EN 17037 nedir? – Avrupa Gün Işığı Standardı’na kısa bakış

Metin: Dr. Miguel A. Paya-Marin, Building Scientist at Kingspan, BREEAM AP

EN 17037‘nin geçen Aralık ayında yayımlanması, Avrupa inşaat sektörü için gerçek bir dönüm noktası oldu. 

İlk defa olarak, kıta çapında proje ekipleri, yalnızca gün ışığına adanmış, uyumlaştırılmış tek bir standarda başvurabilecekler. Bu noktaya gelmek birkaç yıl aldı ve varılan sonuç, tasarımcılar için hâlâ oldukça fazla esneklik sunarken, kapsam olarak da iddialı.

Standart, dört temel alanda net minimum performans seviyeleri belirleyerek gün ışığı tasarımının farklı yönlerini ele alıyor:

·      Gün ışığı sağlama – bir alandaki gün ışığının miktar ve yayılımını kontrol etme

·      Görünüş – pencere ve çatı pencerelerinden görünüşün kalitesini değerlendirme

·      Güneş ışığı – güneş ışığına maruz kalma süresine bakma ve aşırı ısınma konusundaki endişeleri ele alma

·      Parlama – görüş rahatlığını artırmak için parlamanın sınırlandırılmasını sağlamak

Standart ayrıca, minimum gerekliliklerin ötesine geçmek isteyen proje ekipleri için her alanda “orta” ve “yüksek” uygunluk için tavsiyelerde bulunuyor.

Gün ışığı sağlama

Yeni standardın kapsam belirleme bölümünde, amacın, doğal kaynaklar vasıtasıyla “iç mekânda yeterli sübjektif açıklık izlenimi” yaratmak olduğu belirtiliyor. Bunu belirlemek için çalışma grubu, mevcut aydınlatma standartları (EN 12464-1 gibi) dahilinde yeterli olduğu düşünülen iç mekân aydınlatma seviyelerini inceledi ve bu da onları 300 lüks değerine yönlendirdi.

Pencereler veya giydirme cephelerle aydınlatılan iç mekân alanlarında asgari tavsiyelere uymak için, alanın % 50’sinden fazlasının, yıl içindeki gün ışığı saatlerinin yarısından fazlasında 300 lükse ulaşması gerekiyor. Buna ek olarak, bir odanın içinde özellikle kasvetli olan alanların oluşmasını önlemek için, aynı süre boyunca tüm alanda 100 lükslük bir dayanak değerinin karşılanması şart.

Alana gün ışığı sağlamak için çatı pencereleri kullanılıyorsa, bu durumda şartlar, ilgili alanın tamamında gün ışığı saatlerinin en az yarısı boyunca 300 lüks gerekmesi gibi çok daha zahmetli bir hal alıyor.

Bir tasarımda sağlanan gün ışığını değerlendirmek için iki yöntem öneriliyor. Daha basit olan yöntemde, tipik CIE bulutlu gökyüzü ile gün ışığı faktörü hesaplaması kullanılıyor. Standart geniş bir coğrafi bölgeyi kapsadığından, her ülkenin başkentindeki aydınlığa bağlı olarak hedef gün ışığı faktörünü uyarlayan bir tablo sunuluyor.

Alternatif olarak, daha doğru sonuçlar elde etmek için, iklime dayalı gün ışığı modelleme (climate-based daylight modeling – CBDM) yazılımı kullanılabiliyor. Bu yaklaşım, binanın spesifik konumunun çevre verilerini kullanarak saatlik veya yarım saatlik aralıklarla ışık değişikliklerini simüle ediyor. Ayrıca panjurlar gibi hareketli elemanları da dinamik olarak modelleyebiliyor. Dolayısıyla, bu yöntem gün ışığı faktörü yaklaşımından daha zahmetli olsa da, sonuçlar çok daha ayrıntılı ve tasarımcılar için kayda değer ölçüde daha pratik faydalar sağlayabiliyor.

Güneş ışığı

Araştırmalar, gün ışığına erişimin bina sakinleri (özellikle küçük çocuklar ve hastalar gibi daha savunmasız kişiler) için sağlık bakımından olumlu sonuçlara sahip olabileceğini açıkça göstermekte. Çalışanlar daha sağlıklı, daha mutlu ve daha üretken oluyor, okul çocukları daha uyanık ve bilgiyi daha iyi alıyor, hastalar daha çabuk iyileşiyor ve depresyona daha az eğilimli oluyor. Hatta bu durum, perakende satışları bile artırabiliyor. Aynı zamanda, aşırı ısınmayı önlemek için seviyelerin yaz aylarında idare edilmesi gerekiyor.

Bir denge sağlamak amacıyla standart; hastanelerdeki tüm hasta odaları, kreşlerdeki oyun odaları ve evlerde en az bir oda için 1,5 saatlik minimum güneş ışığına maruz kalmayı öneriyor. Bu değer, 21 Mart’taki (ilkbahar ekinoksu) güneş ışığı seviyelerine dayanıyor ve gün ışığı sağlamada olduğu gibi, ilgili her bir ülkenin başkentindeki güneş yüksekliğine göre özel olarak ayarlanmasına olanak tanıyan bir tablo sunuyor. Tam hesaplamalar, camların yüksekliği ve konumu ile etraftaki engeller gibi faktörleri dikkate alarak yapılıyor.

Standardın gerekliliklerini karşılamak için tasarımcıların pencere konumu, büyüklüğü ve binanın genel yönü ve düzeni hakkında dikkatlice düşünmeleri gerekiyor.

Parlama

Güneş kadar güçlü bir aydınlatma kaynağıyla çalışırken karşılaşılan en büyük zorluklardan biri, dikkat dağıtıcı ve rahatsız edici olabilecek ışığın bina sakinlerinin gözlerine yönlendirilmemesini sağlamaktır. Parlama bir oda içindeki belirli yerleri diğerlerinden daha fazla etkileme olasılığına sahip olduğundan, standart, oda içinde göz seviyesindeki aydınlığı ve bunun sonucunda odadaki “hoşnutsuz” insanların oranını belirlemek için, karmaşık bir Gün Işığı Parlama Olasılığı (Daylight Glare Probability – DGP) hesaplaması kullanılıyor. Minimum gerekliliklere uymak amacıyla, DGP’nin beklenen kullanım süresinin %5’inden daha fazlası için bir eşik değerini (0,45 DGPt) aşmaması gerekiyor. Bu da kullanıcıların çoğunun rahat olmasını sağlamalı. Çoğu durumda, panjur gibi hareketli veya toplanabilen gölgelendirme cihazlarının kullanılması bu sorunun etkili bir şekilde giderilmesine yardımcı oluyor.

Görünüş

Standardın son özelliği, pencereden dışarı bakarken “hayal kurduğu” için paylanmış olan herkese bir aşk mektubu niteliğinde. Yine bu da, dışarıya bakmanın hem zihin hem de görsel sistem üzerindeki faydalı etkilerini vurgulayan araştırmalara dayanıyor.

Bu konuda kalitatif bir ölçü denemek ve uygulamak için, standart, 3 parametreye bakıyor:

·      Seyir penceresinin/pencerelerinin genişliği – Bu, bina sakinlerinin oturması/ayakta durması beklenen açıklıklardan yatay görünümün oranı ve pencerelerin boyutu ve yerleşimi ile kullanıcıların bunlardan uzaklığı ve açısından etkilenebiliyor. Önerilen minimum değer > 14 °’dir (360 ° görüş alanına göre).

·      Görünümün dış mesafesi – Bu, pencere dışındaki en uzak yapılara olan mesafedir. Gözlerin rahatlamasını sağlamak için minimum gereklilik > 6 metredir ve mimari çizimlere göre hesaplanabilir.

·      Kullanılan alanın en az %70’inden görülmesi gereken katman sayısı – Standart, görünümü üç katmana ayırıyor: gökyüzü, peyzaj ve zemin. Asgari gereklilikleri yerine getirmek için bina sakinlerinin en az peyzaj katmanını görebilmesi gerekiyor. Hem bu hem de “seyir pencere/pencerelerinin genişliği” balık gözü projeksiyonu kullanılarak hesaplanabiliyor.

Standart, binalar için ne anlama geliyor?

Yeni standart şu anda AB’de ve AB üyesi olmayan bazı ülkelerde kamuya sunuluyor. Sunduğu tavsiyeler sadece yeni binalar için geçerli olmakla kalmayıp aynı zamanda kapsamlı yenileme çalışmalarının bir parçası olarak da uygulanabilmekte.

Dürüst olmak gerekirse, bu standardın binalarımızın kalitesini önemli ölçüde yükseltme potansiyeline sahip olduğuna inanıyorum. Ancak bunu gerçekleştirmek için, mimarların bu standardı, işaretlenecek yeni bir dizi kutucuk olarak görmek yerine, standardın ruhunu tam olarak anlaması çok önemli. Başlangıçtaki kavramsal aşamalardan uygun gün ışığı tasarımına ulaşarak, enerjiyi daha verimli kullanan binalar oluşturmak, bina sakinlerinin sağlığını korumak ve onlar için daha canlandırıcı bir deneyim sunmak mümkün olacaktır. 

Haber kaynağı: https://www.linkedin.com/pulse/what-en-17037-brief-introduction-european-daylighting-paya-marin