Avrupa Birliği karayolu aydınlatmaları için yeni kılavuzu kabul etti

Metin: Dr. John C. Barentine, IDA Kamu Politikaları Direktörü

Son on yılın sonlarında LED teknolojisi dış mekân aydınlatma pazarında ortaya çıktığında dünya bir ekonomik felaketin kıyısındaydı. 1930’lardan bu yana meydana gelen en büyük global mali krizin başında, yüksek enerji verimliliğine sahip LED’ler, eskimiş dış mekân aydınlatma altyapısıyla karşı karşıya olan hükümetlere çekici ve çift taraflı fayda sunuyordu: Eski aydınlatma teknolojilerinden daha düşük enerji tüketimi yoluyla daha az toplam mülkiyet maliyeti ve “daha yeşil” bir aydınlatma biçimiyle sunulan çevresel faydalar.

Piyasaya sunulmasının üzerinden daha bir nesil geçmeden, LED, önceki tüm teknolojileri pazar payı bağlamında gölgede bırakmaya hazırdı. Ancak dünyanın LED’i benimseme hızı, yanında bazı potansiyel çevresel tehlikeleri de getirdi. Daha 2010 yılında, IDA (International Dark-Sky Association), LED emisyonları olan kısa dalga boyu -ya da mavi ışık- ile ilgili şüpheli tehlikeleri bildirmek üzere alarma basmıştı.

Hükümetler ve onları bilgilendiren standart örgütleri bu yeni teknolojinin parasal faydalarıyla çevresel etkileri arasında bir denge kurmak için mücadeleye devam ediyor. Bu çelişkinin halen geçerli olduğunu, GPP olarak bilinen AB Karayolu Aydınlatma ve Trafik Sinyalleri Kamu Satın Alma Kriterleri’nin (Green Public Procurement Criteria for Road Lighting and Traffic Signals) Avrupa Birliği tarafından yeni yayımlanan revizyonundan açıkça anlıyoruz.

Kendi içinde bağlayıcı olmamakla beraber, GPP, karar vericilere uygulama aşamasında tavsiye sunmayı amaçlıyor. Bu belge, LED aydınlatmanın yayılmaya başladığı ilk aşamalar sırasında, 2012’de yayımlanan ilk kılavuzun güncellenmiş hali.

LED performansındaki hızlı gelişmeler ışığında AB, hükümetler için kılavuzunu güncelleme çabasına girdi. Bu kılavuz aydınlatma konusunda hem enerji tasarrufunu hem de gece ortamına etkilerini dikkate alıyor. Yeni kılavuz doğru yönde atılmış önemli bir adım olmakla birlikte henüz maceranın sonu gelmedi.

Güncellenen GPP kriterlerindeki bazı çok faydalı unsurları buraya yazmaktan mutluluk duyuyoruz. Bunlardan en önemlisi, gerek ışık tüketimi gerekse gökyüzü sisinde gittikçe daha fazla global çapta bir azaltmanın anahtarı olarak görülen aydınlatma seviyeleri ile ilgili farkındalık. Bu da GPP’nin tüm aydınlatma tasarımları için uygun parlaklık seviyelerini belirlemede “Makul Ölçüde Ulaşılabilir Derecede Düşük” (“As Low As Reasonably Achievable” -ALARA) olarak adlandırdığı prensip.

Kılavuzun içeriğinde bulunan diğer önemli unsurlar ise şöyle:

·   SC1 and SC2 (Tasarımcı ve kurulumcuların yetkinlikleri): Karayolu aydınlatma tasarım ve kurulumuna minimum düzeyde deneyim ve niteliklere sahip personel danışmanlık etmelidir.

·   TS2 (Kısma kontrol uygunluğu): Aydınlatma kurulumları, karayolu trafik hacminin düşük olduğu gece boyunca lambaların programlı kapanmasına olanak tanıyan aktif kısma kontrolü kullanımına uyumlu olmalıdır.

·   TS3 (Minimum kısma performansı): Tüm ışık kaynakları, maksimum ışık çıktısının en az %50’si kadar kısmaya olanak tanıyan -ve maksimumun %10’u kadar daha “kapsamlı” bir kısma hedefiyle- kumandalarla donatılmış olmalıdır.

·   CPC4 (Aydınlatma kumandalarının hizmete alınması ve doğru çalıştırılması) ve CPC6 (Güncel enerji verimliliği uygunluğu ve tasarım iddialarına sahip aydınlatma seviyeleri): Aydınlatma sistemlerini kuran ve/veya işleten ihale katılımcıları ya da yükleniciler, kurulumların düzgün bir şekilde çalıştığını ve tasarım hedeflerini karşıladığını pozitif bir şekilde göstermelidir. Bu, enerjinin ve ışığın gereksiz yere harcanmadığını garanti etmek için önemlidir.

·   TS7 (Artan Işık Çıktısı (“Ratio of Upward Light Output” -RULO) ve rahatsız edici ışık): Tüm aydınlatma sistemlerinin RULO oranı %0 olmalıdır. Bu, yatay düzlem üzerinde hiçbir şekilde ışık yaymadıkları anlamına gelir. Eğer yeni aydınlatma mevcut direklere kurulmuş ve aydınlatma armatürleri kasten eğilmiş ya da yatay eğim verilmişse, bu durumda %0 RULO rakamının sağlandığından emin olmak için üretici veya kurulumcu tarafından ek siperler sağlanmalıdır.

·   TS8 (Rahatsızlık): “Rahatsız edici” olarak değerlendirilen algılanan ışık etkisinin azaltılması için aydınlatma renk sıcaklığı konut bölgelerinde 3000K’in altında olmalıdır. Ayrıca tedarikçinin belirttiği özelliklere göre kısma veya kapatma programları kurulmalıdır.

·   TS9 (Ekolojik ışık kirliliği ve yıldız görünürlüğü): Bu noktada, GPP, lambalardan mavi ışık yayılımını karakterize eden standart bir yaklaşım olan benzer renk sıcaklığına (CCT) sırtını dönüp alternatif bir metrik olan “G-indeks”i sahipleniyor. Ekolojik olarak duyarlı yerlerde, kılavuz, lambaların G-indeksinin 1,5’tan az olmamasını tavsiye ediyor. Bu sayı astronomi gözlem evlerinin yakınlarında en az 2,0 olmalıdır. Ayrıca GPP, bu tip yerlerde kısma veya kapatma programlarının toplam gece ışık emisyonlarını sınırlandırmasını talep ediyor.

Bu unsurların pek çoğu, geçtiğimiz on yılda Avrupa Çevre Bürosu’nun Alman, İtalyan ve Sloven üyeleri tarafından teşvik edilen Low Impact Lighting (LIL) standardıyla genel olarak uyumludur.

AB üye devletlerinin genel olarak GPP kılavuzunu kabul etmeleri durumunda, Avrupa çapında karayolu aydınlatma pratiği bakımından daha iyi bir mutabakat ortaya çıkacaktır. Kimi durumlarda bu, ışık kirliliğini azaltmak için de faydalı olacaktır. GPP’yi hazırlayanların mavi ışıkla ilgili yeni bir metriği gerekli görmelerinden de özellikle memnunuz. Bu; büyük ve uluslararası en iyi uygulama belgesi olarak bir ilk gibi görünmektedir.

Ancak biz, Avrupa çapında ışık kirliliğine karşı daha agresif bir duruş almak bakımından GPP’de kaçırılmış birkaç fırsat görüyoruz. Böylesi bir pozisyon, kılavuzu gerçek anlamda “yeşil” hedeflere ulaşmaya daha da yaklaştırabilirdi. GPP, LED’leri, yalnızca algılanan toplumsal faydaları ve düşük işletim maliyetleri bakımından yegane uygulanabilir aydınlatma teknolojisi olarak öne çıkarıyor. Aynı zamanda, LED kullanımıyla ilgili ortaya atılan pek çok çevresel endişeyi önemsiz gibi gösteriyor.

Örneğin, GPP teknik raporu, “bir kurulumdaki herhangi bir verili aydınlatma seviyesi gerekliliği için, çevresel faydalarla ışık kaynakları ve armatürlerinin gelişmiş enerji verimliliği arasında açık bir bağlantı olduğunu” herhangi bir kanıt olmaksızın iddia ediyor. (s.27) Dünyanın karbon yakıtı bağımlılığının devam ettiği düşünüldüğünde, bu görüş ilk bakışta mantıklı görünüyor. Ancak buradaki nihai gerçek, daha verimli aydınlatmadan elde edilen tasarrufun basitçe daha fazla aydınlatma satın alımı ve kurulumuna yönlendirilmemesinin sağlanmasına dayanıyor.

Gerçekten de, bilim insanları, 2012-2016 arasında görev yapan bir NASA uydusu tarafından çekilen dünyanın gece tarafındaki aydınlatma görüntülerine dair bulguları analiz ettiğinde, enerji verimliliği tasarrufunun yeni LED aydınlatma kurulumları tarafından sıfırlandığını düşündüren ekonomik bir “sekme etkisi”ne dair kanıtlar buldu. Araştırmacılar, elde ettikleri sonuçların “katı hal aydınlatmasının ortaya çıkışıyla dış mekân aydınlatmasına ilişkin global enerji tüketiminde büyük azalmalar sağlandığına dair hipotezle tutarsız olduğunu” yazıyor.

Tarihte, teknolojinin bir kaynak tarafından üretilen verimliliği artırdığı ancak aynı kaynağa yönelen yüksek talep sebebiyle tüketim oranının arttığına dair pek çok örnek var. Bu eğilime uygun olarak, LED’e global geçişin ekonomisi dış mekân ışık kullanımının lehine görünmüyor. Kamu politikaları, onu üreten enerjidense ışık tüketiminin azaltılmasını şart koşana kadar, en iyi yaklaşım, kamusal aydınlatma harcamalarının, gerek toplam ışık emisyonunu gerekse de elektrik tüketimini kapsayacak bir şekilde sınırlandırılması olabilir.

GPP revizyon süreci, kişi başına bir enerji tüketimi limiti dikkate almakla birlikte nihayetinde buna dair bir tavsiye benimsemedi. Sonuç olarak, yeni LED ürünleri arasında sürekli artan verimlilik onların iddia edilen çevre faydalarını çürütebilir. LED’lerden elde edilen somut enerji tasarrufu önermesi doğru değilse o zaman geçişi tamamlama aciliyetine dair algı azalır.

GPP, “yeşil” olduğunu iddia ederken bile karar verici faktör olarak maliyetlere çok fazla odaklanıyor. Kılavuzda ışık kirliliği ile maliyet kaygısı arasında var olan gerilim hiç kaybolmuyor. Bir örnek vermek gerekirse, yeni aydınlatma sistemleri için %0 artan ışık oranı TS7 kıyaslama tavsiyesi, yeni lamba ve aydınlatmanın homojenliğini sağlamak için gerekli direk kurma maliyetinin getirdiği huzursuzluk tarafından zayıflatılmış durumda. Başka yerde, teknik rapor “kısma kontrolünün ekipman maliyetini karşılayamayacağına dair olası durumlar” hakkında uyarıda bulunuyor.

Daha da kötüsü, gökyüzü sisi için GPP, tavsiye edilen değerlerin kamu güvenliğiyle bağlantılı hiçbir spesifik bilimsel kanıta dayanmaması gerçeğine rağmen mantıksız derecede yüksek karayolu aydınlatma seviyeleri gerektiren uluslararası EN 13201 aydınlatma standardına dayanıyor.

GPP bu eksikliği kabul ederken, yazarları son çare olarak bu belgenin amacının, karayolu aydınlatmasının ilk etapta gerekli olup olmadığına karar vermek olmadığı fikrine başvuruyor. Son yıllarda düzenli olarak sıfırlanan enerji verimliliğindeki farklardan korkarak kılavuzda belli kurulum tipleri için yalnızca IDA’nın teşvik ettiği 3000K benzer renk sıcaklığı standardı üzerinde duruluyor.

Eksikliklerine rağmen GPP özünde kusurlu değil. Bu yeni kılavuza paydaş katkısı olarak IDA’nın ve bizim Avrupa’daki destekçi ağımızın etkisi açık. Ortaya çıkan sonuç, 2012 edisyonunun açıkça ilerisinde ve ışık kirliliği ile gökyüzü sisini azalttığını bildiğimiz yaklaşımlara uygun bir dizi prensip içeriyor. Bu ilkeleri teşvik ettiği için Avrupa Birliği’ni alkışlıyor ve bu yönde devam etmesini istiyoruz.

Ama aynı zamanda AB’nin, karşıt kanıtlar ortaya çıkana kadar, LED’lerle ilgili çevresel fayda iddialarına daha şüpheci bir gözle bakması gerektiğini düşünüyoruz. AB’nin karayolu aydınlatması konusunda enerji tüketimi ve kamu güvenliğinden başka şeyler de olduğunu fark edeceğini ve ölçülü ışık kullanımının, AB’nin iklim değişikliği hedeflerine daha kolay ulaşmasını sağlayacağını düşünüyoruz.

IDA, gece gökyüzü ve gece ortamı için hassas koruyucular içeren bir LED aydınlatmanın etkin uygulamasına dair kendi kılavuzunu ortaya koymaktadır. Kılavuza buradan erişebilirsiniz.

Haber kaynağı: https://www.darksky.org/eu-gpp-2018/