca göre önceden programlanan senaryolar seçilebiliyor veya her lamba ayrı ayrı ayarlanabiliyor.

Sıcak renler de ahşap mekâna hakim, değerli mücevherin arka planını oluşturuyor. Hiçbir şey dikkatleri dağıtmıyor. Ortada hiçbir lamba veya priz gibi aletler görünmüyor. Müşteri sadece ürüne odaklı kalıyor. İç mekânın ana aydınlatması dolaylı olarak tavandaki korniş aydınlatmasından ve ahşap duvarlardan gelen ışıkla sağlanıyor. Sıcak renklerdeki ahşap, ışığı yansıtıyor ve mağazaya rahatlatıcı, keyifli bir ortam sunuyor. Görece yüksek dikey aydınlatma gücü ile insanlara ışık veriyor ve onları genelde sıklıkla kullanılan Downlight ışığa göre çok daha çekici gösteriyor. Kai Piippo için bu faktör çok önemli çünkü aydınlatma iletişimi artırıyor.

Görünürde herhangi bir lamba olmadığı için kamaşma ya da görüntüyü rahatsız edecek bir şey yok. Böylesine uyumlu bir ortamda parıltıları ile sahneleştirilen mücevherler etkilerini bir o kadar daha artırıyor. Pırlantanın ışıltısı bakışları adeta büyüleyici bir şekilde kendisine çekiyor.

Vitrin tasarımı ve aydınlatması da çekimser, sade tutulmuş. Vitrin içindeki beyaz sunum tablaları difüz olarak aydınlatılmış. Vitrinin tam ortasındaki sergi platformundaki parıltılı ışık altında tüm güzelliğini ortaya koyan mücevher ise mağazanın önünden geçenlerin dikkatini çekiyor. Binanın cephesi aydınlatılmıyor, böylece çerçeveyi ve içerinin kontrastını oluşturuyor.

New Nordic Lighting (Yeni Kuzey Aydınlatması) – 2014 Manifestosu
ÅF Lighting’de aydınlatma tasarımı ile ilgili kendi tanımımızı ve aydınlatma planlamasına yönelik kendi çıkış noktamızı belirledik. Bu konsepti “New Nordic Lighting” olarak kim adlandırdı? Oluşturduğumuz yeni fikir üstlendiğimiz tüm planlama işlerini kapsıyor ve geliştirdiğimiz projelerin çerçevesini teşkil ediyor. Fikirle birlikte oluşan tüm düşüncelerimizi bir manifesto içinde topladık. Böylece ışık çözümlerine, kuzey ülkeleri bakış açısına dayanan yeni, daha güçlü bir kimlik katmak, bu alandaki çalışmalarımızı öne çıkartmak ve yeni kalite ölçüsü olarak belirleyici olacak iyi planlanmış çözümler sunmak istedik.

  • Işık hayattır. Biz ışığı, herkesin 24 saatlik döngü içinde kullanılabileceği ve kendisi için uygun olabileceği şekilde planlıyoruz. En iyi çözümlere ulaşmak için hem gün ışığı hem de elektrikli ışığı planlıyoruz.
  • Işık, insan ve mimari arasındaki en güçlü bağlantıdır. Işık çözümlerimiz, ışığı kullanan insanların yaşamı ve ihtiyaçlarına odaklanmalıdır. Bilinçli olarak uygulanan ışık, insanın rahatlığını, sosyal etkileşimini ve yaşam kalitesini destekler.
  • Işık mekân yaratır. Işığı, yüksek performanslı bir araç olarak kullanıp, mekân yaratmak ve mekânlara kimlik katmak amacıyla, kuzey ülkeleri aydınlatma tasarımını daha ileriye taşımaya çalışacağız. Her projeye değer katmak üzere sürekli çalışma gayreti içinde olacağız.
  • Bütünsel tasarımı onaylıyoruz. İşlev, estetik ve kalıcılığı dengeleyen bir tasarım fikrini izliyoruz.
  • New Nordic Lighting, Kuzey İskandinav ülkelerinin tasarım geleneğinin bel kemiğini oluşturan özel değerleri ve estetik kalitesini yansıtmalıdır.
  • New Nordic Lighting, gerçeklik, doğal sadelik ve nesnelliği, modern toplumun görsel ifadesinden, teknolojilerinden türetilen ilhamla birleştiriyor.
  • Çevre alanındaki zorluklara zekice cevaplar geliştireceğiz. Enerji tasarrufu gerekliliği ile 24 saat yaşayan toplumun gereksinimleri ve beklentileri arasındaki çelişkiye çözüm getireceğiz.
  • Tasarım taleplerimize uygun olan ışık çözümleri ve lambaların geliştirilmesinde itici güç olacağız. Projenin temel şartlarını sağlayacağız.
  • Başarılı aydınlatma çözümlerinin parçası olan karmaşık şartları bilinçli olarak kabul edeceğiz. Her proje için disiplinler arası yüksek yetenekli çalışanlardan oluşan bir ekip kuracağız.
  • Tasarım fikirlerimizi her zaman, geleceğin şartlarını da sağlayacak şekilde geliştirmeye gayret edeceğiz. Bu gelişimin bir parçası olmak isteyen herkesi davet edeceğiz.

Projeye katılanlar:
Yapı sahibi: Engelbert Stockholm
İç mimari ve iç dekorasyon: Christian Halleröd
Aydınlatma tasarımı: ÅF Lighting, Kai Piippo (Sorumlu), Lina Färje (Proje yönetimi), Karolina Hahn