Biyolüminesans doğada nasıl işler?

Okyanus hayvanlarının çoğu, kendi ışıklarını üretir ya da bu işi yapan konakçı bakterilere sahiptir ve bu; iletişim, av bulma, kamuflaj ve daha pek çok şey için faydalı bir beceridir.

Eğer birileri size “Işıl ışılsın!” derse muhtemelen aşıksınızdır –ya da daha büyük olasılıkla, bir deniz hayvanı!

Okyanus hayvanlarının yüzde 76 gibi büyük bir oranı biyolüminesandır, yani bir dizi kimyasal reaksiyonla veya bunu yapan bakterileri barındırarak kendi ışıklarını üretirler. (National Geographic Dergisi’nden parıldayan yaşam hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.)

Bu, mavi ışığın bir hayvanın yüzeyine vurduğu ve genellikle turuncu, kırmızı veya yeşil olmak üzere farklı bir renk olarak yeniden yayıldığı biyo-flüoresandan farklı bir işlemdir.

Deniz canlıları iletişim, av bulma, kamuflaj ve daha birçok şey için biyolüminesans işleminden faydalanır. Aslına bakılırsa, bu o kadar önemli bir özelliktir ki bugün yaşayan tüm omurgalı türlerinin yarısını oluşturan dev bir grup olan ışın yüzgeçli balıklar arasında 27 kez evrilmiştir.

Bazı kara canlıları da parlar; bunların en bilinenleri ateşböcekleridir, daha az göze çarpanlar ise mantarlar veya kın kanatlılardır.

Neler parlar?

En az 1500 balık türünün biyolüminesan olduğu bilinmektedir –bunların arasında köpekbalıkları ve dragonfish de bulunur. Üstelik bilim insanları sürekli yenilerini keşfetmektedir.

En ikonik biyolüminesan deniz canlılarından biri, bir derin deniz balığı olan fener balığıdır. Bunların dişileri, yakalanabilecek kadar yakınlarındaki herhangi bir av için yem görevi gören çekici, parlak bir kan taşır.

Hawaii’de bulunan kısa kuyruklu mürekkep balığı, organlarından birinde yaşayan biyolüminesan bakteri yoluyla ışık saçar. Bu ışık onları yüzeyde ay ışığına karşı kamufle eder ve gölgelerini ortadan kaldırarak yırtıcılardan uzak tutar. (Doğanın bu canlı havai fişekleri hakkında bilgi edinmek için biyolüminesan hayvanlar hakkında okuma yapabilirsiniz.)

Bir taraklı denizanasına ışık tutarsanız, hareketli kirpiklerinden kırılıp yansıyan ışığı, biyolüminesans ile karıştırabilirsiniz.

Ocean Research and Conservation Association (Okyanus Araştırma ve Koruma Derneği) kurucusu deniz biyoloğu Edie Widder, bunların gerçek biyolüminesanslarının ışıkta görülemediğini söylüyor. Bu hayvanların gerçek biyolüminesansları, yırtıcıları caydırmak için yanıp sönen kimyasallar gibi, farklı türlerin farklı şekillerde kullandığı ışık üreten kimyasallardan kaynaklanır.

Bir de dünyanın en küçük köpekbalığı olan, kendi “malını”, üreme organlarının etrafında kümelenmiş fotoforlar (veya ışık üreten organlar) aracılığıyla tanıtan 14 santimlik fenerli köpekbalığı bulunur.

Florida Doğa Tarihi Müzesi’nden George Burgess, erkekler ve dişiler “şeyleriyle çalım atıyor, şeylerinin yerini gösteriyor,” diyor. Her türün “isim etiketi gibi” belirli bir ışık düzenine sahip olduğunu, okyanusun karanlık derinliklerinde böylelikle eş bulabildiklerini söylüyor.

Tatlı su hayvanları neden ışık saçmaz?

Bunun nedeni basit: “Biyolüminesans özelliğine sahip çok az sayıda balık düşük tuzluluk oranını tolere edebiliyor,” diyor Ocean Research and Conservation Association’ın kurucusu ve deniz biyoloğu Edie Widder.

Biyolüminesans özelliğine sahip tek tatlı su hayvanı, rahatsız edildiğinde parlayan bir salgı yayan, Yeni Zelanda akarsularına özgü deniz minaresi benzeri bir salyangoz olan Latia neritoides’tir.

Işık saçan hayvanlar nerelerde görülebilir?

Biyolüminesan deniz planktonu gerçekten şov yapan bir canlıdır.

Bazı dinoflagellat türleri, ateşböceklerinin kimyasal reaksiyonuna benzer şekilde parlar; her ikisi de lusiferin adlı doğal olarak oluşan ışık taşıyıcısı bir molekül kullanır; Lusifer’in adı da buradan gelir. (Ateşböceklerinin nasıl parladığını okuyun.)

Bu tek hücreli organizmaların milyonlarcası, özellikle ay ışığının çok az olduğu zamanlarda hoş bir ışıltı etkisi yaratır. Porto Riko’da turistler, üç biyolüminesan koyun dalgalı, elektrik mavisi sularında kano gezisi yapabiliyor.

Dinoflagellatlar hareketle uyarıldığından, bir balık suyun içinde yüzmeye başlarsa, “parlak hatlarını görmeyi umabilirsiniz,” diyor, uzmanlık alanı bu planktonlar olan Connecticut Üniversitesi’nden deniz biyoloğu Senjie Lin. (Dünyadaki bu sekiz inanılmaz biyolüminesans olayı ziyaret edebilirsiniz.)

Planktonun parıltısı genellikle mavidir, “ama yoğunlaştığında insan gözüne beyaz gibi görünebilir,” diye ekliyor Lin.

Ve eğer Avustralya ya da Yeni Zelanda’ya yolunuz düşerse, yapışkan biyolüminesan ağlar sarkıtarak şanssız yemini cezbedip yakalayan kandil böceklerinin (aslında Arachnocampa flava denen küçük bir sineğin larvalarıdır) mağaralarını ziyaret edebilirsiniz.

Haber kaynağı: https://www.nationalgeographic.com/animals/reference/bioluminescence-animals-ocean-glowing/