Eifukuji Tapınağı, Japonya

Düşünülmüş ilham
Japonya’da bir tapınağa ek bina yapımında gün ışığı ve efektlerinin bilinçli planlanması

Metin: Joachim Ritter
Fotoğraflar: Toru Kitamura, Daichi Ano

Pencere penceredir. Yoksa değil mi? Duvardaki bir aralıktan alışılmışın dışında başka bir şey yapmak mümkün olabilir mi? Evet, yapılabilir. Aydınlatma tasarımının bir ögesi olarak dikkate alındığında ve duvardaki aralık bilinçli olarak kullanıldığında yapılabilir. Le Corbusier’e selamlarla.

Bir bina kompleksinin içinde “tarzı”, bir noktada kesintiye uğratmak için hayli ikna gücü gerekiyor. Böylesine bir adımın atılması gerektiğine inanılıyorsa en iyisi bu kararın belli bir fikre dayandırılmasıdır. Eifukuji tapınağının görevli din adamlarının çalışacağı ilave ofis odaları ve yaşam mekânlarının bulunacağı, tapınakla aynı arsa üzerinde inşa edilecek binanın tasarımında bu işle görevlendirilen mimarlar, çok zorlu bir çalışma ile karşı karşıya kaldılar. Yeni yapı mevcut kompleks ile uyumlu olacak, tapınakla doğrudan görsel bir ilişki kuracak ve aynı zamanda yaşam alanlarında gereken özel alanı sunacaktı.

Yeni bina sadece mimari açıdan belli bir tarzın farklılaşmasını göstermiyor. Örneğin binanın konstrüksiyon için de tamamen farklı malzeme kullanılmış. Geleneksel tapınaklarda kullanılan ahşap yerine yeni binada çelik beton ve sıva olarak bölgedeki taş ocaklarından gelen bir taş cinsi kullanılmış. Bina içi duvarlar geleneksel Japon alçı malzemesi Tosa Shikkui ile sıvalanmış. Bu malzeme bir saman ve kireç karışımından oluşuyor; ayrıca son derece dayanıklı. Saman sayesinde sıva ipeksi bej bir renk alıyor ve güneş ışınları ile zamanla beyazlaşıyor. Yaşlandıkça daha iyi görünen az sayıda yapı malzemesinden biri.

Yeni binanın yerleşim şekli hafif trapez görünümünde. Bu durum binaya hem geometrik hem de oyuncul bir görüntü veriyor. Küp biçimli binada toplam 77 pencere bulunuyor ve mimarinin asıl görüntüsünü oluşturan unsur bu pencereler. Dışarıdan bakıldığında büyüleyici bir görüntü veriyorlar. İlk bakışta akla bunların pencere veya estetik açıdan farklı tarzda geliştirilmiş bir havalandırma sistemi olup olmadığı sorusu geliyor. İç mekânlar neşe uyandırıcı ve burayla ilgili ilhamın son derece düşünülmüş olduğu izlenimini veriyor. Planlı gün ışığı girişi için açıkça tanımlı ışık hüzmesi, dışarıdaki kırsal alandan görüntüler içeren galeri, hepsi muhteşem bir şekilde birbiri ile uyumlu.

Bu tasarım nasıl geliştirildi? Mimarlar tarafından geliştirilen konsept; gün ışığını binaya getirmeye ve tapınağın özel odalarının içinin dışarıdan doğrudan görünmemesini sağlamaya dayanıyor. Pencerelerin farklı konumlara yerleştirilmesi ve kalın duvarlara eğimli pencere çerçevesi biçimi verilmesiyle tapınağa gelen ziyaretçiler, hacılar içerideki mekânları dışarıdan göremiyor. Kompleks içinde mimarlar, ana binadan ve bağlantı yollarından itibaren binanın kolay görünmesini sağladılar. İç mekâna pencere kısımlarına yeterli alan bırakarak buralara mobilya konulmasına ve kente bakış için olanak sundular. Aynı zamanda binanın içindeki mekânlar yaz aylarında güneş ışınlarından korunacak ve kış aylarında yeterli miktarda gün ışığı alacaktı. Zeminden ve duvarlardan yansıyan ışığı tam olarak kullanmak için tavana yakın noktalara pencereler yerleştirildi. Gün ışığı planlamasının bir başka kısmı, şantiyenin çevresindeki dağlar ile ilişkisi, gün ve yıl boyunca güneş ışığı girişinin analizlerinden oluştu.

Bu projede “dağ konumlu” ifadesi yepyeni bir anlam kazanıyor. Tamamen insan odaklı mimarinin olağanüstü bir örneği ortaya çıktı. Bu örnekte, bina kullanıcılarının kendilerini nasıl hissettikleri gözetiliyor. Her seviyede derinlemesine ilham verici ve bu nedenle tamamen kullanıcılara yönelik.

Projeye katılanlar:

Yapı sahibi: Toplum Yararına Dini Organizasyon Eifukuji/Japonya
Mimarlar: Zai Shirakawa Architects; www.zsa.jp