Dikkat çekecek kadar zarif: Londra’daki Motel One’ın kitleler içinde yok olmama başarısı

Metin: Jo-Eike Vormittag
Fotoğraflar: Nick Kane Photography

Başarılı olmak isteyen, dikkat çekmeye çalışır. Etkili bir araçtır ve her zaman geçerliliği vardır. Dikkat çekmek için aşırıya kaçan, göz alıcı renkler, sesler kullanırsınız. İddialı bir yapıda ilerlersiniz ya da yumuşak, sade, sessiz, kısaca çekimser bir uygulama yaparsınız. Çoğu zaman etkilidir. Eğer bir otel zinciri, işletmenin tamamı ile merkezini Londra’ya taşıyor ise bu tür araçların uygulaması gayet yardımcı olabilir. Böylelikle sınırlarından taşmaya çalışan kent içinde küçük bir fener ortaya çıkar.

İngiltere’nin başkentinin çok iyi bilindiği ve dünyada tercih edilen yerlerden olduğu yeni bir bilgi değil. Bu şehirde tarihi, etkileyici mimari yapılar, modern, ikon niteliğindeki yapılarla yan yana. Neredeyse düşünülebilecek her konu ile ilgili bir müze var. Tasarım sürekli yeniden tanımlanıyor ve buradan dünyaya aktarılıyor. Şehir rekor sayıda ziyaretçi alıyor. Sayısız otel ve başka türde konaklama olanakları olmasına rağmen turistler zaman zaman sıkıntı çekebiliyor. Talep çok fazla. Yine de yeni olan bir şey var. İngiltere toprakları üzerinde Alman kökenli “Motel One” otel zincirinin ilk şubesi dikkat çekiyor. Giderek büyüyen şirketin özel ve başarılı felsefesi ile, her ne kadar adı geçen metropolde arz fazlası nedeniyle otomatik olarak başarı garantisi yok ise de, eşsiz bir ışık cephesi tasarımı ile öne çıkıyor. Londra’nın hareketli finans bölgesinde mevcut mimarinin arasında ışıkla göz kamaştırıyor, insanları kendisine çekiyor ve davet ediyor.

Proje ekibinin burada yaptığı çalışma son derece zekice ve Londra şartları için dahi bir ilk. Çünkü ticari amaçlı kullanılan binada bu tür bir ışık uygulaması yapılıyor. Aslında sıkıcı görünen bina cephesine ayrıca ışıklandırılmış bir cephe uygulanmış. Uygulama ile renkli ışık, sokakların arasından kendisini gösteriyor.

Ham madde olarak, işlevsel özellikli bir kompozitten sert yüzey malzemesi kullanıldı. Bu malzeme yaklaşık %75 oranında doğal mineraller ile bir akrilik kitle ve renk pigmentlerinden oluşuyor. Çok yönlü kullanılabiliyor, rahat işlenebiliyor. Dayanıklı, uzun kullanım süreli ve özellikle ışık geçirgen. İşte bu sayede uygulanan daha doğrusu cephe arkasına monte edilen aydınlatmaya müsaade ediyor. Eklem sayısını düşürmek için mümkün olduğu kadar büyük bina cephesi plakaları, toplamda 650 metrekarelik bir alan kullanıldı. Böylece gün içinde ışıklı cephedeki donanım anlaşılmıyor.

Daha çok kalıptan çıkmış gibi yalın bir yapısı var. Karanlıkla birlikte düzenli desenler içinde sürekli değişen renk oyununda ışık vermeye başlıyor. Tüm bunlar önceden gerçekleştirilen dikkatli bir el işi ve ileri teknik ile gerçekleşiyor. Poligonal desenler arka taraftan, farklı derinliklerde 12 mm kalınlıklı plakalara uygulandı. Malzemenin ışık geçirgenliğini artırmak için plakalar buz beyazı rengine boyandı. Açılan deliklere dim edilebilir LED’ler monte edilerek plaka yüzeylerinin bilgisayar üzerinden kumanda edilen ışık tekerleği ile RGB renklerinde ışık vermesi sağlandı. Arı peteğini andıran altıgen yapı bazen açık, bazen kısmî veya tamamen kapalı gibi görünüyor. Ayrıca, desen kesim derinlikleri farklı olduğu için içeriden gelen ışık da değişebiliyor. Toplamda beyaz dış bina cephesi üzerinde, aynı zamanda noktasal yumuşak renkli bir aydınlatma ortaya çıkıyor. Desen, renk ve ışığın karşılıklı oyunu ile Tower Bridge’den çok uzakta olmadan şehrin sokaklarında bir tür fenerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Işık, sinekleri çeker gibi insanları kendisine çekiyor. Kitlelerin konakladığı, arı peteğini andıran aydınlatmalı otel, hareketli bir arı kovanına benziyor. Petek deseni örneğin bar gibi bir alanda içeride de kullanılıyor.

Bazıları için her şeye rağmen öne çıkmak önemlidir. Bunu yaparken çoğu zaman hedefin dışına çıkarlar. Proje, bina cephesinde aşırı parlak, titreşen ve estetik olmayan bir aydınlatma ile sonuçlanabilirdi. Bu da kentin görüntüsüne, şehrin dinamizmine ve mevcut kent aydınlatmasına tamamen aykırı olacaktı. Neyse ki aydınlatılan otel binası cephesi aydınlatması farklı: Yumuşak, pasif olarak oluşturulan ve kendisini mevcut olana estetik desenlerle uyarlayabilen renkli ışık. Doğadan benzeşimler arıyor, gün içinde yalın, çekimser haliyle ayakta duruyor ve akşamla birlikte asıl görüntüsü ortaya çıkıyor. İşte proje bu nedenle çok başarılı. Dolu, büyük bir şehir sahnesinde Londralı Motel One; sadece ışık ile herhangi bir problem oluşturmadan göze çarpıyor. Doğal malzeme özellikleri anlamlı ve en uygun şekilde kullanılmış. Küçük ve modern bir fener gibi olan bu bina; geceleri sokaklara, şehrin halkına kısa ışık sinyalleri gönderiyor.

Projeye katılanlar:

Mimari ve tasarım: Mackay + Partners
Cephe: Rosskopf + Partner; www.rosskopf-partner.de;
Architectural Aluminium Ltd.; 5D Engineering

 


Also published on Medium.

TEILEN
Önceki İçerikOksijen Parkı
Sonraki İçerikSanata destek Tepta’dan

PLD Türkiye, 2005 yılından beri Türkiye’de yayınlanan mimari aydınlatma tasarımı dergisidir. Dergi, aynı zamanda aydınlatma tasarımı kavramının daha geniş kitlelere ulaşması için 2007 yılıdan beri etkinlikler düzenlemektedir. https://pldturkiye.com/hakkinda/