Çin’in Pekin kentinde 751 D-Par ofislerinin yeniden tasarlanmasında çok özel bir ortaklık yapıldı

Ekip işi

Metin: Jo-Eike Vormittag
Fotoğraflar: hyperSity office

50’li yıllarda Çin’i siyasi, sosyal ve ekonomik anlamda geliştirmek üzere beş yıllık planlar uygulamaya alındı. Bu planlar çerçevesinde geleneksel olarak halk ekonomisine yönelik faaliyetler yürütülüyor. 1953 yılının ilk beş yıllık planı özellikle, sanayide değişim ve büyümeye ağırlık verdi. Şirketler kamulaştırıldı ve geliştirme projelerine dahil edildi. Firmalar çok başarılı dönemler geçirdi. Şu dönem 13. beş yıllık plan yürürlükte. Artık, çağdaş Çin’e uygun olarak binaları da güncelleme zamanı geldi…

Bugün, içinde 751 D-Park firmasının idari ofislerinin bulunduğu yapı, adı geçen zamanın sanayi projelerinden biri. Aslında burası, Pekin’in kuzey doğusunda yer alan, eski bir gaz tesisinin alanı. Çin’in ilk beş yıllık planlarına dahil olan sanayi o bölgede büyük önem kazandı ve ülkenin gaz gelirlerinin üçte birini sağladı. Zaman içinde bölge tekrar önemini yitirdi ve 21.yüzyıla geçişi, şehirli yaratıcı kuruluşlar bölgenin yeni potansiyelini görene kadar beklemek zorunda kaldı. Artık, 751 D-Park, inovatif sanayi branşları için bir cazibe merkezi haline geldi. Aynı zamanda bir kültür ve etkinlik alanı.

Alanın her yerinde görülebildiği ve hissedildiği gibi, eski zamanın zorlu sanayi tarihi de üç katlı, ateş tuğlalı bir binanın en son katında yaşamaya devam ediyor. Eskiden tüm gaz hatlarının kumanda merkezi olan mekân artık yeni, modern ve ışık alan bir ofis. Eskiden sert ve statik olan yer, bugün özellikleri ve kullanımı itibariyle yumuşak ve esnek. Ve yine de her ikisinin karışımı bir arada olabiliyor.

Ofis katı ana salonunun en göze çarpan, görülmeye değer parçası büyük bir masa. Bu uzun masa, bugün ara duvarlar ile ayrılmış salonun arasından kıvrılarak geçiyor. Sadece büyüklüğü değil, esnekliği ve lake kaplamaları ile de etkiliyor. Salonun tavanındaki ortağı, bir sarkıt lamba ile iletişim kuruyor. Sarkıt lamba da aynı masa gibi mekânlar arasından geçiyor ve ortaklık ve ekip ruhu ile özel bir çalışma ortamı yaratıyor. Uzun, bitmek istemeyen ışık kaynağının ve de opak beyaz cam arasından geçen rahatlatıcı ışığın akışı ilham veriyor ve sanayi mimarisine ve de çalışma ortamına hafiflik ve dinamizm getiriyor. Zemine bağlı masa ve tavana monte dar sarkıt lambanın beraberliği ana salona çok önemli bir özellik katıyor. Esnek çalışma alanları içinde tanımlı bölgeler oluşuyor ve canlı bir çevreye düzen getirilmiş oluyor. Ayrıca, ofis çalışmaları içeri bolca giren gün ışığından etkileniyor. Gün ışığının girişi için bu projede büyük duvar veya çatı pencereleri uygulanmamış. Sadece ana salonun dar ve uzunlamasına bölünmesi ile salonun kenarlarındaki pencerelerden giren güneş ışınları, alanın tamamını aydınlatıyor. Beyaz duvarlar ve hafif yansıma yapan zemin kaplamaları ise gün ışığını başka alanlara taşıyor. Açık ahşap renkli mobilyalar, raflar, ara duvarlar ve mekân içinde mekân sistemi ise bunlara bir tür kontrast oluşturuyor. Mekân içinde mekân sistemi ofis katının güney cephesinde yer alıyor ve içinde bir konferans odasını barındırıyor. Konferans odasının gün ışığı ise başlıca, ana salonun cam cephesinden giriyor. Dikdörtgen şekilli tavana monte armatürler yapay ışığı tamamlıyor. Bu alanın hemen üzerinde, bir merdivenle ulaşılabilen dinlenme yeri bulunuyor. Alana Tatami matları yerleştirilmiş. Merdiven korkulukları tavana kadar uzanmıyor. Bu alanda bulunan bir pencereden yeterli gün ışığı giriyor. Karanlık günlerde veya mevsimlerde bu alana iki projektör ilave ediliyor. Oturma nişleri ve ara tavanlardaki geçişlere monte edilen Downlightların yanı sıra raylara yerleştirilen yönlendirilmiş ışın demetleri veren armatürler de ofis genelinde aydınlatmayı tamamlıyor. Armatürler çalışma alanlarına veya raflara doğru ayarlanabiliyor. Her ne kadar ilk bakışta bu alanda kullanılan sarkıt lambanın malzemesi biraz kaba görünse de sanayi mimarisinin atmosferine, tarihine uyuyor ve tamamen kabul edilebilir. Hatta giderek daha fazla iyi ve yaratıcı bir çözüm olduğu kanısına varıyoruz. Çünkü, şekiller, kıvrımlar ve malzeme itibariyle iç mekân tasarımı ve aydınlatma tasarımı mobilyaya çok uygun ve sarkıt lamba da aynı DNA’ya sahip gibi duruyor.

Eski sanayi havasının, modern renovasyon tasarımı ile karışımından ortaya çıkan 751 D-Park yaratıcı ofisi, çok başarılı bir proje. Çalışmalarda, koruma altında olan tarihî bir yapının değiştirilemez mimarisi dikkate alınarak, gereken tadilatlar yapılırken, diğer tarafta eski muhteşem dönemlerden kalma objeler zamanımızın kullanımına entegre ediliyor. Üzerinde düzeltmeler yapılan ve boyanan bir kumanda panelinden içinde rafları olan bir dolap yaratılmış. Dolabın, üzerinde bulunduğu mozaik döşemeli zemin de restore edildi ve korundu. Bu tür faktörler ve eski malzemelerin kullanımı sayesinde yapı içindeki değişiklik ve tadilat masrafları da düşük oldu.

751 D-Park ofis projesinde eski ve yeninin nasıl bir araya getirilebileceği, ışık konusunda da kısıtlayıcı özellikleri ile eski ve harabe bir sanayi mimarisinin (senelerce kendi haline terk edilen), iyi bir fikir (bunun her şeyi düzenleyen bir beş yıllık plan olması gerekmiyor) ve de modern teknik araçlar ile değiştirilebileceği gösteriliyor. Üstelik bütçesi de düşük olabiliyor. Bu ofis tasarımı her şeyden önce bütün bir katın aydınlatma tasarımı ile tarzın, etkinin ve kullanımının nasıl değişebileceğini ortaya koyuyor. Özellikle mevcut mekân durumuna yönelik hazırlanan tasarım, göze çarpan mobilyalar ile uyumlu ve yakın bir iletişim ortaklığına girmiş ise.

Projeye katılanlar:
Mimari ve tasarım: hyperSity office, Shi Yang, Zhang Guoling


Also published on Medium.