Close

10 April 2014

Doğal Işığın Faydaları

PLDGunIsigi1

Fotoğraf: Tang Yau Hoong

Yapılan bir araştırmaya göre gün ışığı bina performansını ve insan sağlığını olumlu yönde etkiliyor.

1862’de Henry David Thoreau, “Doğal yaşam, dünyanın korumasıdır” diye yazmıştı. Eğer o bugün şehirlerimizi, binalarımızı ve doğal yaşamdan geriye kalanları görseydi tepkisi muhtemelen David Orr ile aynı olurdu. Design on the Edge: The Making of a High-Performance Building (The MIT Press 2006) isimli kitabında Profesör Paul Sears özellikle şunların altını çiziyor: “Modern tasarımcılar dünyayı binalarla ve kendi içeriği dışında kalmış gelişmelerle dolduruyor. Bu durum ekolojiden ve mekândan kopmuş bir canavar gerçekliği gibi.” Bugün ise şehirlerde gün ışığı Thoreau’nun fikrinin son kalıntısı olabilir. Ve belki de doğal yaşamı muhafaza etmenin…

Mimarinin pratiğinde gündüz aydınlatması doğal ışık kullanımını referans alır. Binalarda oturanların görsel taleplerine göre ya çok parlak bir güneş ışığı ya da bulutlu bir atmosfer etkisi kullanılır. Mart 2008’de Mimari Aydınlatma için yazdığım “Daylight Dialect” makalemde gündüz ışığının öncelikli kaynağının doğal ışık olduğuna deyinmiştim. Bu, açık hava fenomeni ile bağlantılı hem görsel ve hem de sıcaklık açısından konforlu bir yer yaratmak, enerji talebini azaltırken elektrikle aydınlatma seviyesini devamlı olarak yükseltmek için gerekli.

Gün ışığı, etkinlik ve üretkenlik

Gün ışığı tasarımcılar ve araştırmacılar tarafından estetik nitelikleri ve sağlık açısından faydaları yüzünden özellikle lanse ediliyor. Örneğin Troy, N.Y.’deki Aydınlatma Araştırma Merkezi’nden (LRC) bilim adamlarının bulduğu verilere göre çevrelerinde gün ışığı olanların üreticiliği ve konforu artıyor. Ayrıca bu ışık insanın doğal fizyolojik ritminin dengelenmesi için gerekli olan mental ve görsel uyarımı da sağlıyor.

Gün ışığı kullanmak, çok değerli olan enerji tasarrufu için önemli bir adım olabilir. Amerikan Enerji Departmanı ve Amerikan Enerji Bilgisi Yönetimi’ne göre binalarda elektrikli aydınlatma kullanımı Amerika’da elektriğin %15’ini tüketiyor. Lighting Research & Technology gazetesinde yayınlanan “Photoelectric Control: The Effectiveness of Techniques to Reduce Switching Frequency” (2001) ve “Summertime Performance of an Automated Lighting and Blinds Control System” (2002), Energy and Buildings gazatesinde basılan “The New York Times Headquarters Daylighting Mockup: Monitored Performance of the Daylighting Control System” (2006) makalelerindeki çalışmalara göre; gün ışığı sensörlü kontrol mekanizmalarıyla donatılmış alanlar %20 ile %60 arası enerji tasarrufu sağlıyor.

Son 20 yılda yapılan bağımsız araştırmalara göre, kaldı ki termal bağımsızlıklar gün ışığı ile bağdaştırılır, aslında bir binaya gün ışığını toplamak, ışık donatımına göre, genel enerji tüketimini azaltabilir ya da artırabilir. Lutron Electronics’den Uluslarası Satış Yöneticisi Joseph Park “Gün ışığında çok fazla iyi şey olabilir” diye konuşuyor. Ancak agresif gün ışığı aydınlatmasını hedefleyen ancak zayıf bir şekilde donatılmış bir bina çok daha fazla enerji harcayacaktır. Ayrıca bina sakinlerinin gözlerini kamaştıracak, onları strese sokacaktır. Diğer taraftan, TRC şirketlerinin Yönetici Müdürü Lisa Heschong, gün ışığı perakende satışında, ticari ve eğitim alanlarında bu ışığın kullanımlarında işçilerle görüştüğünü söyleyerek şunları ekliyor: “ Onlar sürekli burada çalışmayı ne kadar sevdiklerini ve başka bir yere transfer edilmemeyi umduklarını söylüyorlar”

Daha mutlu çalışanlarla, önemli finansal ve insani performans yararları gün ışığının daha fazla kullanımı ile ilişkilendiriliyor. 2003’te yayınlanan “The Benefits of Daylight Through Windows,”’da LRC araştırmacılarına göre pencereleri olmayan ticari mülklerin pencereleri olan alanlara göre %20 daha az kiralanıyor.

1999’da “Skylighting and Retail Sales: An Investigation Into the Relationship Between Daylighting and Human Performance” ve 2002’deki “Daylighting Impacts on Retail Sales Performance,” isimli HMG tarafından yapılan iki araştırma, belki de bugüne kadar perakende satışlarında gün ışığının etkilerine dair en güçlü bulguları içeriyor. Bu araştırmalara göre artan satış yoğunluğunu en çok etkileyen 3. faktör gökyüzü ışığının varlığı. Birinci ve ikincisi ise son retrofit’den sonra her hafta operasyon için harcanan saatler.

1984’de Science’daki Roger Ulrich “View through a Window may Influence Recovery from Surgery,” isimli makalesinde; ağaçlara bakan pencerelerin olduğu odalarda kalan ameliyat hastalarının iyileşme oranının odası tuğladan oluşan bir duvara bakan hastalara oranla yüzde 8.5 daha hızlı olduğunu belirtiyor. Başka araştırmacılar tarafından yapılan bir diğer araştırmada ise genel olarak hastane odalarında kalan hastalar tarafından bu sonuçlar aynen kanıtlanıyor.

1999 yılında “Daylighting in Schools: An Investigation into the Relationship between Daylighting and Human Performance,” isimli çalışmada HMG, okullarda gün ışığının kullanılmasıyla öğrencilerin test sonuçlarında olumlu anlamda yüzde 10’a varan artış bulundu. Bulgular, gündüz aydınlatması veya gündüz aydınlatmasının etki boyutu tartışmasına ışık tuttu. HMG ve araştırma anlamında iş birliği yaptığı RLW Analytics aydınlatma koşullarıyla öğrencilerin test sonuçları arasında belli derecede bir bağlantı kursa da yine de bu durumun etkisini kesin olarak açıklayamadı. LRC’nin İnsan Faktörleri Programı Başkanı Peter Boyce “Reflections on Relationships in Behavioral Lighting Research.” (2005)isimli makalesinde aynı şekilde bilimsel bağlantılarda bulundu. HMG, kendi bölümü için, 1999’daki çalışmasında bu sonuçları tam olarak aynı şekilde yansıtamadı. Ancak yine de pencere dışındaki yeterli ve memnun edici manzaranın, bir insan aktivitesinin ya da belli mesafedeki nesnelerin öğrencilerin öğrenme yüzdelerini etkilediği sonucuna vardı.

Tüm araştırmanın belirttiğinin aksine yine de gün ışığı, insan sağlığı ve üretim arasındaki ölçülebilir ilişki hala belirsizliğini koruyor. Park konuyla ilgili şöyle konuşuyor: “Verimliliğin zaman ve para açısından ölçülebilirliği inanılması güç bir şekilde zor.” Gün ışığının faydalı olduğunu söyleyen düşünce hala mevcut ancak somut kanıtlar da hala az. Bu, büyük olasılıkla, gün ışığının dinamik doğasıyla ve sahada kontrol edilmesi zor olan birçok değişkenle ilgili. Acaba bu durum ışığın miktarıyla mı, çeşitlilik, görüntü veya doğayla bağlantı ile mi ilgili?
Sonuçta var olan araştırmalar gösteriyor ki başarılı bir gün ışığı tasarımı çalışanın motivasyonunu, memnuniyetini ve üretkenliğini geliştiriyor. Park: “Doğru denge, örneğin otomatik gölgeler gibi aktif olarak gün ışığı kullanan kontrol stratejileriyle ve panjurlu pencereler gibi pasif stratejilerle elde edilebilir. Otomatik gölgeler, ışık rafları ve dinamik parıldamalar endüstrinin içinde hızlı bir şekilde çoğalıyor.” Bu teknolojiler alanın içinde yayılmış gün ışığını kabul ederken direkt gün ışığının dinamik hareketini azaltıyor.

Son yapılan bir araştırmaya göre gün ışığının insan sağlığı ve biyolojik fonksiyonları üzerindeki etkisi vurgulandı. Amerikan Çevresel Koruma Ajansı’na göre modern şehirlerdeki insanlar hayatlarının %90’ını kapalı alanlarda harcıyor. Bu insanlar eğer hareketsiz durağan bir şekilde oturuyorlarsa, doğal dış döngüden ve çeşitli aydınlatma seviyelerinden kopuk hale gelebilirler.

PLDGunIsigi2

Gün ışığı ve Fiziksel Döngü

Bizim uyku ve uyanıklık dengemizi düzenleyen fiziksel ritmimizdir. Bir nöro-hormon olan melatoninin salgılanmasıyla fiziksel ritmimiz uyanıklık ve uyku periodlarımızı düzenler. 24 saat boyunca normal olarak yaşadığımız karanlık ve aydınlık döneme maruz kalmamak uyku-uyanıklık döngümüzü günde 2 saat kadar saptırabilir.

Bunun toplu etkisi oldukça anlamlı olabilir. Dengeli olmayan bir uyku-uyanıklık döngüsü ileri düzeyde ya da gecikmeli olarak uyku-dönemi bozukluklarına ve kronik uykusuzluğa kadar yol açabilir. “The Benefits of Daylight Through Windows” (2003) isimli çalışmada LRC araştırmacıları kronik olarak uykusuzluk çeken insanların sürekli yorgun olduklarına ve etkili bir şekilde çalışamadıklarına dikkat çekiyor. Dahası, 2006’da yapılan “Light at Night—Cancer Risks of Shift Work,” (Geceleri Işık-Vardiyalı Çalışanlarda Kanser Riskleri) isimli boylamsal çalışmada Philadelphia’daki Thomas Jefferson Üniversitesi ve N.Y.’daki Imogene Bassett Hastanesi, gece vardiyasında çalışanlarda göğüs kanserinin arttığını tespit etti.

Tüm bunlarla beraber, bir binanın içinde gün ışığının eksikliği illa o binada oturanlara azap çektirecek demek değil. Gün içinde uygun zamanlarda ve uygun sürelerde parlak ışığa maruz kalmak bu hastalıkları hafifletebilir. Elbette gün ışığı uygun zamanlama ve süre açısından insan sağlığı için en avantajlı olan kaynak. Sadece gündüzleri olan parlaklık değil aynı zamanda geceleri doğal karanlık da uyku-uyanıklık döngümüz için çok önemli.

Brigham’daki Harvard Tıp Okulu ve Boston’daki Women’s Hastanesi’nden Profesör Steven Lockley: “Melatonin baskılamasını azaltmak için geceleri ışığa maruz kalmayı mümkün olduğunca azaltmalı. Işık mümkün olduğunca az parlak, sıcak ve kırmızı olmalı.” diye konuşuyor. Bunu aklımızda tutmalı, mekânlarda gün ışığı düzenlemesi yaparken uyku bölümlerinin gece karanlığına uygun olarak tasarlanması gerektiğini bilmeliyiz.

İnsan gözünde yeni keşfedilen retinal foto-alıcılar ile melanopsin isimli bir foto-pigment, fiziksel ritmimize ve aydınlatma camiasına gösterilmesi gereken ilgiye dikkat çekiyor. “Action Spectrum for Melatonin Regulation in Humans: Evidence for a Novel Circadian Photoreceptor,” isimli makaleye göre TJU araştırmacıları fiziksel sistemimizin daha mavimsi olan kısa dalga boylarına sahip ışıklara çok daha fazla duyarlı olduğunu buldu. Araştırmacılar aynı zamanda fiziksel foto alıcılarımızla ilgili bir foto-pigmentin varlığını da destekleyen sonuçları açıkladı.

Fotopik görüşün görsel işler için çok önemli olması sebebiyle birçok elektrik kaynağı bunu desteklemek üzere kurulmuş durumda. Buna rağmen, 460 nanometreye sahip kısa dalga boyuna sahip ışığın, 555 nanometrelik daha uzun dalga boylarına sahip ışığa kıyasla uyanıklığı artırdığı bulundu. Dahası, birçok çalışma gösteriyor ki gündüzleri kısa dalga boyuna sahip ışığa maruz kalmayan öğrencilerde melatonin üretimi gecikiyor ve akşamları 30 dakika kadar uyku nöbeti geçiriyorlar

Haber Kaynağı: http://www.archlighting.com/daylighting/the-benefits-of-natural-light_o.aspx?dfpzone=home&dfpzone=home

Website | + posts

pldturkiye.com, 2005 yılında yayın hayatına başlayan PLD Türkiye dergisinin resmi sitesidir. Amacı mimari aydınlatma tasarımı kültürünün gelişmesi için ışıkla ilgili tüm haber, proje, etkinlik, iş olanağı, ürün ve firmalara yer vermektir. 2018 yılı itibariyle, PLD Türkiye dergisi basılı olarak yayınlanmamaktadır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *