Akıllı aydınlatmanın geleceği parlak gibi. Peki ama bu ne kadar doğru?

Yazan: Ryan Jensen

Akıllı lambalar elbette çok iyi. Bunu inkar edecek değilim. Amazon’da akıllı lambaları inceleyerek, CNET’teki yazıları okuyarak ve Home Depot’nun lamba reyonunun önünde dikilerek kelimenin tam anlamıyla saatlerimi geçirdim. Ama şu işe bakın ki hâlâ bir akıllı lambam yok. Ben orta gelir grubu bir Y kuşağıyım ve arkadaşlarımdan hiçbirinin evinde akıllı lamba yok. Zengin arkadaşlarımın bile. Babamın bile.

Veriler de bunu destekliyor. Aydınlatma sektörünün devlerinden birinin 2015 tarihli bir araştırması, Amerikalıların %62’sinin akıllı lambalardan haberdar olduğunu, ama yalnızca %10’unun gidip bir tane satın aldığını söylüyor. Epey derin bir uçurum bu.

Peki o zaman, bir akıllı lamba satın almak için bu kadar çok sebep varken neden Amerikalıların yalnızca %10’u zor kazandıkları paralarını bu geleceğin önemli teknolojisine harcıyor? İşte size birkaç hipotez;

İnsanlar para tasarrufuyla daha fazla meşgul

2018 yılındayız. Paramızı harcayacak çok şey var. Nintendo Switch’ler, Grubhub, Movie Pass. Üstelik de bunların hepsi yeni. İnsan neden gidip hayatı boyu birkaç kuruşa aldığı bir şeye en az 15 dolar ödesin? Ne düşündüğünüzü biliyorum: “Ama bu wi-fi’ya bağlanabilen cihazlarla yapabilecekleri onca muhteşem şeyi düşün!” Böylece bir sonraki konuya geliyoruz.

Ortalama Amerikalı gerçekten bu deneyimleri istiyor mu?

Düşünün… İnsanlar gerçekten de evlerinde renkli aydınlatma istiyor mu? Markette lambalarla dolu bir duvarın önünde dikildiğimde, zihinsel enerjimin büyük kısmını, hangi lambanın en doğal duyguyu yaratacağına karar vermeye çalışarak harcıyorum, yoksa hangisinin “90’larda bir gece kulübü ambiyansı” yaratacağını düşünmeye değil.

Bu deneyimler talep ettikleri çabaya karşı yeterli değeri yaratıyor mu?

Akıllı lambaların tek işi renkli aydınlatma değil, interaktif deneyimler sunmak. Ailenizle “The Shape of Water” (Suyun Sesi) filmini izliyorsunuz ve canavar ortaya çıktı. İşte o anda büyülü bir şekilde bütün oturma odanız yeşile boyanıyor! Kulağınıza güzel geldi mi? Belki bazılarınıza gelmiştir. Ben sanırım onlardan değilim.

Akıllı lambalar çok komplike

Okurlarımızın çoğu gibi ben de epey teknoloji meraklısı biri olduğumu düşünmeyi seviyorum. Ama internette akıllı lambaları araştırırken, hangi lambanın akıllı hoparlörümle, akıllı hubımla uyumlu olduğunu düşünmekten ya da gerçekten bir akıllı lambaya ihtiyacım olup olmadığına kafa yormaktan –ÇÜNKÜ GÖRÜNÜŞTE YOK– başıma ağrılar giriyor. Ama size söylemedikleri şey şu: Bu hubsız akıllı lambalardan birini almayı planlıyorsanız, routerınızın demode kalmasına hazırlıklı olmalısınız çünkü bazı routerlar bütün ağınızı mahvetmeden yalnızca sınırlı sayıda cihaza bağlanabilir.

Tamamen enerjiyle ilgili bir şey

Hayır, bütün mesele enerji değil. Ama, Hue ve Link gibi akıllı ev markalarının düşünmemizi istediği kadarıyla, devasa lamba teknolojisi dünyasında şimdiki zamanın ruhu akıllılık değil sürdürülebilirlik.

Geçtiğimiz yıl Bloomberg, akkor flamanlı lambadan LED lambalara geçişi ustaca aktararak Amerikalıların bu yeni teknolojiye nasıl hızla adapte olduklarını ve böylece daha fazla tasarruf ettiklerini gösterdi. Bu, Best Buy’dan alacağınız akıllı lamba aynı teknoloji, ama oturduğunuz bölgedeki bir ucuzluk marketinden de LED lamba alabilirsiniz. Bu bağlamda parasal tasarruf göründüğü kadar önemliyse, sanırım Amerikalıların hangi seçeneği tercih edeceğini biliyorsunuz.

Belki bir gün ben de bir akıllı lamba alırım. Ev kredimi bitirdikten ve hem kendimin hem de eşimin emekliliği için yeterince para biriktirdikten sonra evimi türlü türlü akıllı lamba ve kontrol edilebilir aydınlatma ile dolduracağım günleri hayal ediyorum. O zamana kadar muhtemelen Amerikalıların geri kalanıyla aynı seçimi yapacağım ki aslında bence akıllı olan o.

Haber kaynağı: http://www.iotevolutionworld.com/smart-home/articles/437935-future-smart-lighting-seems-bright-but-that-really.htm