Dış aydınlatmada LED’e dönüşüm tamamen geri tepti

Enerji tüketimini azaltmak için dünya genelinde birçok ülke dış mekan LED aydınlatmasına geçiyor. Ancak yeni araştırmalara göre bu katı hal çözüm beklenen enerji tasarrufunu sağlamadığı gibi ve daha kötüsü, her zamankinden daha fazla ışık kirliliği yarattı.

Uluslararası bilim adamları ekibi uydu tabanlı sensörleri kullanarak gezegenimizin yüzeyinin gece aydınlık ya da karanlık olup olmadığını anlamak ve LED’lerin küresel ölçekte enerji tasarrufu sağlayıp sağlamadığını belirlemek için uğraşıyordu. LED’ler, OLED’ler ve PLED’ler gibi katı hal aydınlatmanın devreye girmesiyle geleneksel aydınlatmadan – elektrikli filamentler, gaz ve plazma gibi – geçişin büyük enerji tasarrufu sağlayacağı düşünülüyordu ve umutlar bu doğrultudaydı. Bununla birlikte, son araştırmalara göre LED’lerin kullanımı pek çok bölgede enerji tasarrufu nedeniyle daha fazla ışık kullanmayı seçen bir “geri tepme” etkisi yarattı.

Gerçekten de yeni sonuçların gösterdiği gibi son birkaç yıl içinde dünya genelinde dış aydınlatma miktarı arttı. Araştırmacılar yeni yayınlanan çalışmayla Avrupa’nın yarısı ve Kuzey Amerika’nın dörtte birinde büyük ölçüde bir “gece” kaybına dikkat çekiyor.
Bu sonuca Suomi NPP hava uydusunda bulunan Day-Night-Band (DNB) enstrümanı tarafından toplanan yüksek çözünürlüklü görüntüleri analiz ettikten sonra ulaşıldı. Bu sensör 2.460 feet (750 metre) uzaysal çözünürlüğe sahip ve 500-900 nm aralığında “görünebilir” (insanların 400-700 nm aralığında gördüğü düşünülürse). Geleneksel lambalar DNB’nin algılayabileceği kızılötesi ışık da yayarlar ve LED’ler ise sensörün göremediği çokça mavi ışık üretirler. Şehirler dış mekan ışıklarını LED’e geçirdikçe bilim adamları uydu tarafından gözlemlenen ışığın azaldığını gördüler. (ki bu da insan gözünün parlaklığının aynı gözüktüğü anlamına gelir).

Tüm bu çalışmanın sonucunda aydınlatma sağlanmış olsa da veriler küresel ölçekte LED’lerin dış mekan aydınlatma uygulamaları için enerji tasarrufu sağladığı hipoteziyle tutarlı olamadı.

Daha önce de belirtildiği gibi DRB insanların görebileceği düşük dalga boylu mavi ışığı algılayamıyor. Dolayısıyla, gezegenimizin özellikle zengin bölümlerinde LED’e geçişle algılanan ışığın azalması gerekir. Ancak azalmak bir yana aynı seviyede kalıp bazı durumlarda arttı bile.

Bu çalışma önemli, çünkü tahmin edilen 2 konuyu destekliyor. Işık kirliliğinin oranı dünya çapında artıyor ve dış aydınlatmada eski teknolojilerden LED’ye geçmek beklendiği gibi kullanılan enerjinin azalmasına yardımcı olmuyor.

Gece fazla kullanılan aydınlatma hayvanlara, bitkilere ve mikroorganizmalara zarar veren ciddi bir çevre kirleticisi olarak düşünülür. Ancak insan sağlığı için de kötü çünkü metabolik bozukluklara yol açan biyolojik sirkadiyen ritmi de bozuyor.

Yeni çalışmayla bağlantılı olmayan Exeter Üniversitesi’nden topluluk ekolojisti Thomas Davies, geceleri yapay ışığın küresel olarak yaygın bir kirletici olmasının sır olmadığını söylüyor ancak genişleme hızını tahmin etmek teknik olarak çok zor. Araştırmacılar bu sorunun çözümünün aslında oldukça basit olduğunu söylüyor ve geceleyin ışıkla olan ilişkimizi aşamalı olarak değiştirmemizi istiyorlar.

Dış aydınlatma armatürlerinin yukarı ışık atmayacak şekilde dönüştürülmesi tek başına problemi %50 azaltabilir. Yani bu, doğrudan ufukta ışık yayılmadığı anlamına geliyor. Armatürleri düzgün tasarlar ve sadece gerekli yere ışık atmaları sağlanabilirse ışık kirliliğini daha da azaltabiliriz. Son olarak, renk sıcaklığı daha düşük ışık kaynakları seçerek, mümkün olduğunca az kısa dalga boylu (mavi) ışığı yaymalarını sağlayarak ışıklarımızın biyolojik zararını azaltabiliriz ama bu değişiklikleri gerçekleştirmenin en etkili yolu kamu politikası, bu nedenle bu ilkelerin tüm dünyadaki yerel, bölgesel ve ulusal yasalara dönüştürülmesini teşvik etmeliyiz.

Haber kaynağı: https://gizmodo.com/the-switch-to-outdoor-led-lighting-has-completely-backf-1820652615


Also published on Medium.