Close

27 January 2020

Amsterdam Işık Festivali, 2019

Metin: Sinem Erman, Planlux

Geçtiğimiz yıl Kasım ayında 8.si düzenlenen Amsterdam Işık Festivali, aslında büyük bir açık hava sergisi.

Bu senenin teması “Disrupt” (Karışıklık, Kargaşa). Bu temanın izini her bir çalışmada görmek mümkün.

Festivalin websitesinde tüm sergiyi gezmek için biri uzun biri kısa olmak üzere 2 yürüyüş rotası belirlenmiş. İşte bu senenin çalışmaları:

BIG BANG, UxU Studio: Yıkım, savaş ve saldırganlığı bir bombadan daha iyi ne anlatabilir? Etrafı hareketli tüylerle kaplanmış mavi ışıklı BIG BANG, suya çarpmak üzere, biraz tehdit edici bir şekilde asılı duruyor.

THE CRACKS, Karolina Howorko: Leonard Cohen’in Anthem’de (1992) söylediği gibi “Bir çatlak var, her şeyde bir çatlak var / Işık böyle içeri giriyor.” Mükemmellik için çabalamak çok mantıklı değil, çünkü hayat sadece değişim ve çürüme ile ilgili. Yine de her zaman umut var ve yaptığımız şeylerdeki kusurları kucaklamalıyız; hasar ve kusurlar aslında bizi tanımlayan şeyler.

NEIGHBORHOOD, Sergey Kim: Aydınlatılmış çamaşırlar, sanki Amsterdam’da bir yaz günüymüş gibi kurumak için asılı duruyor. Parlayan beyaz giysiler ve neşeli bir bluz, tişört, iç çamaşırı, bazı geleneksel pantolon ve elbise koleksiyonu kanalın her iki tarafında asılı. Bu parçalar birlikte kent sakinlerinin kültürel ve etnik karışımını temsil ediyor. Amsterdam’a özgü farklı yüzen evlerin arasına yayılmış olan Neighborhood, şehir manzarasına ince ama şaşırtıcı bir müdahaleyi tasvir ediyor.

ATLANTIS, Utskottet: Deep Impact (1998) ve The Day After Tomorrow (2004)) gibi gişe rekorları kıran filmlerdeki gibi gelen sel ve diğer doğal afetler nedeniyle boğulmuş uluslararası bir metropolün imajını burada görebilirsiniz. Utskottet bize batan şehir Atlantis ile bu tehditkar sahnenin nasıl korkutucu bir gerçeklik haline gelebileceğini gösteriyor.

NOTHING HOLDING US, Ben Zamora: Ben Zamora, bize hiçbir şeyin bizi geride bırakmaması gerektiğini gösteriyor, hayat değiştiren yıkıcı bir deneyimin yarattığı şok bile. Zaman, içinde donmuş gibi görünen bir patlama şeklinde düzinelerce ışık tüpü ile tasvir ediliyor. Sevdiğinizi kaybetmenin acı verici şoku ya da hayatınıza yeni biri girdiğinde hissettiğiniz heyecan ve sevinç hayatınız bir daha asla aynı olmayacağını gösteren bu perspektifin, gelişime yer açtığına inanıyor.

NACHT TEKENING, Krijn de Koning: Skinny Bridge lakaplı bu köprünün gece hatlarını vurgulayan tam 1800 lamba var. Amsterdam akşam saatlerinde gezildiğinde neredeyse her köprünün tipik bir şekilde aydınlatıldığı görülür. Skinny Bridge de bunlardan biri. Bu çalışmanın aslında iki yüzü var: gün boyunca Amsterdam’ın en ünlü köprüsünün görüntüsü bozulmadan kalır, ancak gece olup ışıklar yandığında görüntü tamamen bozulur.

FEEL LIKE THE KARDASHIANS, Laila Azra: Sanatçı Laila Azra, Amsterdam’ın Amstel Nehri’ni kırmızı halıya dönüştürüyor. Fotoğrafçılar ve hayranlar adeta Amstel kilit pasajının her iki yanındaki rıhtıma akın etmiş, buradan geçen teknelerdeki yolcuları kameralarının flaşları ile şaşırtıyorlar.

ORDER/DISORDER, Lambert Kamps: Hareket, Lambert Kamp’ın 7 metre yüksekliğindeki yerleştirmesinin en büyük parçası. Dokuz aydınlık daire sürekli olarak birbirinin içine ve dışına dönüyor, bu sürekli dönüş sanatçı için, içinde yaşadığımız dinamik ve hızla gelişen dünyayı temsil ediyor.

BUTTERFLY EFFECT, Masamichi Shimada: Kanalın yüzeyindeki yedi devasa kelebek sadece geçen teknelerin neden olduğu suyun hareketi ile canlanmakla kalmıyor aynı zamanda kanatları karanlık gecede mavi renkte parlıyor. İlk bakışta, sanat eseri huzurlu, neredeyse büyülü bir manzara tasvir ediyor gibi görünüyor. Aslında Butterfly Effect çalışması ile Masamichi Shimada, bir kelebek kadar hassas bir şeyin ne kadar büyük bir güce sahip olabileceğini anlatmaya çalışıyor.

ICEBREAKER, Wilhelmusvlug: Buz pateni Hollanda’da bir kış geleneği. Küresel ısınma ile Amsterdam kanalları gibi donmuş sularda buz pateni yapma ihtimali gittikçe azalıyor. Icebreaker, kanalların her yıl donduğu zamanı hatırlatan bir çalışma, aynı zamanda küresel ısınmanın sonuçları için net bir uyarı.

HIDING IN THE WOLF’S LAIR, Republic of Amsterdam Radio & Nomad Tinker House: Sizce kurtlar bu sahnede Amsterdam Cumhuriyeti Radyosu ve Nomad Tinker House kolektifleri tarafından tasarlanan çalışmada tam olarak ne yapıyorlar? Önemli ipucu: 2013 yılında bu eski depolama evlerinin çatı kiremitleri arasında İkinci Dünya Savaşı sırasında direniş savaşçıları tarafından yazılmış şiirler içeren bir zarf bulunmuş.

DE NACHTLOERRRDERS, 72andSunnyCreative Collective: Karanlığın içinden, çalıların arasında ya da bir ağacın tepesinde gizlenmiş, garip, tanıdık gözlerinin bize baktığını görüyoruz. Bu gözler bize gelecekteki olası bir evrimi göstermek için buradalar. Gece gökyüzünü aydınlatan sürekli genişleyen şehirlerimizle hayvan yaşam alanlarını rahatsız etmeye devam edersek, neyle karşılaşacağımızı bize anlatmaya çalışıyorlar.

BETWEEN THE LINES, Har Hollands: Hollands bu çalışması ile vincin emekli bir makineden çok daha fazlası olabileceğini göstermeye çalışıyor. Hollands için, günlük hayatımızda sıklıkla fark edilmeyen kentsel yapılardaki unsurlar ve ritimler, gece büyülü bir ışık oyununun temelini oluşturan hayal aleminin merkezi halini alıyor.

SURFACE TENSION, Tom Biddulph & Barbara Ryan: Sanatçılar Tom Biddulph ve Barbara Ryan, Amsterdam’ın ünlü kanalının bir kısmını boğulmuş bir şehir sokağına dönüştürmüş. Sürüklenmiş arabaların ürkütücü, parlayan siluetleri, lamba direkleri ve trafik işaretleri sudan yükseliyor. Ve neler olabileceğine dair hayalet bir vizyon haline geliyor. Neyse ki, henüz Amsterdam’da durum böyle değil, ama Surface Tension’ı bir uyarı olarak görmekte fayda var.

REMIND EULJIRO FREEDOM, Eon Sld: Renkli, titrek ve ışıklı Kore tabelaları Amsterdam’da ilgi çekmek için birbiriyle yarışıyor. Eon Sld’nin enstalasyonu, 1950’leri bugüne kadar temsil eden yaklaşık 40 geleneksel tabela, neon işaret ve ışık kutusu kopyası ve yeni tasarlanmış birkaç örnek içeriyor. Bunların rıhtımda sunulduğu kargaşa, Koreli tipik bir alışveriş caddesini canlandırıyor.

THE ICE IS MELTING AT THE PØULES, Martin Ersted: Sert, bilimsel gerçekleri ve yoğun lazer ışığını birleştiren Ersted, aynı anda yüzleşen ve şiirsel bir performans üretiyor. Ersted’in enstalasyonunun Denizcilik Müzesi cephesinde olması tesadüf değil. 4 Ekim 2019’dan 10 Mayıs 2020’ye kadar, buzul erimesinin ve deniz seviyesinin yükselmesinin dünya üzerindeki etkisi, Kadir van Lohuizen’in Arctic için Scramble ve Rising Tide sergilerinin odak noktası.

ALL THE LIGHT YOU SEE, Alicia Eggert: Işık her zaman bir noktadan diğerine hareket eder ve  gözlerimize ulaşması biraz zaman alır. Bu süre, örneğin, güneşten gelen ışığın dünyaya ulaşması için sekiz dakikadan, evrenimizin kenarındaki bir yıldız için milyonlarca yıla kadar değişmekte. Bu durum, ışığın bize getirdiği bilginin, o yıldızın ne kadar zaman önce doğduğu gibi, her zaman tarihli olduğu anlamına gelir. Alicia Eggert çalışmasında tam manası ile buna dikkat çekmeyi hedeflemiş, hatta ‘All the Light You See is From the Past’ metninin bir kısmı zaman zaman kapanarak mesajını daha da basitleştiren ‘All You See is Past’e dönüşüyor.

NOBODY, Gabriel Lester: Lester’ın enstalasyona verdiği başlık, Nobody’nin Latince çevirisi olan Nemo’nun aynı zamanda enstalasyonun yer aldığı bilim müzesinin adı olması tesadüf değil elbette. Bu çalışma ile Lester, gün geçtikçe daha fazla teknoloji  tarafından kontrol edilen bir dünyada insanın hala “someone” (herhangi biri) olup olmadığı sorusunu soruyor.

AD. EMPTY DOMINATION, M. Watjer, J. Pielkenrood en W. Brand: Rıhtımda iki genişletilmiş reklam panosu, ama reklamları eksik. Araştırmalar insanlar hareket halindeyken genellikle olumlu bir tutum aldıklarını, alert olduklarını, plan yaptıklarını ve görsel iletişime açık olduklarını gösteriyor. Markalar çoğu zaman bundan yararlanıyor ve bu da kamusal alanlarımızın çoğuna reklamların hakim olmasıyla sonuçlanıyor. Nasıl yaşamamız ve ne düşünmemiz gerektiği ile ilgili günlük gizli mesajlar bizi kontrol ediyor ve bazı durumlarda aşırı uyarılmaya neden oluyor. Breitner Akademi öğrencileri Pielkenrood, Watjer ve Brand, bu kısır döngüyü bozan ve alana ezici bir hiçlikle hakim olan bir sanat eseri yaratmışlar.

Amsterdam Light Festival 28 Kasım 2019 – 19 Ocak 2020 tarihleri arasında, geceleri şehir sokaklarının ve kanalların nabzını tuttu. Daha fazla bilgi için festivalin websitesi ziyaret edilebilir.

Haber kaynağı: https://amsterdamlightfestival.com

2011 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İç Mimarlık bölümünden mezun olan Sinem, 2013 yılında Domus Akademy'de Living and Interior Design dalında yüksek lisansını tamamladı, 2018 yılından beri Planlux ekibinin bir parçası.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *