Daan Roosegaarde’nin BMWi ile işbirliği içinde gerçekleştirdiği “SYNC” isimli çalışma Art Basel 2019’da prömiyerini yaptı

Daan Roosegaarde’nin BMWi ile işbirliği içinde gerçekleştirdiği çalışma SYNC, insan bağlantısallığının güzelliğini sergiliyor. Ziyaretçiler, altında lazer tarama bulunan esnek zarın üzerinde adım attıkça, SYNC, mavi kontür çizgileri açığa çıkartıyor. İnsan sayısı arttıkça, sanat eseri ortak ışık alanları yaratıyor ve bize sürdürülebilir bir gelecek için ortak sorumluluğumuzu hissettiriyor. Çalışmanın prömiyeri Art Basel 2019’da gerçekleşti.

Mobilitenin geleceğinin, örneğin shy-tech kullanan tamamen yeni bir iç mimari ile sürücüsüz aracın kombinasyonu gibi, neye benzeyeceği konusundaki yenilikçi anlayışından ilham alan sanatçı Daan Roosegaarde, temel mesajını, benzersiz bir alan yaratan bir enstalasyona dönüştürdü. SYNC, 13-16 Haziran tarihlerinde Art Basel 2019’da prömiyerini yaptı.

İşbirliğinin başlangıç noktası, Daan Roosegaarde ve Adrian van Hooydonk (BMW Group Tasarım Direktörü) ile tasarımcı ekiplerinin arasında geçen, geleceğin otomobilinin yeni iç mekânının nasıl olacağıyla ilgili ilham verici diyaloglardı. Sürücüsüz araçlar, şehirlerde kusursuz bir şekilde dolaşabilmeleri için insanlar, araçlar ve çevreleri arasında güçlü bir etkileşime ve bağlantıya ihtiyaç duyuyor. Çok daha karmaşık zamanlarla karşı karşıya olduğumuzdan bu bağlantısallık ilkesi, günümüz toplumlarında insan etkileşimi için de kilit öneme sahip. Roosegaarde’nin enstalasyonu, insanî bağlantısallık ve etkileşimin önemini göstermek için bu temayı yeni bir yaratıcılık ve hayal gücü ile ele alıyor.

Daan Roosegaarde: “Ben çocukken asla evde durmazdım, hep dışarıda olurdum. Hollanda’nın doğasında oyunlar oynayarak, etrafımdaki dünyayı kişiselleştirip kendime özel hale getirmeye o kadar alışkındım ki; ağaç evler kurmak, karıncaların oraya buraya gidip gelişini izlemek, yeni dünyaları keşfetmek… Benim için tasarımın özü budur: Zihnen, bedenen kendinizi karşılıklı bağlı hissettiğiniz düzenlemeler yaratmak. ”

Roosegaarde’nin tasarladığı SYNC, kendi alanınızı yarattığınız kapsayıcı bir sanatsal enstalasyon. Sanat eseri, ziyaretçilerin kendi favori alanlarını yaratabilecekleri, başkalarıyla bağlantı kurabilecekleri ve “mekân algılarını” görselleştirebilecekleri bir ışık düzenlemesi. Ziyaretçiler, altında lazer tarama bulunan esnek zarın üzerinde adım attıkça, sanat eseri mavi kontür çizgiler sergiliyor. Varlığınız zarı fiziksel olarak zemine doğru itiyor, böylece ışık çizgileri ortaya çıkıyor. Yürüdüğünüz yerde sizi bir mavi ışık çemberi çevreliyor ve hareketlerinizle etkileşime giriyor. İnsan sayısı arttıkça, sanat eseri, ortak ışık alanları yaratıyor ve insanlar arasında yeni etkileşimsel bağlantılar oluşturuyor. Her ne kadar yüksek teknolojiye sahip olsa da, sanat eseri, denizanası benzeri şekillerin belirip yok olmasıyla sezgisel bir his veriyor. Sanat eserine, Berlin merkezli müzik ortaklığı “Tale of Us” tarafından yaratılan özel bir müzik eşlik ediyor.

BMW tasarım direktörü Adrian van Hooydonk: “Tasarımcı ve sanatçılar ile yapılan işbirlikleri benim ve ekibim için çok değerli bir ilham kaynağı. Daan Roosegaarde ile yaptığımız yaratıcı fikir alışverişi ve onun yaklaşımı bizi yeni etkileşim biçimlerini araştırmaya ve denemeye teşvik etti. ”

Sanat bize toplumun geleceğini yeni bir biçimde düşünmemiz için ilham veriyor. SYNC, sadece ortam üzerindeki bireysel etkiyi değil, aynı zamanda etkileşimin ne kadar önemli olduğunu ve sürdürülebilir bir gelecek için ortak sorumluluğumuzu hissetmemizi sağlıyor.

Haber kaynağı: https://illumni.co/lighting-design/artwork-sync-by-daan-roosegaarde-in-collaboration-with-bmwi-set-to-premiere-at-art-basel-2019/