Elveda karanlık

İnsanlık tarihinin büyük kısmında gece tümüyle karanlık demekti. Ancak bu durum artık değişti. Araştırmacılar, gezegenimizin yapay olarak aydınlatılmış gece yüzeyinin dünyanın birçok ülkesinde boyut ve parlaklık açısından hızla büyüdüğünü söylüyor.

Yakın zamanda Science Advances dergisinde yayınlanan bir araştırmada, dünyanın yapay olarak aydınlatılan açık alanlarının 2012’den 2016’ya yılda % 2.2 oranında arttığı belirlendi. 79 ülkede – özellikle Güney Amerika, Asya ve Afrika’da – gece parlaklığında bir artış yaşandı ancak Yemen ve Suriye gibi savaş felaketi yaşanan ülkeler dahil 16 ülkenin aydınlatması ise azaldı. ABD de dahil 39 ülkede uzaydan görünen parlaklık aynı kaldı.

Yine aynı araştırmaya göre, yapay ışık gece avlanan hayvanlar için tehlike oluşturuyor ve bitkiler ile mikroorganizmaları etkileyen çevresel bir kirletici konumunda. Leibniz’in Almanya’daki Tatlısu Ekolojisi ve İç Balıkçılık Enstitüsünün araştırmacısı Franz Holker, gece ışığının bakterilerden memelilere, insanlar dahil birçok organizma için ekolojik ve evrimsel etkilere sahip olduğunu ve bu yeni gücün tüm sosyal ekolojik sistemleri yeniden şekillendirebileceğini söylüyor.

Dünya çapında ışık kirliliği ile mücadele eden bir organizasyon olan International Dark-Sky Association’a göre yapay ışığın geceleri artması ve yaygınlaşması sadece evren görüşümüzü bozmakla kalmıyor, aynı zamanda tükettiklerimiz üzerinde de olumsuz etkisi var ve çevremizi, güvenliğimizi, sağlığımızı, enerjimizi de negatif yönde etkiliyor.

Işık kirliliğindeki artışlar neredeyse her yerde görülürken Arizona Devlet Üniversitesi’nde yeryüzü ve uzay araştırması profesörü olan Kip Hodges, “yüksek verimli, katı hal LED aydınlatma teknolojilerinin artan kullanılabilirliğinin dünya çapında enerji tüketiminin azalmasına katkıda bulunabileceğini umduğumuz için büyümenin hayal kırıklığı yarattığını söyledi. Ancak Hodges “bunun yerine, yapay aydınlatma kullanımının kullanılan aydınlatma teknolojilerine bakılmaksızın enerji talebini artıracak şekilde genişlediği görülüyor” diyerek durumu açıklığa kavuşturdu.

Bilim adamları, ABD’nin kutup yörüngelerindeki uyduların birinden alınan görüntüleri, gece ışığında geçen zaman içindeki değişimleri incelemek için kullandılar. Ekim 2012’den Ekim 2016’ya kadar alınan görüntüler karşılaştırıldı. Bulgular, daha fazla enerji tasarrufu olan aydınlatmanın küresel veya en azından bir ulusal ölçekte kullanımını azaltacağı yönündeki uzun zamandır devam eden görüşlere ters düşüyor.

Yalnız başka bir sorun daha var. Işık değişimlerini tespit etmek için kullanılan uydu, 500 nm altına, yani mavi ışığa nispeten daha duyarsız. Beyaz LED ışığı ise mavi renk açısından zengin ve bu nedenle LED’lerin daha az algılandığı söylenebilir. Bu durum, bu çalışmada dünya çapında ışık kirliliği sorununun hafife alınmış olması sonucunu yaratır mı?

Kyba ve arkadaşları, ışık kirliliğini azaltmak için mümkün olduğunca kamaşma önleyici aparatları bulunan armatürleri kullanmayı öneriyorlar – ve sözde beyaz LED’ler yerine amber seçiyorlar – ve otoparklar veya sokaklar gibi yerleri aydınlatmanın daha etkili yollarını buluyorlar. Örneğin, daha az güçlü ve birbirine yakın ışıklar, daha yüksek mesafelerdeki daha parlak parlak ışıklardan daha iyi görünürlük sağlıyor.

Yönetici direktör J. Scott Feierabend, bugün yapılan çalışmaların şimdiye kadar bilineni doğruladığını, ümidinin, bu sonuçların geceleri kontrolsüz yapay ışığın olumsuz etkileri konusunda durumun ciddiyetinin algılanmasına katkı sağlaması olduğunu söylüyor.

Haber kaynağı: https://www.usatoday.com/story/tech/science/2017/11/22/farewell-night-light-pollution-reducing-darkness-worldwide/888786001/


Also published on Medium.