Close

31 March 2017

Beyazın tonları: Zhengzhou’da bir klüp–Boyut ötesi titreşimler…

Metin: Joachim Ritter
Fotoğraflar: Kyle Yu

Beyaz renk bir mekânı ışık ile tanımlamak için en iyi çeşitliliği sunar. Zhengzhou’daki klübün tasarlanma şekli; tasarım için kullanılan beyaz rengi ile üzerinde mimari ögelerin neredeyse eskiz şeklinde yerleştirildiği ve tasarım konseptinin bir parçası haline getirildiği dev, bomboş bir kağıt gibi. Ancak dikkat! Işık ne kadar en önemli bir öge olursa, yanlış yapma riski bir o kadar artar.

Noiz mimarları, Zhengzhou’da bulunan firma genel merkezinin yakınında özel bir klüp binası tasarlamak üzere, büyük bir özel işletme tarafından görevlendirildiler. Proje kapsamında; giriş alanı, konferans odaları, yeme odası, dinlenme alanı, şirketin sahipleri ve konukları için özel dairelerin tasarlanması istendi. Klüp, iki katlı, dikdörtgen yerleşimli mevcut bir bina içinde yer alıyor. Zemin katında bir banka bulunuyor. Klübün kullanım alanı yaklaşık 1700 m2. Binanın yerleşimindeki eşsiz üçgen şekil, tasarım açısından en büyük zorluğu oluşturdu. Mekânları normal bir düzen içine yerleştirmek zor oldu. Bu nedenle Noiz mimarları kulübün yerleşim planını serbest yerleşimli bir alan olarak tasarlama ve böylece mekân dağılımını mevcut yapıya esnek bir şekilde uygulama kararı aldılar. Özgün şekil tasarımı sayesinde mimarlar farklı planlama aşamaları esnasında mekânları istedikleri şekilde ayarlayacaklardı. Tasarımı geliştirme aşamasında yirmiden fazla kere yerleşimin üzerinden geçildi. Bina, Zehngzhou kentinin canlı modern kent merkezinde yer alan birçok büyük yapı projesinden biri.

Çevresindeki tüm yapılar yeni ancak bu bina tarz ve yapı malzemesi açısından çok farklı. Binanın heyecanlı, karışık renkli dış görüntüsüne ters etki edecek bir yapı geliştirmek için binanın iç mekânları mümkün olduğu kadar renksiz tasarlandı. Her tür ağırlığı ve dış dünyanın “işte olma” duygusunu yok etmek için yüzeyler geniş ölçüde beyaz renkte tutuldu. Mimarlar, sadece beyazın tonlarından oluşan bu yapı içinde kullanmak üzere geniş bir yelpazede malzeme ve yüzey sunarak mekân kullanımı ile ortam havası arasındaki farklılığı vurguladılar.
Her mekânın kendine özgü şekli, özel seçilmiş yüzey dokusu ve desenleri var. Tabii ki her şey aslında beyaz renkte. Böylece gelen konuk, her odanın özelliğini hissedebiliyor ve binanın tamamındaki odalara alışıyor veya kendisi ile özdeşleştiriyor.

Zemin, duvar, tavan, mobilyaların farklı yüzeyleri konusunda birçok seçenek en ince ayrıntısına kadar araştırıldı. Mekânların boyutları ve kullanım amacı doğrultusunda malzeme seçilmeden, sınıflandırma işlemi yapıldı.

Binadaki en büyük yer iki katlı giriş salonu. Burası giriş olarak kullanıldığı gibi etkinliklere de ev sahipliği yapacak. Alt katın tavan yüzeyi tavanın tam ortasındaki büyük aralığa doğru ilerleyen tepe taklak edilmiş bir peyzaj resmine sahip. Tavandaki aralık bir golf sahası deliğini andırıyor. Boydan boya oluşturulan özgün tavan, mekânda hareket hissi uyandırıyor. Tavandaki aralıktan görünen atriyumun üstündeki tavandan aşağı doğru, yine bu proje için geliştirilmiş bir avize sarkıtılmış. Görkemli ışık objesinin alt tarafı, alt katlardaki akıcı tavanın şeklini takip ediyor. Avize aşağı doğru sarkıtılmış, üzerinde birçok minik kristallerden oluşan kordonlardan oluşuyor. Kristallerin her birinde bir LED ışık kaynağı bulunuyor. Işık noktaları havaya çizilmiş taş katmanları gibi farklı katmanların ritmini gösteriyor. Genelde bu mekân giriş alanı ve lobi olarak kullanılıyor. Avize, rahatlatıcı soğuk beyaz bir ışık veriyor. RGB LED’ler sayesinde tüm ışık sahneleri önceden programlanabiliyor ve bu alanda yapılan etkinliklere göre ayarlanabiliyor. Törenlere göre renk değiştiren program da seçilebiliyor. Kristal ışık noktacıklarına ek olarak LED Downlight’lar, avizenin montaj levhasına demet şeklinde yerleştirilmiş.

Üst kattaki gösterişli ancak rahatsız edici olmayan ışık objesinin varlığı, sıcak ve dekoratif bir ortam yaratıyor. Bu alanda özel kutlamalar yapılıyor. Mekânlara olağanüstü ve alışılmışın dışında bir nitelik vermek için odalara, geçişlerin çerçevesini oluşturan, Uzak Doğu ve Batı sanatının hem eski hem de çağdaş sanat eserleri olarak farklı kapı/giriş kapıları resimleri yerleştirilmiş. Bu resimler bilinçli olarak “sahte” gibi gösteriliyor ve 2B-3B görüntüler şeklinde karışık bir şekilde uygulanmış. Kapı çerçevelerinin boyutu ve işlevi asıl bağlamından çok uzak ve kulübün çeşitli yerlerine rastgele yerleştirilmiş. Bazen hemen birbirine bitişik veya iki yamuk duvarın arasına sıkıştırılmış şekilde. Gölgesiz odanın içinde süzülen bu olağan dışı kapı yerleşimi eşsiz ve gizemli bir hava yaratıyor. Nötr mekân-malzeme canlılığı, büyük-küçük, 2B-3B’nin rastgele kombinasyonu, sert çizgiler-yumuşak hatlar, sadelik ve dekoratif desenler arasında gidip gelmeler… Hepsi bir arada garip ancak kendine özgü bir etki yaratıyor.

Yan yana yerleştirilen özellik karışımı ile tasarımcılar eşsiz olan ancak içindeki herkesin kendisini rahat hissettiği iki katlı bir mekân tasarlama deneyine kalkıştılar. Kulüp evi ile yapı sahibi şirketinin inovatif vizyonunu sergileyebilir. Bu anlamda kulüp evinin mimarisi; sadeliği, dokuları ve anlamları ile canlanıyor. Görüntülemenin aracı olarak ışık başrolde ve projenin öne çıkabilmesi için aynı zamanda işlevini yerine getirmesi anlamına geliyor. Yola çıkış fikrinin yanlış olması, mimariyi de dibe çekecek, yaşam şansı vermeyecekti. İnsanın burada kendisini iyi hissetmesi için ışığın nefesine ihtiyaç duyuluyor.

Aydınlatma konseptinin iki bileşen ayağı var. Birincisi Downlight’ların başarılı kullanımı, ikincisi lamba ve avizelerin uygulanması. Her iki bileşen de, muhtemelen eski aydınlatma tasarımı çağlarının tipik ögeleri olarak kabul edildikleri için, ilk bakışta şaşırtıyor. Yine de, tekniğin kendi başına herhangi bir şey ifade etmediğini ve aydınlatma konseptinin başarısı için uygulamasının önemli olduğunu sergiliyorlar. Tabii ki bugün dikey alanların düz esnek LED ışık bantları ile aydınlatılması modern bir fikir ve bu proje için de alternatif olabilirdi. Ancak, projenin tamamına ve ışık tekniğini sadece birkaç önemli ögeye indirgeme fikrine bakıldığında; çözümün tamamında Downlight kullanımı kabul edilebilir olarak görülebilir.

Işık efektleri ile oluşturulan ortamla mekânın boşluğu rahatça kabul ediliyor. Ayrıca grafik ve içerikleri değerleniyor. Giriş alanında Downlight’lar hem zemini hem de dikey ögelerini aydınlatıyor. Mekânın hafif loş tutulmuş merkezi bölgesi herhangi bir problem oluşturmuyor ve renk dinamizmine sahip avize için gereken efektlerin ortamını yaratıyor. Avize, ışık noktalarına indirgenmesine rağmen (veya indirgendiği için) görüntü olarak projenin kalbini oluşturuyor. Özel bir ortam yaratıyor ve iki katlı mekânların derinlerine bir bakış sunuyor. Etkileyici bir şekilde aydınlık ve karanlık; bir arka planın nasıl farklı ama yine de aynı ölçüde ikna edici olabileceğini gösteriyor.

Azalma, şıklık ve sadelik, tüm bunlar ışıkla desteklenen, onunla algılanan mekân konseptinin ana konuları. Bir tarafta anlaşılır ve modern ışık efektleri, diğer tarafta özel odalarda dekoratif avizeler ile oluşturulan efektler. Bunun yanı sıra eskiz şeklinde tarif edilen mimari ögeler. Tamamen sade ve eşsiz bir deneyim.

Projeye katılanlar:

Mimarlar: Noiz Architects–Keisuke Toyoda ve Jia-Shuan Tsai, Jose Rodriguez, Junjie Sun, Chunwei Lee ile birlikte
Proje yönetimi: People Tech Consulting
Müteahhit: KeRui construction company

Uygulanan ürünler:

Avize tasarımı: Zhongshan Aydınlatma

Website | + posts

pldturkiye.com, 2005 yılında yayın hayatına başlayan PLD Türkiye dergisinin resmi sitesidir. Amacı mimari aydınlatma tasarımı kültürünün gelişmesi için ışıkla ilgili tüm haber, proje, etkinlik, iş olanağı, ürün ve firmalara yer vermektir. 2018 yılı itibariyle, PLD Türkiye dergisi basılı olarak yayınlanmamaktadır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *