36. IALD Uluslararası Aydınlatma Tasarımı Ödülleri, IALD Radiance Ödülü: Kimpton Fitzroy Oteli, Londra – İngiltere

Lighting Design International, ikonik otel için iddialı bir tasarım yaptı.

Aydınlatma profesyonellerinin saygın isimleri, 36. Uluslararası Aydınlatma Tasarımcıları Birliği (International Association of Lighting Designers -IALD) Yılın Uluslararası Aydınlatma Tasarımı Ödülleri’nin (Annual International Lighting Design Awards) kazananlarını onurlandırmak üzere 22 Mayıs’ta ABD, Philadelphia’da zarif Crystal Tea Room’da bir araya geldi. Organizasyonda 12 ülkeden 23 proje sergilendi. Projeler arasında dış mekânlar, iç mekânlar, çalışma alanları, müzeler, konaklama alanları ve ibadet yerleri bulunuyordu. Bu yılın kazananları, dünyanın farklı yerlerindeki en yenilikçi ve ilham verici mimari aydınlatma tasarım çalışmalarından bazılarını temsil ediyor.

Tüm yarışmacılar arasında en yüksek puanı alan proje, “Excellence” Ödülü’nün yanı sıra Aydınlatma Tasarımında Mükemmellik kategorisi kapsamında “IALD Radiance” Ödülü’nü de kazandı. Lighting Design International bu ödülü ilk kez alıyor. Londra’daki Kimpton Fitzroy’da gerçekleştirdikleri çalışmaları nedeniyle verilen ödülü, ekibi adına Ben Ferris aldı.

Lighting Design International ekibi, Kimpton Fitzroy’da son derece ustalıklı bir kompozisyon sergiledi. Aydınlatma tasarımı, zamana yenik düşmeyen binanın girişini, sadece samimi ve davetkar değil, aynı zamanda son derecede ilgi çekici bir şekilde ortaya çıkarıyor.

Londra’daki otel Kimpton Fitzroy’un açık kahverengi terakota cephesi, gösterişli iç mekânıyla yarışacak ölçüde komplike bir yapıya sahip. Mimarinin kendisi kadar komplike bir tasarım gerektiren dış cephe aydınlatmasının ölçülü bir şekilde sınırlandırılması sonucu, binanın kendine özgü özellikleri gölgelenmek yerine ön plana çıkartıldı.

Binada, her ayrıntıyı aydınlatma hatasına düşülmedi. Bunun yerine düşük ve yüksek çıkışlı armatür kombinasyonu kullanılarak binanın ayrıntı yoğunluğu dengelendi. Hem tüm bina perspektifi açısından hem de her bir kat seviyesinde düşünülen efektlerle lineer ışık kompozisyonları yaratıldı.

Binanın yüksekliği, ana girişi çevreleyen iki kuleden sütunlara kadar çeşitlilik gösteriyor. Zemin kat seviyesindeki sütunlar için 10 W 10º tepe spotları kullanılırken birinci kattaki balkonlar 7 W 10º spotlarla yukarı doğru aydınlatıldı.

Turkuaz renkli çıkma kuleler ile köşe kubbeleri, ışık yukarı doğru yansıyacak şekilde 10 W 9º x 59º lineer grazer’larla yıkanarak aydınlatıldı. Aydınlatma tasarımı, dış cephe döşemesini yoğun bir şekilde gölgelendirerek binayı cadde üzerinden seyredenlerin yanı sıra meydanda daha uzak bir mesafeden seyredenleri de etkileyecek dramatik bir etki yaratıyor.

Jüri üyeleri, projenin 1898’de sıra dışı mimar Charles Fitzroy Doll tarafından tasarlanan olağanüstü mimarisine bir övgü olarak “sınırlandırılmış bir zarafet” sergilediğini belirtiyor. Tasarımcılar, mimariyi akıllıca kullanarak armatürleri gizlemiş. Bu önemli tercih, dikkatlerin bina ile aydınlatma planı arasında kurulan uyumdan uzaklaşmamasını sağlıyor.

Russell Meydanı’ndaki ağaçlar ve diğer binalar görüş açısını sınırladığı için aydınlatma efektleri de farklı yükseklik seviyelerinde kısmen tekrarlanıyor. Bu efektler her cepheyi çevreleyerek binanın yapısal hatlarını aydınlatıyor.

Bina iskeletini güçlendirmek için her pencere pervazına eklenen 1.7 W 12º vurgu aydınlatması binanın köşelerine doğrultuldu. Bu lambalar, konuk odalarının hiçbirine ışık yansımayacak, dolayısıyla iç mekân ambiansı korunacak şekilde konumlandırıldı.

Tarihi simge yapının farkındalığıyla çeşitli cadde seviyelerine yapılan eklemeler ise yoldan geçenleri etkileyen sürprizler oluşturuyor. Detay aydınlatması; sütun ayrıntılarını, armaları, kalkanları, kapı pervazlarını ve binanın girişini koruyan dört İngiliz kraliçesini vurguluyor.

Sıcak bir duygu uyandıran terakota üzerindeki genel efekt, konuklara ve binanın hayranlarına, mimari özelliklerin boyut ve derinliğini görme fırsatı sunarken stratejik olarak yerleştirilmiş tepe spotları ve vurgu aydınlatması kombinasyonu dramatik gölgeler ve ilgi çekici noktalar oluşturuyor.

Bir jüri üyesinin yaptığı yoruma göre; proje, detaylarla dolu bir binanın boğulmak yerine, nasıl “incelikli düşüncelerle güzelleştirilebileceğini ve sadeleştirilebileceğini” gösteriyor. “Bu plandaki düşünce; ana unsurları aydınlatmak, aydınlatılmayacak unsurları seçmek ve harika ışık katmanları yaratmak.”

Projeye katılanlar:

Kimpton Fitzroy Oteli, Londra, İngiltere

Aydınlatma tasarımı: Ben Ferris, Graham Rollins / Lighting Design International

Mimari: EPR Architects

Yapı sahibi: Covivio / IHG

Ana yüklenici: S&T

Elektrik: LJJ

Fotoğraflar: © Gavriil Papadiotis