Bakım faktörleri: Bildiğiniz her şey yanlış!

bakimfaktoru1Geçmiş

Bundan 50 yıl önce, dünya çok daha kirli ve değişik bir yerdi. Fabrikalar hava kaynaklı kirleticiler üretiyordu, her ofis sigara dumanıyla kaplıydı ve hala kömür bir ısınma aracı olarak kullanılıyordu. Aslında tüm bunlardan kurtulup sağ kalmamız bile şaşırtıcı.

Bütün bu kasvetin dışında aydınlatma şemalarının bu kirlilik meselesini göz önünde bulundurularak tasarlanması gerektiği fikri akıllara geldi. Ancak 500lx iletmek için tasarlanan aydınlatma şeması ile ilgili küçük bir nokta daha vardı: Kir katmanının, açık kaldığı aylar süresince armatürün tamamına yerleşmesi.

Bundan daha da fazlası bu kir yüzünden ışık kaybı etkisiydi… Zaman içinde; aydınlatma kaynağının ışık çıkışı, tipik olarak bir flüorsan tübü, azalabilirdi. Yani kontrol donanımı ve difüzörlerin yarı transparanlığı da bozulabilirdi.

Tüm bunların tek bir değerde (sayıda) bir araya getirilmesi gerekiyordu ve böylece Bakım Faktörü (MF) yaratıldı. Formüller oluşturuldu, faktör değerlerinde anlaşıldı ve masalar üretildi. Bu yıllarca güzel bir şekilde işledi ta ki, tıpkı birçok şeyde olduğu gibi, MF prensibi onay-kutusu egzersizinden biraz daha fazla “katı” bir hale gelene kadar. İşte tam da bugün bu, kendimizi bulduğumuz nokta.

Günümüzde “bakım faktörü”
Bakım Faktörü’nü hesaplamadaki kriterler BS EN 12464-1 ‘Light and Lighting – Lighting of work places’ (Işık ve Aydınlatma-İş yerlerinin aydınlatılması) isimli dokümanda belirtiliyor. Bu, iç mekânlarda çalışan insanlar için görsel konfor ve performans açısından gerekli olan aydınlatma standartlarını belirten bir standart. MF sayesinde şu belirtiliyor ki; değer “seçilen aydınlatma ekipmanı, çevre ve program” için hesaplanmalıdır.

Bunun anlamı bir alanın içinde birden fazla aydınlatma olan bir olayda, her bir aydınlatma için bireysel hesaplamalara gereksinim vardır. Bu, MF= 0.8 standardının gerekliliklerine uymayan bir tahmin.

Bakım faktörünün işlememesinin nedeni
Bugün, Aydınlatma Faktörü’nden bahsedildiğinde ‘0.8’i otomatik olarak düşünmeyen bir aydınlatma mühendisi yoktur -hepimizin içine işlemiş bir durum gibi-. Peki ya bu rakam yığını? Bakın MF formülü bu durumu nasıl görüyor:

MF 0.8’i başarmak için formülün bileşenleri şöyle olmalı:

LLMF: 0.95
LSF: 1.00
LMF: 0.88
RSMF: 0.95
Bakım Faktörü: 0.79

Bu nasıl bir bina ve bu numaraları ne tür bir bakım sistemi sağlıyor?

Bu “temiz” bir çevre. Mekân, yıllık olarak değiştirilen T5 flüoresan tüplerini kullanarak aydınlatılıyor ve armatür temiz, kirsiz tutuluyor. Oda, yıllık olarak derin bir şekilde temizleniyor ve dekore ediliyor.

Başka bir değişle; bu gerçek dünyada olan bir mekân değil. Böylesi bir odayı gerçek dünyada hastanelerde bulmak bile zor olurdu.

İşte daha pratik bir örnek:

LLMF: 0.90
LSF: 1.00
LMF: 0.73
RSMF: 0.92

Bakım Faktörü: 0.60

Bu ise her üç yılda bir; temizlenen ve düzenli bir şekilde dekore edilen bir mekân. Flüoresan lambalar değiştirildi ve armatür her üç yılda bir değiştiriliyor. Fark edilebilir bir bakım uygulaması ama Bakım Faktörü, aydınlatma yerleşiminin maliyeti açısından oldukça büyük zarara neden oldu.

İşte problem tam da burada yatıyor. MF 0.8 mantıklı geliyor. Hepimiz zaman içinde parlaklığını %20 kaybeden bir aydınlatma enstalasyonu hayal edebiliriz. Ancak ya %40’lık bir kayıp? Bu gerçekten kabul edilebilir değil. Bu yüzden, endüstri olarak bu konuda konuşmamaya ve kimseye güvenmemeye karar verdik. Ve böylelikle kimse fark etmedi ta ki LED’ler gelene ve kurşun kaplı kutu yani Bakım Faktörü’nü açana kadar…

*Bu faktör değerleri “CIE097.-2005: İç Mekân Aydınlatma Sistemleri Bakımı”ndan alıntılanmıştır.

Şimdi ne olacak?

En bilinen lümen düşüş eğrisi düzenli lamba değişim programının, armatür temizleme sistemiyle birlikte, zaman içinde ışık çıkışının bakımını nasıl yapabileceğini bizlere gösteriyor. Bu işe yarıyor çünkü aydınlatma kaynağının sınırlı bir ömür süresi var ancak LED bunu tamamen değiştirdi.
Şu anda LED üreticileri arasında MF’i görmezden gelerek aydınlatmalarından daha iyi performans aldıklarını iddia edenler var. Bunu da kullanım süresi uzatılan hiçbir aydınlatma kaynağına Bakım Faktörü’nü oluşturan herhangi bir kriterin uygulanamayacağı argümanına dayandırarak yapıyorlar.

Sonuçta; değişen bir lamba yok, o zaman konu nedir? Bu, teknik kararların Tesis Müdürleri tarafından değil finans departmanları tarafından alınmasına yardım edebilir.

LED üreticileri şunlara inanmamızı sağlıyorlar:

  • LED’lerde lümen düşüşü bulunmuyor.
  • Sürücünün performansında bir azalma olmuyor.
  • Oda yansıtıcılarında bir azalma olmuyor.
  • Işık çıkışında armatürün üzerindeki kirden kaynaklanan bir azalma bulunmuyor.

Tekrar söylüyoruz ki bunların hiçbiri gerçek olamaz

LED’erde lümen azalışı, aydınlatma veri sayfalarında gösterilen L70/80/90 değerlerinde çoktan numaralandırılmış durumda. Buna rağmen figürler nadiren armatürün tamamıyla ilgilidir. Genellikle sadece LED kaynağı ile alakalıdır.

Sürücünün verimliliğinin genellikle örtbas edilmesine rağmen, zaman içinde devre performansında düşüş vardır. Odalar, bizim hoşumuza giden daha temiz havaya rağmen, hala kirlenir. LED armatürler, ısı emicileri sayesinde, kirli partikülleri çekeceklerdir. Bu da bir LED çipindeki ısı dağıtımına, ışık çıkışına (ve kullanım ömrüne) etki edecektir.
Buradaki problem bu sayıları değerlendirebilmemiz için standart bir metodun bulunmaması. Bildiğimiz kadarıyla üreticiler ısı emicilerinin üzerinde biriken kirin etkisini araştırmıyorlar. Zaman içinde LED sürücülerdeki bozulmayla ilgili de çok az şey biliyoruz. Bildiğimiz tek şey bozulacakları ve bozulma zamanından bir süre sonra asıl fiyaskonun gerçekleşeceğini varsaymak zorundayız.

Bundan sonra olması gerekenler
MF 1.0’ ın doğrulanamaz olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Göreceli olarak uzun ömürlü olan LED’lerin arkasına saklanmak yeterince iyi bir fikir değil. Bir noktada L70/80/90 en verimli armatürlere daha ulaşabilecektir ve şu anda bu noktaya götüren bir performans içeriği de söz konusu.

Sürücü performansına gelince; iyi kalite sürekli lümen çıkışlı sürücüler dahi, armatürlerin hizmet süresi içinde bir noktada maksimum kullanımlı lümen çıkışı ile karşı karşıya gelecektir. Yani lümen düşüşü, azalışı geciktirildi; tamamen ortadan kalkmadı.

Ayrıca şunu da kabul etmeliyiz ki; eğer bir aydınlatma şeması, sağladığı aydınlığı kendi ömrü boyunca muhafaza edeceğine dair hesaplandıysa o zaman L70/80/90’ı hesaba katmalıdır.

Etik konuların da burada rol oynadığını söylemek gerekir. Testere-diş eğrisine geri dönecek olursak bakımın aydınlatma kaynaklarını değiştirmeyi kapsadığının kabul edildiğini de görmüş oluruz. LED üreticileri bu tartışmayı sonlandırma girişimindeler. Bunu da kullanım ömrü senaryosunu görmezden gelerek; tüm armatürlerin sıklıkla değiştirilmesi gerektiğine katılarak yapıyorlar. LED bakım eğrisini 50.000 saatte durdurmak yeteri kadar iyi bir fikir değil.

Son söz… Şimdilik…
SLL’in Bakım Faktörü değerlendirmesi konusuna aktif bir şekilde baktığını duymak güzel. CIE’nin bize CIE 097:2005’i vermesinin üzerinden epey zaman geçti. Bu neredeyse tüm aydınlatma jenerasyonundan da önce bir zamandı. Uygulanan teknoloji ve bunun ulaştırıldığı şirketlerin doğası anlamında şu anda manzara tamamen farklı…

Haber: John Bullock 
Haber kaynağı:
http://luxreview.com/article/2016/10/maintenance-factors-everything-you-know-is-wrong-


Also published on Medium.